Artık eminim ki takımlar ve taraftarları arasında doğru orantı var. Takım nasılsa taraftarı da öyle. Ama taraftar doğası gereği mi o takımı seçiyor, yoksa o takımı önceden seçip sonra mı doğası değişiyor bilemiyorum. Ama şurası net; her takımın taraftarının ayrı bir psikolojisi var. Gücenmek yok, ben kısaca şöyle söyleyeyim düşündüklerimi;
Yok senin bir aklın. Düşünmüyorsun, öylesine hareket ediyorsun. Onların peşine beni de sürüklüyorsun. Kafan atıyor esip gürlüyorsun, bazen gidip ağlatıyorsun beni. Dışımdaki Ben’i rahatsız ediyorsun. Seninle uğraşmak istemiyorum. Ya sesini kısmalı senin, ya da bırakmalı yapabilesin istediğini diye. Düşünüyorum, bi yolunu bulamıyorum. İkimiz de aynı kapıya çıkıyoruz sonuçta.
Masasında oturuyordu. Sigarasının dumanına üfleyerek yol vermeye çalıştı. Ne yazsa bilmiyordu önündeki boş kağıda. Bir itiraf mektubu mu, intihar mesajı mı, yaşadıklarının özetini mi… Ne yazmalıydı da içindeki acı çıksındı dışarı. Üzerine eğildi kağıdın, sandalyesi gıcırdadı ve o okunaklı bir biçimde şunu yazdı
Ben satırlarımı, senin için mi yarım bıraktım yani? İnanmam.
Ne zamandır bir roman yazmayı deneyeyim diyordum. Bugün farkettim ki aslında o kadar çok şey birikmiş ki içimde, belki de artık yazmanın zamanı gelmiştir.
MP: Mathematical Programming. Bilkent Endüstri’de 6 yıl sonra tekrar açılan, an itibariyle kolay görünen, ama gün geçtikçe zorlaşacağını düşündüğüm ve kaderin bir cilvesi sonucu almış olduğum ders. Ders kodu IE411. Asıl amacının nonlinear programming olduğuna dair bir iddia var. Henüz göremedik, bekleyişteyiz.
Her zaman nefretin sevgiden daha güçlü bir duygu olduğunu düşünmüşümdür. Çünkü nefret içten gelir, taşar, insanı hiç yapmayacağı şeyler yapmaya zorlar, ve bazen yaptırır. Kavga eden bir adamın samimiyetinden şüphe etmezsiniz. Ama sevmek öyle mi?
Belki de yapamadığımız şeylerin başında geliyor sevmek. Hislerimizi, isteklerimizi ve hırsımızı, biz açıkçası bazen sevgi sanıyoruz. Ama sevmenin başka bir hisle desteklenmesine gerek yok, eğer cidden katıksız ise.
Keşke sorunun cevabı şimdiden biraz daha kolay olsaydı. Mezuniyete 4 aydan az bir süre kaldı ben hala ne yapacağımı bilmiyorum. Ne bileyim, tatil falan yaparım belki, yıllar sonra doya doya. Ne staj derdi var, ne sınav derdi var ne de yaz okulu derdi. Öylesine..
E peki ondan sonra? Tamam hepimiz tatil yapacağız da Eylül ayı geldiğinde sen nerede olacaksın be kardeşim, onu soruyorum. Yani çalışacak mısın, kpss’ye falan mı hazırlanacaksın, Türkiye’de yüksek lisans mı yapacaksın yoksa yurtdışı işi falan mı var, yoksa hepten evlenecek falan mısın? Yani nedir senin olayın?
1. Sabır etmek için ümit gerekiyor.
2. Ümit beslemek ise çoğu zaman insanı zayıf düşürüyor.
3. Zayıf düşen insanın keyfi kaçıyor.
4. Beklemek canını acıtıyor.
5. Ne yapacağını bilemiyor.
6. Kafasındaki sorularla yaşamaya devam ediyor.
7. Tüm bu sabrının, beklediği şeye gerçekten değeceğini biliyor, ama vuslatın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinden emin değil. İşte sorun da burada.
Yeniden merhaba. Son zamanlardaki koşuşturmaca içinde bir nefes alabildim sanırım. Sadece fiziksel olarak değil, kafamda da yüzlere tilki dolaşıyordu. Ama şimdi biraz daha iyiyim sanırım.
Son iki dönemdir çok az ders alan ben, şaşırtıcı bir biçimde, almam gereken tüm derslerin yanına hem akademik araştırma dersi hem de asistanlık almaya çalışıyorum. Yetmezmiş gibi part-time iş için başvuru yaptım. Gerçi sanki olmadı gibi, bir dönüş yapmadılar ama şimdi düşününce belki de daha iyi oldu diyorum. Zira bu kadar yoğunluk içinde yetişemeyebilirdim.
Kaybolan hayallerin uğradığı son liman burası.
Kaybetmişlerin yakını, umutların az uzağı,
A’rafta kalmış isteklerin son defa toplandığı,
Karanlık yola çıkacaklara bu son kapı, bu son uyarı.
Burada yaşar, tadar bu sîne lâtenâhi ızdırabı,
Yalnızlık bir kez daha öğrenirken gözyaşını.
Dertler anlatılır, fısıltının bile dışarı taşmadığı.
Ben söyleyemem ama, yalnız siyah-beyazdır,
Bu memlekette ağaçların yaprağı.
Neden bilmem, hep kapalıdır havası,
Hiç bitmez yağmuru, fırtınası.
Burası.. tanıdığınızı sandığınız yazarın,
Kâvi ama mahzun, biraz da küskün dünyası.
Yeni yazı yazıldığı zaman, yazılar otomatik olarak e-mailinize gelir. Bu sayede siteyi ziyaret etmenize gerek kalmadan yazıları rahatça okuyabilirsiniz.
Açılan sayfadaki onay kodunu girip 'complete' tuşuna basınız.
Son Yorumlar