Camdan dışarı bakıyorum. Dirseklerimi biraz pürüzlü pencere pervazına koymuş şehre bakıyorum. Bir göl var kaldığımız yerin karşısında. Ve dolunaya yaklaşık bir ay. Gölün durgun yüzeyini aydınlatan ay ışığı. Güneş olmadığından, ışığa hasret gözlerimizi teselli eden ay ışığı. Ben pencereden bakarken perde uçuşmaya başlıyor. Bir kenarını dışarıda savuruyor. İçimde sanki perde dışarı gidecekmiş gibi bir korku var. Sonra tamamen pencereden dışarı dalgalanmaya başlıyor bembeyaz perde. O kadar emin ki düşmeyeceğinden. Benim gibi değil. Kendim olarak kalmakla, dünyaya ayak uydurmak arasında kalıp, korkan ben gibi değil. Sonra ben de alışıyorum perdeye.

Şu Euro 2008 de bitince içimde heyecan kalmadı. Bence bu turnuvalarda bu kadar maç yetmez
Daha fazla maç yapsınlar. Bir haziran boyunca maç izledik sayılır. Gerçi final maçına çok bakmadık ama olsun. Gol atılırken izliyordum hiç olmazsa. Neyse bakalım. Birkaç gün önce göz muayenesine gitmiştim. 0.75 olan gözlerim 1.00 olmuş (astigmat). Onun için gözlükçüye uğramak gerekti bugün. Popüler kültüre olan ilgisizliği nedeniyle kendisini çok takdir ettiğim ablam da kendine bir çerçeve seçti. Son zamanlarda kayda değer olaylardan biri buydu sanırım. Bunun yanı sıra otomobille aram bayağı iyileşti
3 kez Ünye-Ordu arasında, 1 kez de Ünye-Çarşamba arasında ve sayısız kez şehiriçinde araba kullandım.
Etiketler: Ankara, araba, bluetooth, euro 2008, staj, wireless, yaz
Euro 2008 başlarken hayatımda güzel bir değişiklik olacağı için heyecanlıydım. Ne yalan söyleyeyim, Türkiye’nin gruptan çıkmasının bile çok zor olduğunu düşünüyordum. Diğer takımları takip ederim, o da zevkli olur diyordum. Halbuki turnuvanın izlemesi en çok keyif veren takımı şüphesiz biz olduk. İlerde turnuvanın adı geçince Türk Milli Takımı hatırlanır mı bilmem ama Çekler, Hırvatlar ve İsviçreliler az da olsa hatırlar diye düşünüyorum. Çok üzüldük dünkü maç sonrası, böyle bitmemeliydi, bu kadar yaklaşmışken şampiyonluğa hem de… Üstelik o kadar da güzel oynamamıza rağmen…
Etiketler: almanya, Çek Cumhuriyeti, euro 2008, futbol, hırvatistan, Türk Milli Takımı, Türkiye, turnuva
Öyle başına seri yazıp, numara olarak 1 koyduğuma bakmayın, devamı gelir mi bilmem ama değişik birşey deneyeyim dedim. Blogda yazı yazmak zor iş. İnsana her zaman gelmiyor ilham. Hele de benim gibi evde oturup oyun oynuyorsanız imkansıza yakın. Bir çok şey düşünüyorum gün içinde ama yazı yazacak kadar da değil. Evde oturmak beni iyice düşünmeyen bir varlık haline getirdi (düşünmüyorum, o halde yok muyum?
) Neyse, şöyle bir blog dünyasında turlayıp yazacak konu aradım, bulamadım. Eh madem o kadar dolaştık, herkesin yazdığı yazılar hakkında düşündüklerimi burada aktarayım, bana da yazacak birşey olur
Etiketler: almanya, babalar günü, Bengi Gencer, emre deniz, google reader, Heildelberg, sincap, Tuuce, ziyaret
Geçen gün sevdiğim biri telefonda “Euro 2008 de geldi, çoğu kişi maç izler, bizim final sınavlarında da curve (ortalama) düşer inşallah” diyordu. E herkesin Euro 2008′den beklentisi farklı tabi. Bugün Türkiye’nin ilk maçı var, turnuvanın da ikinci maçı. Okul dönemi, final dönemi, Eskişehir dönemi derken en sonunda Euro 2008 dönemine geldik. İnanın ben çok heyecanlıyım. Zira ne zamandır böyle farklı etkinliklere kafa yormuyorduk. Sürekli matematik işlemi ve ezber yapmaktan bıkmış biri olarak bu turnuvanın çok güzel geçeceği kanaatindeyim. Erman Toroğlu, Şansal Büyüka gibi büyük isimler de bu turnuvada bizim sitemizde
Etiketler: Avrupa, euro 2008, futbol, George Orwell, İtalya, milli takım, reklam, Türkiye, turnuva



Son 5 Yorum