Ne Dediler?
Bu da bizim nacizane ziyaretçi defterimiz oldu
Emre Deniz: sertalp bilal çay -benim kullandığım ismiyle bilal-, bilkente kayıt olduktan sonra ilk tanıştıklarımdan ve kısa sürede kaynaştığım sevgi dolu bir insan. doğu kampüsteki 91. yurtta kapı komşum, bir süre kadar da oda arkadaşım. hoş gerçi odaya pek uğramamıştı ama olsun yine de oda arkadaşı sıfatını hakediyor. özellikle bilgisayar ekranında paint ya da word de kocaman yazılarla sabah görmem için bana not bırakıp da uyuması hiç aklımdan çıkmayacak bir özelliği. kısa bisiklet turları yoldaşım. her ne kadar uzun turlara gelmeye ikna edemesem de bilkent civarlarında, kayda değer çok güzel turcuklar gerçekleştirdik. hele 2007 ramazanında gece turlarımız gıpta edilecek düzeyde ve her zaman özlenecek kadar iyiydi. ayrıca vakti zamanında bursaya ve istanbula yaptığımız gezilerde birlikte geçirdiğimiz vakitler de unutulmayacak. tuttuğu blogu çok seviyorum ve genelde yorum bırakamasam da düzenli olarak takip ediyorum. umarım vazgeçmez blog tutmaktan, çünkü kurduğu cümlelerin okunmaya değer olduğuna inanıyorum. onları kendisine saklaması bencillik olurdu. hayatta başarılı olup da mutlu ve sağlıklı bir şekilde yaşamasını canı gönülden istediğim ve kendisini her alanda, her durumda desteklemek niyetinde olduğumu kendisine bildirir, selam ederim. e.d.
İbrahim Sidat: Sertalp Bilal, farklı şehirlerde yaşamamızdan dolayı henüz görüşememiş olsak da bloğundaki yazıları ve bloğumdaki yorumları sayesinde kendisini epeyce tanıdığımı düşündüğüm iyi bir insandır. Varlığından ilk olarak Geyik Mühendisi’ndeki bir linkten haberim oldu. Programlama, oyun ve endüstri mühendisliği ile ilgili yazıları onu takip etmeye başlamama neden oldu. Bloğunu inceledikçe ve her yeni yazısını okudukça onda kendimden bir parça buldum ve onla çok sayıda ortak özeliğimiz olduğunu farkettim. Eminim nitelik olarak da öyledir ama bence tip olarak tam bir mühendis, gelecekte başarılı olacağını diliyor ve düşünüyorum. Bir de arada sırada, bilmem kaçıncı boyuta çıkıp iniyor, ağırından, tam sevdiğim tip yazılar yazıyor. Temennim gelecekte onla buluşup böyle uçuk konular üzerine uzunca sohbet etmek. “Temenni sorusu” nu doldurmak için öylesine demedim, bunu gerçekten istiyorum
Diğer temennim de okul hayatı sona erince sanal üzerinden de olsa biz okurlarıyla irtibatı koparmamasıdır. Hayatı boyunca başarılı ve mutlu olması dileğiyle… (aka Seamus Siddeley)
Pelin Diren: Bilal, seni hep pek konuşkan biri olmayan biri olarak görüyordum ta ki kendine ait bir blogun olduğundan haberim olana kadar. Meğerse hep ordan paylaşıyormuşsun görüşlerini. Bu sayede aslında anlatacağın birşeyi bir kere anlatarak aynı anda birçok kişiye de ulaşabiliyorsun. Bu da tam bizim bölümümüze uyan bir nevi iletişim optimizasyonu oluyor değil mi? Şaka bir yana gerçekten çok içten ve samimi bir dille yazdığın bu bloğun devamını dileyerek, sana üniversite sonrasında gönlünün istediği şekilde bir hayat diliyorum.
Hamdi Aksu: çocukluğumuzda beraber top oynardık,bisiklete binerdik. büyüdük adam olduk sandık yeri geldi sınavdan da kaçtık. her nasıl yaşanması gerekiyorsa senle de öyle yaşadık sevgili arkadaşım dostluğu.bir cümle bile bazen çok şey anlatır derler. ama sen ve benim yaşadığımız güzel anılar için sadece tek bir özel kelime söyleyeceğim: özlem.
Sevgili dostum hayatında sana evveliyatında muntazam bir sağlık,bir ötesinde huzurlu bir hayat birazcık daha ilerisinde mükemmel bir eş ve başarılı bir kariyer temenni ederim. Zaten sonuncusunu başaracağından adım kadar eminim. Sen diğerlerine uğraş:)İnşallah ileride tekrardan yaşımıza başımıza bakmadan kahkahalar atarak bisiklete binecek kadar cesur oluruz.İçindeki çocuğu kaybetmemek üzere kendine iyi bak sevgili dostum….
