
Bu akşam biraz internette dolaşayım dedim. Wikipedia’da rastgele sayfalar açarken bir anda karşıma Tarihi ve Çağdaş Türk Devletleri sayfası açıldı. Hem tarih bilgimi tazelemek için, hem de ilgimi çektiği için bir bakmak istedim, ondan sonra sayfalar ardı ardına geldi ve beni bu yazıyı yazmaya kadar sürükledi.
Çin Halk Cumhuriyeti’nin batı tarafında Uygur Özerk Bölgesi diye bir bölüm var. Bilinen adıyla Sincan Uygur Özerk Bölgesi ya da Doğu Türkistan. Bizim bayrağımızın neredeyse aynı bir bayrakları var, sadece rengi değişik. Rusya, Kazakistan ve Kırgızistan gibi devletlerle de sınır komşuluğu var. Çin’in en büyük bölgesini oluşturuyor burası. Çin’in tüm topraklarının yaklaşık olarak altıda biri burada bulunuyor. Doğu Türkistan adının kullanılması Çin Hükümeti tarafından Pan-Türkizm ya da bilinen adıyla Turancılık’ı çağrıştırdığı için yasaklanmış. Bölge halkının %45′i Uygur Türkleridir.
Bizden binlerce kilometre uzakta, yine de Türk benliğini kaybetmemiş bir yer Doğu Türkistan. Mavi-Beyazlı, Ay-Yıldızlı bayrakları ile, yaşayışları, inanışları ve adetleri ile küçük farklılıklar dışında bize çok yakınlar. İnternet üzerinden yaptığım sınırlı araştırmalarda çok ilginç şeylere rastladım. Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırma Entisüsü’nün düzenlemiş olduğu bir nevruz panelinde, bir Doğu Türkistan’lı misafir olan Gülbehrem Gafur şöyle demiş:
“Sizlere Sincan Özerk Bölgesi’nde yaşayan Uygur Türklerinden selamlar getirdim… Bu gün burada yaşayan Türkler atlarından kalma geleneklerini devam ettirmektedirler. Nevruz Bayramı binlerce kilometre uzaklıktaki karlı Altay dağlarının eteklerinde coşku ile kutlanmaktadır. Şarkılar, söyleyip, danslar edilmekte, at koşturulup, nevruz yemekleri hazırlanmaktadır. Nevruz Uygur’ları çok eskiden beri süre gelen ananevi bayramıdır. Miladi 550 - 581. yıllarda Doğu Türkistan’daki Türklerin eskiden atalarının oturdukları mağaralara gidip, törenler düzenledikleri bilinmektedir…. Ünlü bilgin Kaşgarlı Mahmut yazıtlarında Türk boylarının yeni yıl yerine “yeni gün ” ifadesi kullandığı görülmektedir. Kaşgarlı eserinde ilkbahar ayına oğlak ayı denir çünkü bu ayda oğlaklar büyür der…” [R]
Doğu Türkistan’ın baş kenti Urumçi. 2.1 milyon nüfusa sahip olan şehirde yıllardır büyük
gerginlikler yaşanıyor. Hun Türkleri ve Han Çinlileri arasında yıllardır süregelen mücadele, birçok İnsan Hakları Örgütü tarafından kınanmıştır. Urumçi, Çin Halk Cumhuriyeti’nin sindirme politikası diyebileceğimiz hareketleri doğrultusunda Han Çinlileri ile doldurulmuştur.Bir kaynakta bu durum şöyle geçmektedir: “Komünist rejim, 1949 yılından itibaren, bir yandan Müslümanları imha ederken bir yandan da bölgeye sistemli bir biçimde Çinli göçmen yerleştirdi. Çin hükümetinin 1953 yılında başlattığı bu kampanyanın etkisi son derece düşündürücüdür. 1953 yılında bölgede %75 Müslüman, %6 Çinli yaşarken bu oran 1982 yılında %53 Müslüman, %40 Çinli’ye yükseldi. 1990 yılında yapılan nüfus sayımında ulaşılan %40 Müslüman, %53 Çinli nüfus oranı bölgedeki etnik temizliğin boyutlarını göstermesi açısından son derece önemlidir.” Urumçi’nin şu an %75′ini Han Çinlileri oluşturmaktadır. İnternet üzerinde Doğu Türkistan’la ilgili yazılarda şehrin adı Ürümçi olarak da geçmekte gördüğüm kadarıyla.
