Adetim olduğu üzere mimleri çifter cevaplıyorum yine. Dün, gün boyunca siteye erişilemiyordu, sanırım yine server’la alakalı problemler var. Artık biraz daha böyle olaylar olursa başka bir yerle anlaşıp oraya transfer edeceğim siteyi. Neyse, yurttan ve dünyadan olayları sonra uzun uzun anlatacağım :wink:

İlk mim, sevgili Nina‘dan gelmiş. Sorumuz ise “siz kimsiniz?” Aslında sitemi takip eden birkaç kişi bu sorunun cevabını az çok bilirler, ama yine de daha geniş anlatmaya çalışacağım.

Ben, herşeyden önce, hayatının ilkbaharında :P 21 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. Memleketin başkentinde 4 yıldır üniversite okuyorum, nasipse gelecek sene de mezun oluyorum. Bu yaşımıza kadar doğru düzgün önem vererek yaptığımız tek iş okumak olduğu için, sanırım onu böyle en başa yazmam gerekiyordu. :)  Her ne kadar artık çocuk olmasam da, yine de çizgi film ve anime izlemeyi seven, eski ateri oyunları gördüğünde erinmeyip bitirmeye çalışırım. Balık burcuyum, ve sanırım bu yüzden duygusal hayatım hep fırtına içindeki taka gibi :) Karadenizliyim. Hem annem hem de babam karadenizli olduğu için öz karadenizliyim. Dünyanın en güzel yerlerinden biri olduğuna inanırım memleketimin. Çocukken Ankara’ya gelmek en büyük hayalimdi, şimdi ise yazları evde keyif çatmak en büyük hayalim :D

Yeri geldiğinde çok sinirli biriyim. Bir sinirlendiysem sakinleşmem çok uzun sürmez. Bir söze kızdıysam kafamda onu tekrar tekrar dinlerim, ve bu yüzden nadiren istenmedik kavgalara yol açabilirim. Yenilmeye tahammül edemiyorum. Bu basit bir oyun bile olsa, yenilmek her nedense beni üzüyor. Bu nedenle yaptığım şeyde ya en iyi olmaya çalışıyorum, ya da hiç bulaşmıyorum.

Birazcık yarım ay’a benzeyen göbeğimden de belli olacağı üzere, hayatının her döneminde “yaşasın yemek yemek” diyorum. Sanırım ilerde evlenirsem dikkat etmem gereken ilk kriter, adayımızın ne kadar iyi yemek yaptığı olmalı. O derece yani :) Obur değilim, ama iştahlıyım. Sevdiğim yemekleri tabak tabak yerim.

İnsanları kırmayı hiç sevmem. Birini kırarsam mutlaka ben de üzülmüşümdür. Gerçi son yıllarda biraz daha duyarsız davranmayı, insanları takmamayı öğrendim ama yine de sevmiyorum bunu. Buradaki asıl problem, insanlara çok fazla değer veriyor olmam sanırım. Hayatımın birçok farklı döneminde, insanlara hak etmedikleri kadar değer verdiğimi buradan bakınca görebiliyorum. İnsan hayatında sürekli hata yapıyor elbette, ama beni çok üzüyor yaptığım hatalar. Geleceğe dönük bir insan olmayı çok isterdim, ama birçok meselede hep geçmişi sırtında taşıyan biri gibi hissediyorum kendimi. Küçükken hayatta her istediğime bir şekilde ulaşabilirim zannediyordum. Ama şimdi anlıyorum ki hayatta yalnızca çok az şey istediğimiz gibi gidiyor.

Yaptığım işlerde birisinin yönlendirmesine ihtiyaç duyan bir insanım. Evet, kendimden motorlu değilim sanırım. Yapacağım işlerde motive olmazsam çok iyi yapamıyorum. Tek başıma ders çalışmak mesela bana çok zor geliyor. İş hayatında bunun nasıl bir negatif etkisi olacak onu da ayrıca merak ediyorum.