Duygu Teke: Hani okyanus kadar derin,dolu,özgür ve bilinmezlik dolu deriz ya,işte Sertalp tam da bu satırlara uyan biri..Çok sık muhabbetimiz olamıyor bir türlü,ama yardım istediğim her konuda,sonuna kadar desteğinide hiç esirgemedi. O yüzden dedim okyanus diye. Bilmediği,çok da tanımadığı birine,denizlerinde yer vermesi. O gösterişli okyanus,sessizce dinler ya hani bizi, sırlarımızı, dertlerimizi…Ağlarız ya ona,kimseye ağlayamadığımız kadar. İşte bu yüzden benzettim Sertalp’i bi okyanusa… Yıllığında bir yerim olsun istedim. Hayatın boyuna hep mutlu ol,sevgili turuncu küçük balığım.Dilediğin kadar okyanuslara açıl.Kaybolacağını bilsen de,korkma karanlıktan.Orası senin en özel yerin çünkü… Sana mavi kelebeğin kanadındaki,mavi umutları emanet ediyorum.Onlar sende olduğu sürece mutlu olacağım.Sende mutluluğunu esirgemeden devam edeceksin hayata… Masmavi bir dünya kurmuşuz… Sen denizlerde,ben kanatlarımda.Umutlarımız,mutluluklarımız bunlarda gizli.Umarım senin denizlerin kirlenmez,benim de kanatlarım kırılmaz… Sevgi dolu yüreğimden,yüreği sevgi dolu insana kocaman sevgiler…
Yasemin Arslan: Bilal sen hayatımda gördüğüm en zeki kişilerden birisin. Bazen kendi kendime “Bu kadar zeka bir insana fazla” diyorum. O kadar ustaca kod yazıyosun ki imrenmemek elde değil. Loopları, metotları, classları hiç duraksamadan sanki herhangi sıradan bir yazı yazıyormuşçasına yazman hakikaten insanı hayrete düşürüyor. Seni tüm samimiyetimle tebrik ediyorum. Umarım seni ilerde kariyerinde zirve yapmış bir iş adamı olarak görürüz. Görüşmek dileğiyle.
Emre Kara: Nerdeydin olm 3 senedir? Niye selam vermiyodun bana? Sosyoloji derslerine mi kalacaktı tanışmamız? (Yok kalmadıydı zaten, Mercedes’te staj yaparken tanıştıydık, hatırladım şimdi..) Neyse ki bu sene bayağı görüşüyoruz. Kahvaltılar, sunumlar, Naber abi? İyidir dayı, senden naber? başlangıçlı muhabbetler.. EK: Nasıl gidiyo olm 490? SBÇ: Ehehehe, aslında gitmiyo abi.. (: Başlamam lazım bu aralar, yoksa yetişmeyecek.. Ya blogunu okumiyim, okumiyim diyorum ama, arkadaş ordan burdan herkes senin blogu konusuo, facebookta her yerden senin blogun yazıları çıkıo, haliloğlu gelip olm adam telefonlara java oyunu yazıomuş, Bilal TOEFL’dan x almış, GRE’den y almış, z,t,w okullarına başvurmuş diyip duruo. Tamam arkadaş anladık, kaçış yok takip etcez bundan sonra, an itibariyle blogun yer imlerim arasında “igoogle” ile “elective courses” arasında yerini aldı. Bigün benimle ilgili bir yazı yaz da havamız olsun..
Emre Haliloğlu: Yaklasik 3 sene boyunca uzaktan gorup sadece selamlasmakla yetindigim, esasen bu sene tanidigim guzel insan. Keske seni daha onceden tanisaymisim. Eminim ki cok guzel bir gelecek seni bekliyor,samimiyetini de hicbir zaman kaybetme.Mutluluklar
Olcay Sarmaz: Sertalp Üstadım! O kadar güzel bir kişiliğin var ki hareketlerin,davranışların ne kadar mütevazı bir insan olduğunu gösteriyor. Seni sadece güzel sohbetinle değil şiirlerinle, denemelerinle ve bloglarınla tanıyorum; iyi ki tanıyorum
Bu güzel kişiliğinle sana her kapı açılacaktır; biliyorum. Dostluğumuzun devamı çok daha güzel olacak
Bir ömür boyu mutluluklar dilerim kardeşim…
Ahmet Bora: Merhaba değerli dostum Bilal,
Kalbin kadar temiz olan class’ında bana da yer ayırdığın için çok teşekkür ederim.
