Bilkent’te ilkbahar dönemlerinde bir haftalık “spring break” – ilkbahar tatili – oluyor. Genelde ilk sınavlardan sonra, ikinci sınavlardan önce.. Hani çocuklar bi nefes alsınlar, havalar tam ısınmaya başlarken akılları dışarıda kalmasın diye… Tatilin 3 tam ve 2 yarım günü bitirme projesi için Tekirdağ’daydık. Zaten tatilden birşey anlamamıştık, dönüşüne de pek güzel süprizler bizi bekliyordu. Sevgili hocalarımız sınavları güzel güzel (!) okumuşlar. “Tatilde özlettiniz kendinizi” modunda bizi karşıladılar.
Bu satırları size Esenboğa Havaalanı’nda, 110 ve 111.kapı arasından yazıyorum. Elektriğini sömürdüğümüz kafeden kaldırmasınlar diye çay aldık. Çay 6.5 TL’ymiş. Ayrıca buradaki Burger King’de menü fiyatları da 17 TL civarında. Açız. Tüm bunların üzerine saat 15.00′te kalkması gereken uçağımız arızalanmış. 17.30′da kalkacak dediler önce, sonra tamir edemedikleri için yeni uçak getirmeye karar vermişler, o ise saat 18.00′de burada olacakmış. Şu an saat 16.55. 2 saattir uykuma yenik düşmemeye çalışıyorum. Enes’le Boston’da ev bakıyoruz internet üzerinden. Bosch’taki akşam yemeğini kesin kaçırdık artık. Moralimiz ona da ayrıca bozuldu. Varınca biraz proje bakacaktık, bu gidişle o da yalan olacak. Biraz önce THY’den bir yetkili geldi, yolcular sinirlerinden alkışladılar. Enes de merak etti, onlara bakmaya gitti. Yolcular sinirli, yolcular gergin. Daha doğrusu yolcu olamayanlar =)
Ama hayat genel olarak çok çok iyi gidiyor. Ne kadar terslik olursa olsun hep iyi moddayım bu aralar. Carpe diem!
Dip Not: Bu Enes’in gidişleri bana iyi ilham oluyor ya, o yokken hemen arada yazı patlatıyorum
Dip Not 2: Dün Enes’le master burslarından konuşuyorduk. Bizim bursun %20’si vergiye gidiyormuş. Enes de yattığı yerden “çek ellerini cebimizden Obama” dedi, gülmekten koptum =) Tam muhalefet bu çocuk.
Dip Not 3: THY yolcuları sakinleştirmek için kola sandviç falan dağıtıyor. İnsanların hemen sesi kesildi =)) Kuzucuklaaar =))
Nasıl keklendim bugün ya… Sabah Mathematical Programming sınavım vardı, felaket kötü geçti, moralim bozuk şekilde yurtta yatmaya gittim. Bi baktım Olcay mesaj atmış diyor ki “Benim Georgia’dan olan kabülü iptal etmişler iş tecrübesizliğim nedeniyle ….. Öğlen Burger’a gidelim”. Hayır yani baştan şüphelenmeliydim, böyle bir felaket başa gelecek, o da öğlen yemeği düşünecek. Aradım dersteymiş. Neyse öğle arası beraber Burger’a gittik, Aylin de Olcay’ın oyununa katılmış “sıkma canını” falan diyor. Konuşuyoruz benim de acayip moralim bozuldu, nasıl olur ya mail atsaydın falan diyorum. Sonra bir aydınlanma yaşadım, içimden dedim, bu çocuğun moralinin daha bozuk olması gerekirdi. “Şaka mı bu iş ya” dedim, o da itiraf etti ama kendimi bi kötü hissettim ki, öyle böyle değil. Kara Liste’me ekledim sizi, hatta bunun için Kara Liste diye birşey oluşturdum, ikinizden de intikam alacağım. Şu an bir plan kurmaktayım. Allah’ım ya bi de sabahleyin çıkarken “bugün 1 nisan, kimseye keklenmeyelim” demiştim içimden. Herhalde MP sınavında Barbaros Hoca’nın tokadı fena yaptı beni…
