ve rüya bittiEuro 2008 başlarken hayatımda güzel bir değişiklik olacağı için heyecanlıydım. Ne yalan söyleyeyim, Türkiye’nin gruptan çıkmasının bile çok zor olduğunu düşünüyordum. Diğer takımları takip ederim, o da zevkli olur diyordum. Halbuki turnuvanın izlemesi en çok keyif veren takımı şüphesiz biz olduk. İlerde turnuvanın adı geçince Türk Milli Takımı hatırlanır mı bilmem ama Çekler, Hırvatlar ve İsviçreliler az da olsa hatırlar diye düşünüyorum. Çok üzüldük dünkü maç sonrası, böyle bitmemeliydi, bu kadar yaklaşmışken şampiyonluğa hem de… Üstelik o kadar da güzel oynamamıza rağmen…

Portekiz maçını 2-0 kaybetmiştik. O ilk maçta o kadar kötü bir oyun oynadık ki ben umduğumdan da kötü bitireiliriz turnuvayı diyordum. İsviçre karşısında gelen 2 gol beni cidden şok etmişti. Atv’nin spikeri de Çek Cumhuriyeti maçında sürekli “maç çeviren tek takım biziz, neden olmasın” diyordu, içimden “o bir kere olur” diyordum. Yalnız ilk golü attıktan sonra o kadar ümitlendik ki.. Yani o duygu inanılmazdı. Peşpeşe 2 gol attı Nihat ve en sonunda çeyrek finale çıktık. Gazete Türko’larla alakalı bir reklam vardı. Türko’lar sıralanmış, Servet’in elinde bir ekmek vardı ve üzerinde “Türko’ya çeyrek yetmez” yazıyordu. “Herhalde” dedim, “gerçekten de yeneriz şu Hırvatları”. Irkçılığa karşı bir insanım, fakat Hırvatların Bosna’da yaptıkları insanın hatrına geldikçe nefret etmemek elde değil şu Hırvatlar ve Sırplardan. Bu ülkelerin adını bile duymaya tahammül edemiyorum. “Modern” Avrupa’mızın göbeğinde o cinayetleri soykırımları işlediler, ama kim onlara bir şey dedi. İnsanın tüyleri diken diken oluyor. Hırvatistan maçında o son dakikada gol geldiği zaman cidden üzüldüm. Şu zalimlere yenilmesek dedim.. Ben odama gitmiş, gözlüğümü çıkartmış yatmak üzereyken ablamın ve spikerin “goool” diye bağırması ile geri koştuk. İnanılmazdı. Maçın başından beri uyuz olduğum Hırvat Teknik Direktörü itiraz edip duruyordu. Öyle bir sevinci uzun zamandır yaşamamıştım heralde. Ve penaltılar, onların kaçırması, bizimkilerin golleri, ve Rüştü’nün kurtarışı. Uzun zaman unutulacak şeyler değil bunlar.

Almanya maçında cidden inanamadım. Bizimkiler o kadar iyi oynadılar ki bu sefer yeneceğimize çok inanıyordum. Ama o kadar basit, o kadar basit goller yedik ki vallahi yıkıldık. Kötü oynasak da yenilsek “Sakat vardı, cezalı vardı” der geçeriz, ama biz cidden iyi oynadık. Bu sefer son dakikada golü yiyen biz olduk. Olmadı, biz de turnuvaya burada veda ettik. Birşey söylemekte fayda var: Almanlarda hiç cezalı veya sakat oyuncu yoktu (ya da bir tane vardı). Bizde ise kadronun yarısı sakattı. Oyuncularımızın kendine dikkat etmesi gerekmez miydi acaba? Volkan’ın hareketini zaten konuşmaya gerek yok. Arda’nın Tuncay’ın kart görmemek için daha hassas oynaması gerekmez miydi? 6 yılda bir başarı kazanan takımımızın bu sefer daha heyecanla, daha bir aşkla oynaması gerekmez miydi?

Efsanevi Fransız futbolcu Desailly “İyi oynayan kazanamadı” demiş maç için. Terim’in hep dediği gibi turnuvaya renk ve heyecan kattık. Herkes gibi ben de milli takımla gurur duyuyorum. Şimdi başka bir konuya değineceğim. Diyebilirsiniz ki “altı üstü futbol, bir oyun, ne diye önemsiyorsun ki, kazansak başımız göğe mi değecekti.” Güzel bir tespit ama problem o değil. Biz doğduğumuzdan beridir aldığımız eğitim hep batının üstünlüğünü, bizim geri kalmışlığımızı yüzümüze çarpıyor. “Batı, batı, batı” diyorlar ya sürekli… Her ne kadar “hak din” mensubu olsak da, üstümüzdeki “ezilen” toplum görüntüsü atamıyoruz. İşte içimizdeki kendimizi ispatlama duygusuydu başarılı olmak isteğimiz. Futbol olsun, basketbol olsun (2005′i hatırlayın), voleybol olsun, bilim olsun, sanat olsun, ne olursa olsun. İsteğimiz hep birinci gelelim. Millet olarak bizi birbirimize bağlayan şeyler zaten çok az. Ülkedeki ayrılığa karşı bizi birleştiren iki şey var: bu tür turnuvalar ve terörün varlığı. Bırakın, turnuvalarda başarılı olmak isteyelim…

Sözü çok uzattık sanırım. Turnuva bizim için bitti. 2010 yılında Afrika’da Dünya Kupası var. Bilmem orada bu başarıyı elde edebilir miyiz ama isteğimiz öyle olması yönünde. 2010 yılında okuldan mezun olacağım. Orada gelecek büyük bir başarı (mesela şampiyonluk :) ) bizim için güzel bir hediye olacak. Eh 2 sene beklemek zor olacak ama… Ayaklarınıza sağlık bizim pervasız futbolcularımız :) Ve son olarak FIFA’nın sitesindeki dünyanın her yerinden gelen yorumlar:

  • Çok iyi Türkiye, gerçekten de turnuvayı aydınlattınız. Tebirkler. Yaşasın Türkiye!
    kamikam, İran
  • İyi oyun Türkiye, Kazanmayı siz hakketiniz ama şans bu sefer sizin tarafınızda değildi. Üzülmenize gerek yok.
    Kunlexy, Nijerya
  • Üzülme, Türkiye! Artık çok iyi bir takımınız var! Ve şans size tekrar gülecek!
    ArshaWIN, Rusya
  • Maçta ne olduğu önemli değil, Türk takımı çok korkunç bir iş başardı. Kendileriyle gurur duymalılar.
    JNeeskens, ABD
  • Bu maçı Türkiye haketti, yalnızca iki oyuncu değişikliğine sahip olmalarına rağmen Almanya’dan daha iyi oynadılar. Almanya galibiyeti haketmiş gibi kutluyor, aslında haketmediler. Yine de Türkiye benim klasik futbol dediğim güzel bir oyun oynadılar.
    rayados1945, Meksika
  • Güzeldi, tek söyleyebileceğim gerçekten Türk Milli Takımı ile gurur duyduğumdur. İnançlarını son ana kadar kaybetmediler. Fakat en sonunda daha iyi olan takım kaleci Rüştü’nün affedilmez hatalarıyla maçı kaybettiler. Gidilecek yol belli çocuklar, temponuzu koruyun, çünkü eğer katılabilirseniz, Güney Afrika’yı tutuşturabilirsiniz.
    modicoz, Mısır

Hepinize güzel günler diliyorum :)

Etiketler: , , , , , , ,