Köprü
Kitap Tanıtımı 9 Aralık 2007, Pazar
Okumam yaklaşık 1 ayı bulduğu için nedense bu kitap bende hoş hatıralar bırakmadı. Ne kadar sınav ödev varsa hep bu kitabı okuduğum zaman diliminde oldu. Son 5 aydır en uzun sürede bitirdiğim kitap da bu oldu aynı zamanda. B.Traven’in Köprü adlı romanı, beni cidden yordu farkettiğim kadarıyla.
Köprü, bir Amerikalı’nın (ki hikayeyi birinci ağızdan anlatan kişi) Kızılderili köyünde yaşadığı bir günü anlatıyor. Bir misafir olan yazarımız, Kızılderilileri izlerken medeniyetin özellikleri hakkında derin bir düşünce yaşıyor. İki ırk ve ülke arasındaki farkları, yaşayışlarını karşılaştırıyor. Bu düşüncelere sebep olan olay ise, bir Kızılderili küçük çocuğun, hergün geçtiği köprüden geçerken ayağının kayıp ırmağa düşmesi, boğulması ve akabinde gerçekleşen cenazesi. Okurken insanın yüreğini burkan yerler var. İnsanın gerçekte ne olduğu, nasıl duygular yaşadığına dair çok hoş incelemeler de bulunuyor. Eğer vaktiniz varsa ve düşünmekten hoşlanıyorsanız Köprü size göre bir roman. Ama yok, siz sadece olaylardan oluşan romanlardan hoşlanıyorsanız, o zaman köprü sadece anlattığı 5-6 saatlik bir olay dilimiyle sizi sıkacaktır. Medeniyetin yararlı mı zararlı mı olduğunu daha iyi tahlil etmemize oldukça yardımcı olacak bir kaynak Köprü.
Her zaman yaptığım gibi kitabın arka kapağındaki yazıyı da ekliyorum:
“Romanın öyküsü oldukça basit: Bir yerli çocuğu (Muchacho) Tamesi nehrinde boğulur ve bütün köyün katılımıyla birkaç saat içinde gömülür. Traven, öykü ve romanlarında rastlanmayan bir ruhsal-psişik ayrıntı gerçekçiliğiyle, okuru uygarlık ile cangılların yerli halkı arasındaki gerilimin içine taşır. Yerli anneyi, tropikal cehennemde hızla çürüyen oğlunun acısıyla kıvrandıran bu ölümcül kaza, bir tesadüf değil, uygarlığın yol açtığı bir felakettir; çünkü çocuğun çıplak ayakla her gün kolayca geçtiği köprüden tökezleyip suya yuvarlanmasının nedeni, Teksas’tan getirilmiş bir çift çizmedir. İlkel dünyanın, uygarlığın (Amerika’nın) lanetine uğramasının simgesidir bu çizmeler. Ve bu laneti davet edenler, bir yandan da tekilaları çekip, Amerikan müziği eşliğinde, çocuğun mezarı başında dans eden yerlilerdir. Uygarlığın adının sanayi ile yer değiştirdiği, sanayinin de çoktan “çevre felaketi” olarak yorumlanmaya başladığı günümüzde, Köprü, apayrı bir boyut kazanıyor.
Köprü: Cangıldaki uygarlık.”
Bordo Siyah Klasik Yayınlar’dan çıkan Köprü, toplam 283 sayfa. Orjinal adı “The Bridge In The Jungle” ya da “Die Brücke im Dschungel”. İlk olarak 1929′da basılan kitabı, Esat Nermi Erendor’un 1976′da yaptığı çeviri ile basılan 2006 baskısından okudum. Aşağıda da ilgili linkleri bulabilirsiniz:
Etiketler: amerika, b.traven, felsefe, kitap, köprü, medeniyet, roman


9 Aralık 2007 Saat:15:11
anlattığına göre güzel bir kitap…
utanıyorum kendimden ama en son ne zaman kitap okuduğumu hatırlamıyorum.. lisedeyken çok okurdum şimdi elime aldığım sadece dergiler…
ama öyle magazin onun bunun hayatı bilme ne dergileri diil..
kişisel gelişim bilim edebiyat dergileri falan…
yeni bir haftaya daha giriyoruz.. iyi haftalar..
gönlünce kal
9 Aralık 2007 Saat:16:49
heheheee..ben bu kitabı okumuştum..
bu bir ilk..
9 Aralık 2007 Saat:19:24
yhaa bu noktacom mahallesinde sertalpbilal diye bi çocuk varmış,çook tatlı bişiymiş,bölee turuncu turuncu da yüzermiş,ama bugünlerde biz uğramaz olmuşlar??
Acaba buraya geldimi?Gördünüzmü??