Uzun yıllardan beri bölgede gerginlik hakimdir. Nedensiz idam cezaları çok yaygındır. Müslüman-Türk halk sürekli olarak Çin kontrolünde yaşamaktadırlar. The Independent Gazetesi, 20 Ekim 1988 sayısında bölge için “katıksız ırkçı düşünce ile zehirlenmiş bir zihniyetin göstergesi” ifadesini kullanmıştır. 1990 yılından sonraki dönem bu zamana kadar olan döneme göre daha yumuşak geçmiştir. Komünizm altında yaşayan bu insanlar, yine de kendi kültürlerini devam ettirmek istemektedirler. Çin’in büyük baskısı altında sadece 1961-1965 yılında 13 milyon Uygur Türk’ü ölmüştür. [R] Bölge halkının umudu bağımsızlık yönündedir fakat bunun gerçekleşmesi göründüğü kadarıyla oldukça zordur. Bazı kaynaklarda “esaret altındaki son Türk Yurdu” olarak bahsedilmektedir, Doğu Türkistan için. Bağımsızlık için mücadele eden kurumlar bulunmaktadır. Çin’in uyguladığı ilginç politikalardan biri de, Çin Tarihi derslerinde, Türkler’in aslında Çin soyundan geldiğini iddia etmeler. [R]
Yazımın sonuna gelirken şunu söylemek istiyorum; küreselleşen dünyada artık insanlar çok farklı meseleler ile meşguller. Dünyanın birçok devletinde bir insana hakaret etmenin bile maddi olarak cezası var. Biz bu kadar ince işlerle uğraşırken, aslında çok daha büyük sorunların farkında değiliz. Aslında Türkiye’mizin, Türk Dünyası’nın lider ülkesi olarak, diğer Türk Devletleri ile daha iyi ilişkiler içinde olmasını beklemek gerekir. Bu sadece Doğu Türkistan için geçerli değil, tüm diğer Türk Devletleri için geçerli. Bu ilişkiyi kurmanın yolu ise, gençlere ve çocuklara, diğer Türk Devletlerinin de tanıtılmasından geçtiğine inanıyorum. Aramızdaki kardeşliği perçinleyecek her türlü girişimin arkasında birçok insan olacaktır. Aradan yıllar ve yollar geçmiş olsa da, oradaki insanlarla aynı kökeni paylaşıyoruz. Bunun da ötesinde o insanlar Türkiye’yi çok seviyorlar. Türkiye’den gelen bir gazeteye bile kutsalmışçasına bakıyorlar, gözyaşı döküyorlar. Hem bizim, hem de onların, çocuklarımıza vermemiz gereken madden küçük, manen büyük bir eğitim olduğuna inanıyorum. Ben bugüne kadar Doğu Türkistan’ın adını hiç duymamıştım, bir de üniversite okuyorum halbuki. Eğitim birinci öncelik, diğer meseleler ise devletin iradesine bağlıdır, bir şey diyemiyorum.
Umarım, Doğu Türkistan yıllardır süren bu bağımsızlık mücadelesi hayırlı bir şekilde sonuçlanır. Kendimi düşünüyorum da, komünist rejim altında insanın kendi kültürünü ve dinini yaşaması ne kadar da zordur. O kardeşlerimiz için umarım dualarınızda boş bir yer vardır. Ben şimdi onları, dua listemin en başına ekliyorum. Binlerce kilometreden hepinizi kucaklıyorum kardeşlerim.
Ayrıca bkz.
- Esaretteki Son Türk Yurdu
- Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği / Kayseri
- Doğu Türkistan
- Doğu Türkistan Haber Merkezi
- Sincan Uygur Özerk Bölgesi - Wikipedia
Etiketler: baskı, Çin, Doğu Türkistan, İslam, Türk Dünyası





06 Kasım 2007, 21:06
Aslında Uygur Türklerinin çektiği zulüm bizden kaynaklanıyor.Turgut Özal ile baslayan Türk cumhuriyetleri ve topluluklarına destek, sonraki hükümetler tarafından devam ettirilmedi.
Diplomatik ve milli güç olarak o kadar zayıfız ki kardeslerimize bile yardım edemiyoruz,,,
06 Kasım 2007, 22:32
Evet Murat çok haklısın, aslında Turgut Özal’ın bu konuda büyük bir hamlesi olmuştu, ne yazık ki ondan sonra sahip çıkan olmadı.
Umarım bundan sonra güçlü adımlar atılır diyeyim…
07 Kasım 2007, 09:41
Teşekkürler Sertalp…
farkında değildik gerçekten.
İşin güzel tarafı, dünyanın her yerinde Türkle karşılaşmak…
08 Kasım 2007, 16:02
abi sana bişey sorucam senin blugunda yazar olma ihtimalim varmı yani mesela bu sitendeki yazarlar nası aldın cevabını bloguma yaz bloguma chot box koydum çok güzel oldu 12 kişiyle sohbet etik çok güzelmiş.
08 Kasım 2007, 16:06
abi yanlış yazdım bir iki kişiyle sohbet ettik
11 Kasım 2007, 00:37
abi kaç gün oldu yaazılı cevap yok çok meşgulmüsün.
11 Kasım 2007, 02:18
abi tmm saol
06 Ocak 2008, 12:19
Uzaklardaki kardeslerimize MUTLU YILLAR.