Birçok insana ilginç gelen bir adım var. Çoğu zaman “Sertaç, Sertay, Sertab, Seralp” gibi anlaşılabiliniyor. İnsanların duymadığı bir isim söyleyince anlamamalarını normal karşılıyorum ama Yapı Kredi’deki işini yarım yamalak yapan görevlinin, bundan 4 yıl önce ilk alacağım banka kartımın üzerine “SERTALİP” yazmasını hâlâ anlayamıyorum. Sen emin olmadan, ne diye yazıyorsun ki onu oraya. O gün çok sinir olmuştum ama bugün gülüyorum buna :D Bilgisayara çok düşkün bir insanımdır. Hayatımın çoğu zamanını bilgisayar başında geçiririm. Buna hem internet gezinmeleri hem oyun hem de ders çalışma işleri dahil. Sevgili ailem bana küçük yaşta bilgisayar aldıkları için çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Bilgisayar konusunda epeyce birşey biliyor oldum. Daha da önemlisi ilgim hep o yönde gelişti. Şimdi bilmediğim birşey bile olsa, araştırıyorum ve bundan bunalmıyorum. Bilgisayar Mühendisliği okumayı istemiştim, ama nasip Endüstri’deymiş. Hayırlısı bakalım.

Hatalarım söylendiğinde bundan pek hoşlanmayan bir insanım. Eleştriye açığım, ama o kadar da değil. Benle aynı seviyedeki insanların bazı konularda bana akıl vermeye çalışması en sinir olduğum işlerden biridir. Sen mi yazdın kainat kitabını diyesim geliyor. Haklı olduğunu düşündüğüm eleştriye ise sadece susarım, zihin sayfalarıma kaydederim. Öyle bir şey işte bu da.

Tüm bu söylediklerimizin yanında, üniversite bitimine 1 yıl kalmışken, hâlâ ne istediğini bilmeyen biriyim. Ki aklıma en çok takılan mesele de bu. Master mı, doktora mı, özel sektör mü, ya da her neyse işte, hangisi diye beynim çatlıyor. Kendimi herhangi bir işe uygun göremiyorum. Keyif alacağım bir iş yapmak istiyorum ama öylesi bulmak da zor. İşte ne yapsam ne yapsam diye dört dönen bir insanım.

İnsanlarla vakit geçirmeyi seviyorum. Yeni insanlarla tanışmayı da seviyorum. Buna rağmen biraz çekingenim. Rahat bir insan değilim, her tanışmak istediğim kişiyle konuşamıyorum öyle. Yanlış hareket etmekten ve tanımadığım birinin bana öcüymüşüm gibi bakmasından korkarım.

Çok ama çok az elektro gitar çalıyorum. Vaktiyle birazcık da İtalyanca öğrenmiştim. Ama İngilizcem okuldan dolayı fena değil sanırım. Fotoğraf çekmeyi çok seviyorum, ki geçenlerde kursa gitmişim bir ay felan süreyle. Önceden bir balık besliyordum, şimdi bir kaplumbağa. Hayvanlarla aram çok da iyi değil, uzaktan sevmek sevgilerin en güzeli genelde. Bunların dışında piknik yapmayı severim, hiç bilmediğim şehirlerde gezmeyi daha da severim. Herşeyden çok evimi ve yurt odamı seviyorum ama sanırım. “Home Sweet Home” :)

Yeterince uzun oldu, aslında yazacak daha da şey var ama buraya kadar ulaşabilen insanlara bir güzellik yapıp kısa kesiyorum.

Evet ikinci mim konumuz da BlahBlah abladan gelmiş. BlahBlah abla, Nina’nın ablası. Böylece aynı aileden iki kişi tarafından mimlenmişim olmuşum :D

Mimin konusu “Kadın olsaydın yapacağın/yapmayacağın 5 şey nedir”. Zor bir soru ama cevaplayayım.

Yapacaklarım

1) İnsanlara değer verirdim, erkeklerin de insan olduğunu unutmazdım :)
2) Aklı başında biri olur, söz dinlerdim.
3) Çok alışveriş yapardım.
4) Acaip saç stilleri denerdim.
5) Bana nazik davrananlara bir gülümsemeyi bir lütuf gibi görmezdim.

Yapmayacaklarım

1) Topuklu ayakkabı üstüne kot pantolon giymezdim. Kesinlikle hem de.
2) Saçma şeylere çığlık atmazdım.
3) Ayrılacağım kişiye “arkadaş kalalım mığğ” diye sormazdım.
4) Bir erkeğin peşinden gidip ailemle papaz olmazdım.
5) (Belki) Evlenmezdim :D

ve mimleri başka yerlere gönderme sırası bana geçti.

İlk mim için BlahBlah, ikinci mim için Nina :) İşte böyle yaparım ben beni mimleyene :D

Bu yazıyı paylaşın