Birlikte geçen 5 senenin ardından hangi kelimeler, hangi kafiyeler yeter ki seni anlatmaya üstadım. Sen benim hayatımın en yakınıydın, ben de senin depresif oda arkadaşındım. Hazırlıkta ilk tanıştığımız günü hala aklımda. Başın öne eğik düşüncelerle dolu bir insan olarak tanıdım seni. Daha o gün kafama koymuştum seninle arkadaş olacağım diye.

Ama şimdi dönüp bakınca görüyorum ki, arkadaşlıktan, dostluktan da öte kardeş olduk. 3 yıl boyunca 75.yurdun o küçücük odasında her zaman beraberdik. Beraber güldük, beraber depresyona girdik, beraber çekirdek yedik. Urfa’da sıra gecesine katıldık, Abant’ta  dağları gezdik, Ünye’nin sahilinde dertleştik, Eskişehir’de yılbaşında beraber dilek tuttuk, İstanbul’a ve hatta Babaeski’ye bile gittik seninle… Hayatımın her anına şahittin, benim de senin hayatına şahit olduğum gibi. Vefanı, açık sözlülüğünü, neşeni, tembelliğini, uykuya düşkünlüğünü, vurdumduymazlığını ileride ayrı düşersek çok özleyeceğim. Her ne kadar kalıp cümlelerini sevmediğimi söylesem de şu geçen yıllar içinde en çok onlar işlemiş içime. Ben farketmesem de hayatımın tuzu biberi olmuş. Şimdi mezun oluyor olmak korkutuyor beni, umarım üniversite sonrasında da, hayat boyunca da hep bir arada oluruz. Ve inşallah bir gün seninle, açacağın kuruyemiş dükkanında ayaklarımızı uzatıp dükkanın tepesindeki televizyondan şampiyonlar maçı izleyecek kadar genç ve neşeli kalırız. Hayat seninle çok daha renkliydi, hayat boyu başarı dileklerimle, Billy the Pooh. :)

IMG_4906

Bu yazıyı paylaşın