5 yıl boyunca yaşadığımız şeyler bir array’e sığmayacak kadar fazla. Dolayısıyla spesifik olarak olaylardan bahsetmeyeceğim.
Öylesine zeki bir insansın ki, seni farklı durumlara kısa zamanda yeni çözüm yolları önerebilme özelliğinle hatırlayacağım. Her if durumu için bir else planın mevcuttu.
Şimdiye kadar ki başarılarla dolu akademik hayatında hiçbir syntax error ile karşılaşmamış ve hep düzgün run etmiş olabilirsin. Ancak, hayatta hiçbir exception ile karşılaşmayacağını umacak kadar polyannacı olmamalısın. Buna uygun error handling mekanizması muhtemelen hayatın documentation’u olan kitaplarda mevcuttur. Kitap okuma alışkanlığına sahip biri olarak bilirsin ki bug’larımızdan kurtulmak ve yeni service pack’ler ile kendimizi bir üst versiyona update etmenin tek çaresi onlar. Ancak buna rağmen yine de sorunu çözemediğin durumlarda on error resume next metodunu kendine şiar edinmelisin.
Bu 5 yıllık süreç içerisinde senden birçok şeyi inherit ettik, emininki ileride başarılarla dolu hayatın birçok kişi için örnek olarak takip edilecek bir tutorial olacak.
Sahip olduğun sağlam structure sayesinde hayattaki hiçbir loop’a takılmayacağına ve hep true yolu takip edeceğine inanıyorum. Umarım yıllar senin şuan ki user friendly interface’inden hiçbir şey eksiltmez ve yüzündeki gülümseme her zaman devam eder.
Bu yazıyı burada compile ediyor ve seni public class’a embed ediyorum.
Hoşça kal Yüce Developer.
Ahmet Bora(2):
// Degerli Dostum Sertalp Bilal’e
import java.yillik.*;
public class Bilal extends Yillik
{
Bilgisayar ile öylesine derin bağlara sahipsin ki, içindeki sevgiyi ve derin düşünceleri de bilgisayar aracılığıyla birçok insana ulaştırmayı başardın. Dışarıdan bir göl gibi sakin göründüğün halde içinde kopan fırtınaları bloğun sayesinde örgendik. Severek takip ettik ve her gün yeni yazı var mı diye kontrol ederek adeta bağımlısı olduk
Uzunca gibi görünen üniversite hayati dostlar ve muhabbet olmasaydı böylesine güzel geçebilir miydi? Bu yılları değerli kılan senin gibi değerli dostlarımız ve sahip olduğumuz anılarımızdır. Büyük bir kısmını beraber geçirdiğimiz bu yılları birkaç cümleye sığdırmak mümkün mü? Her seferinde aynı şeyi tekrardan yaşadığımız son gece sendromları. Proje, ödev, sınav çalışmalarımızı son geceye bırakıp ertesi gün uykusuz dolaşmamız. Gecenin tam ortasında yaşadığımız ASPAVA maceraları… Gece yarısı kavurma ve patates kızartması yapmamız
Bilalcim, ömür boyu sürecek dostluğumuzun en kötü anının bile şimdiki gibi güzel olmasını dilerim. Zekiliğin ve çalışkanlığınla her zaman başarılı olacağına inanıyorum. Ümit ederim ki hayatta arzuladığın hedeflere ulaşır ve daima mutlu olursun.
}
Cansu Çakır: Islak bir sokakta bulursun kendini, yüreğin taş… Bir şairin ayrılık tarifi bu. Şimdi bir yol ayrımındayız ve her yol ayrımı geride ayrılıklar bırakıyor. Geçmez sandığımız beş yıldan geriye şimdi güzel arkadaşlıklar, paylaştığımız anılar kaldı. Sisli bir perdenin arkasında bizi bekleyen geleceğe doğru ise kimimiz emin kimimiz korkak adımlarla ilerliyoruz… Üniversite hayatımız boyunca paylaştığımız güzel anılar oldu, seni yakından tanıma fırsatı edindim. İçindeki şair ruhunu gördüm, düşünceli, sabırlı, dürüst insanı tanıdım. Blogdaki yazıların sayesinde sevincini, üzüntünü paylaştım… İyi ki seni tanımışım. Yüzünden gülümseme hiç eksik olmasın arkadaşım..