Ama yine de güzel bir 1 Nisan oldu, belki de en güzel 1 Nisan bu olmuş oldu =)
Saat 04.15. Bugün saat 13.30′da bitirme projesinin çok önemli bir sunumu var. O yüzden sabahlayacağız sanırım. 77.Yurt’ta 4.kat çalışma odasındayım, bi tek ben varım. Grubun diğer üyeleri saat 2 gibi gittiler. Enes de demin odaya gidiyorum diye çıktı, inşallah uyuyakalmamıştır. Bi de ben uyurmuşum şöyle masaya doğru.. Sonra hayat dursa ya birkaç saatliğine.. 2 gündür toplam 4 saat uyumuşum. Sevmiyorum uykusuzluğu
O kadar şey yazmak istiyorum ki yine. Kırgınlığımı yazayım, sevincimi yazayım, bunaldığımı yazayım, baharın gelmesine sevindiğimi yazayım.. Her türlü duyguyu bir arada yaşamaya başladım bu aralar. Sevinç de var üzüntü de.. Neden böyle oldu ki bir anda, yani yurt odasında yıllardır sakin sakin yaşayıp gidiyordum. Şikayetçi olduğumdan değil ama bu söylediğim, yani merak ediyorum ne değişti hayatımda, hangi büyük taş yerinden oynadı ki bir anda deprem olmaya başladı. Şimdi bir şekilde ellerimle tuğlalarını tek tek koyduğum hayatımı yıkmış, en baştan yapar gibiyim. Farkediyorum, sanırım değişiyorum.
Uzunca bir zamandır bahsini ettiğim Amerika başvurularımdan en sonunda bir haber geldi. Boston University, Information and Systems Engineering (Bilgi ve Sistem Mühendisliği) bölümüne asistanlıkla kabul aldım Dün gelmiş haber, ben gece 3-4 gibi gördüm. İlk iş Enes’i uyandırdım, çocuk gecenin o saatinde bi şaşkınlık yaşadı sanırım. Gittik zıpladık, Olcay’a haber verdik onunla da zıpladık, ben hemen birkaç kişiye daha haber verdim. Sabahleyin bir bayram havası yaşandı. Özellikle benden daha fazla sevinen kişilerin olduğunu bilmek beni ayrıca mutlu etti. Hepinize hem desteğiniz, hem iyi dilekleriniz, hem dualarınız, hem de en sıkıntılı olduğum zamanlarda bile moral verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Şüphesiz ki, tek başıma bu kadar işi başaramazdım. Belki kabul aldığım yer öyle çok süper bir yer değil, ama hem birşeyleri başarabilmiş olduğumu görmek, hem de bunu sevdiğim insanların desteğiyle başarmış olmak inanın beni çok mutlu etti.
Senior project için yazmaya başladığın heuristic’in Java kodunu tamamla, Enes’e anlat.
Yine senior için hazırlanan simulasyon modelindeki hataları düzelt, çıktıları al, mevcut sistemin istatistiklerini kaydet.
Haftasonu Math. Programming ödevine bak. Daha öncesinde konularına bak. Sayısal bir örnek çöz, Simplex ve Revised Simplex’i anla. Two phase ve Big M metodları için kitabı karıştır.
Çarşamba günkü Sosyal Psikoloji sınavı için hocanın notlarının çıktısını al. Vakit buldukça aralarda oku.
Yeni yazı yazıldığı zaman, yazılar otomatik olarak e-mailinize gelir. Bu sayede siteyi ziyaret etmenize gerek kalmadan yazıları rahatça okuyabilirsiniz.
Açılan sayfadaki onay kodunu girip 'complete' tuşuna basınız.
Son Yorumlar