Masasında oturuyordu. Sigarasının dumanına üfleyerek yol vermeye çalıştı. Ne yazsa bilmiyordu önündeki boş kağıda. Bir itiraf mektubu mu, intihar mesajı mı, yaşadıklarının özetini mi… Ne yazmalıydı da içindeki acı çıksındı dışarı. Üzerine eğildi kağıdın, sandalyesi gıcırdadı ve o okunaklı bir biçimde şunu yazdı

Ben satırlarımı, senin için mi yarım bıraktım yani? İnanmam.

Ne zamandır bir roman yazmayı deneyeyim diyordum. Bugün farkettim ki aslında o kadar çok şey birikmiş ki içimde, belki de artık yazmanın zamanı gelmiştir.

Bu yazıyı paylaşın