Mehmet Fatih Cabıoğlu: Hazırlıkta başlayan, 4 sene boyunca devam eden ve bir ömür boyu devam edecek olan dostluktur bizim sahip olduğumuz şey. Seninle olan muhabbetlerimizin gerçekten ayrı bir tadı var. Sanki durmasak sonsuza kadar devam edecek olan bu sohbetlerimiz benim için çok değerli hatıralardır. Anime, manga, eycof derken geçen vakitlerimiz… Hayat üzerine yapılan felsefeler… Milli kütüphanede yapılan ödevler ve sınav hazırlıkları… Ders çalışma niyetiyle başlayıp eycof oynayarak sonlandırdığımız proje çalışmaları… Midenin vücuda hâkimiyetini koyduğu gecelerde gidilen Çukurağa ve Aspavalar… Bunların hepsi hayatım boyunca özleyeceğim anlar olacak. Ancak biz ne kadar durdurmak istemesek de zaman geçiyor ve bu uzun gözüken ancak hiçbir şey anlamayacak kadar hızlı geçen üniversite yolcuğunda son durağa varıyoruz. Her ne kadar hepimizin bir tarafa dağılacağını düşünsek de bizim dostluğumuzun ben bir ömür boyu süreceğine yürekten inanıyorum. Senin sevdiklerinle beraber mutlu bir hayat geçirmeni temenni ediyorum.
Doğukan Duman: Sanırım ilkokul 3.sınıfın başıydı.Kim bu yeni gelen diye hiperaktif tayfası konuşuyorduk. Sonra ne oldu orası biraz puslu hatırlanması biraz güç, tahminen ben seni rahatsız ede ede en son tanışmak zorunda kaldık. Kaç defa platonik olduk sınıftaki kızlara? Kaç defa casus filmlerini aratmayacak planlar yaptık ağızlarından laf alacağız diye?(ya da ben kaç defa çöptede ki yırtık mektupları birleştirdim
) Hatırlamıyorum. Sizin evin önünde top oynamalarımızı mı anlatsam,yaptığım her sakarlığın sende patlamasından mı bahsetsem yoksa defalarca sıkılmadan bıkmadan age of 1′in demosunu bitirmeye çalıştığımızı mı anlatsam. Şimdi düşünüyorum da hayatımda en çok hayal kurduğum dönem seninle birlikte geçirdiğimiz o dertsiz tasasız masum yıllardı sanırım. O yıllardan en iyi hatırladığım şey 4-5 kafadar bir araya gelip oturup sizin çakırtepe sapağında ki evinizin arka odasında sürekli plan yapıp hayallerin içinde kaybolmamızdı .Belki daha birçok şeyi hep beraber yaşayabilirdik tabi hayat izin verseydi! Sen gerçekten çok bir “dostsun” ve hayatımda yerin hep ayrı kalacak sen marsta ben ayda olsam bile. Ayrıca benim çok iyi bildiğim ancak kimsenin henüz tam olarak fark etmediğini düşündüğüm bir şeye sahipsin.. geniş uçsuz bucaksız bir iç deniz, zaten bu denizi gören, senin o denizi ne kadar çok paylaşmak istediğini de fark edecektir. Kendine çok iyi bak çocukluk arkadaşım umarım yol aldığın denizde hiç bir zaman fırtınalara denk gelmezsin ve umarım kariyerinde o kadar çok yükselirsin ki acaba doğru yolda mıyım diye kendine sormana gerek kalmaz. Seni mutlu edecek şeylerin sürekli vuku bulması dileğiyle
Hüseyin Duman: Bili, son beş yılda en çok gördüğüm insan;
Bu yazıya nasıl başlasam diye çok düşündüm çok şeyler yazdım ve sildim. Hiçbiri istediğim gibi olmadı. Sanırım hissettiklerimi anlatmakta çok başarılı değilim yada hissettiklerim kolay anlatılacak şeyler değil. Burada yanlış manalar çıkmasın tabi.
Beş yılımızı birlikte geçirdik, bu dönem içerisinde birlikte yaşadıklarımızından çok paylaştıklarımız beni etkiledi, onun için de burada seninle buraya gittik bi gün şöyle yaptık gibi şeyler yazmak istemiyorum. Tattığım en güzel hisleri de, en acı çektiğim zamanları da seninle paylaştım. Ayrıca hayatımın aşkıyla da beni sen tanıştırdın. Bunların hepsi için sana çok teşekkür ediyorum. Çok damar bir yazı oldu ama seni düşününce bu moda giriyor insan galiba. (Genelde bu havada takılman bunda etkili sanırım.) Seni hep depresyona girmeye meyilli, maç izlerken gergin, başarılı insanlardan hoşlanan, çocuk ruhlu balık olarak hatırlayacağım ve gözlerimin önüne yorganı boğazına kadar çekmiş masum yüz ifadesi ile bana bakan halin gelecek. İleride inşallah üniversite yıllarında tadamadığın hisleri tadarsın ve duygusal kişiliğin sana bundan sonra mutluk getirir.


Son Yorumlar