ufoEh madem her gün yazı yazıyoruz, her kategoriye bir yazı bırakmış olalım. Ben iyice unutmuşum sözlük kategorisini. Halbuki en çıtır çerez tadındaki kategorimiz de buydu. Takır takır yazıyoduk. Öyle uzuuun uzun paragraflara ihtiyaç duymuyorduk. Eveeet, toplanın ekran başına, hastası olduğunuz sözlük, dördüncü yazısıyla işte burada!

UFO: Küçüklüğümüzden beridir bi UFO muhabbeti gidiyo ya, ne olduğunu bilmek istedim. Ben UFO’yu uzaylı zannederdim, meğerse onların yuvarlak araçlarına diyorlarmış UFO diye. Nasıl mı anladım? Açılımı “Undefined Flying Object (Tanımlanamayan Uçan Zımbırtı)”ymış da o yüzden. Yani biz kısaltarak TUZ diyebiliriz :) Asıl merak ettiğim bu TUZ’lar neden hep yuvarlak oluyor? Yani en verimli öyle uçuluyosa bizimkilerin neden hala kanadı felan var? Bölümü bitirip mühendis olunca yuvarlak hava araçları tasarlayıp adını da TUZ-1 koymak istiyorum. Özellikle köylerin üzerinden uçup masum köylüleri korkutmak istiyorum. Hell Yeah! Yaşasın Kötülük!

Lafalimpics Olimpiyatları: Bunu da isminden hatırlaması zor ama anlatınca herkes biliyor :D Evladım izlediğiniz şeylerin ismine bakmıyor musunuz benim gibi :D Hani şu Ayı Yogi, Scooby-Doo (böyle mi yazılıyodu bu) ve Gerçek Kötülerin yarıştığı olimpiyatlar var ya, işte o çizgi film adı bu. Gerçeği Laff-A-Lympics diye yazılıyor. Her neyse, hepinizin gerçek kötülerin bir kere kazanmasını istediğinizi biliyorum. Zira bir kere kazanmışlar da heralde. Ama ben izlerken genelde Scooby-Doo ekibini, ablam da Yogi ekibini tutardı. Bölümlerini bulsam tekrar izlerim aslında, yahu ne keyifliydi. Bence çizgi filmciler bu sese kulak vermeli; böyle değişik çizgi filmlerden karakterleri bir araya getirmek çok güzel birşey. Mesela Naruto ve Ichigo bir araya gelse tadından yenmez :)

İşkembe Çorbası: Bahsi daha yeni geçtiği için bir açıklama yapayım dedim. Ben bu işkembe çorbasını eskiden hiç sevmezdim. Bi gün uzun bir yolculuktan dönüyorduk, yıl ’99, gece bir yerde mola verdik, çorba olarak bir tek işkembe vardı, ilk orada yemiş ve beğenmiştim. Ama asıl yemeye başlamam lisede olmuştu sanırım. Önyargıyla yaklaştığım bu çorba beni utandırmıştı. Şimdi epeyce seviyorum. Dün de annem yaptı evde, çok güzel olmuştu. Ellerine sağlık annecim :)

Up on the Ladder: Radiohead’in son çıkardığı albüm olan In Rainbows’taki bence kulağa en güzel gelen şarkı. Melodisi çok hoş. Sözleri da aynı güzellikte. Hele şarkının orta kısmındaki “so long, so long” diye hafifçe söylenmesi var ki kesinlikle dinlenilmeli. Şarkıyı dinleyince kendimi daha başka bir şehirde hissediyorum nedense hep. Sanki bu günkü kaygılarımdan başka kaygılarım varmış gibi. Bir kitap okumuştum Kaybedenler Kulübü diye, onu hatırlatıyor, nasıl da bir bağlantı kurdum bilmiyorum :) Bu albümde MK 1 ve MK 2 diye de iki tane şarkı var. Onlar da bu şarkının yardımcıları gibi geldi bana. Onlar da dinlenmeli…

Daha iyi sözlük yazılarında beraber olmak dileğiyle, hadi sağlıcakla kalın :)

Etiketler: , , , , , , ,

Bu yazıyı paylaşın