Sonbahar Hastalığı
Günlük Hayat, Okul Hayatı 5 Kasım 2007, PazartesiBlogumun takipçilerinden birinin annem olduğunu bildiğim için en başta ona seslenmek istiyorum; anne başlığa hasta felan yazdım ama o kadar kötü değilim. Burnum akıyor biraz. Efendim? Doktora mı? Ya anne daha gidemedim ama gideceğim en kısa zamanda. Gerçi sevmiyorum gitmeyi her gidişimde o kocaman tüplere kanımı çekiyolar, sanırsam bunlar vampir. Ama ilginçtir gülümsüyolar kan alırken. Sonbahar hastalığı.. Oooy oy, ne kadar dertliyim ya. Perşembe günü de 2 tane sınav var: İtalyanca ve Tarih. Uzaktan kolay gibi görünen dersler ama inanın ikisi bir olunca Lineer’den zor oluyorlar.
Neden hasta oldum ondan bahsetmek istiyorum. Çok değerli muhterem oda arkadaşım Hüseyin, her yattığımızda camı açıyor. Ben ranzada altta yatıyorum, o üstte. Açık olan pencere, oda kapısının altı ile hava alış verişinde bulunduğu için geceleri esen havanın bir kısmı da bana geliyor doğal olarak. Bunun yanı sıra, Ankara’nın havasının bir anda soğuması, iki gündür aralıklarla devam eden yağmuru yuttuğum için hastalığa davetiye çıkardığımı düşünüyorum. Boğazım hırlamaya başladı, burnum da akmaya… Böyle giderse Sağlık Merkezi’nin yolları gözüküyor. Eh ne yapalım artık.. Ayda bir gitmeye başladık yakında her ay aynı gün beklemeye başlayacaklar.
Son zamanlarda birşey keşfettim; insan kendini yaptığı işe odaklamalı. Masaüstümde 100 tane ayrı dosya olunca bunu düşünmek normal tabi. Yapmak istediğim bir sürü iş var ama dersler de çok ağır bastırıyor. Bazen çok canımı sıkıyor bu durum, arkadaşlara da bazen mahçup oluyoruz. Ders felan demişken aklıma geldi, son zamanlarda en sık işittiğim şikayetlerden birisi bilgisayar yüzünden ders çalışmanın zorlaştığı yönünde. Ben eğer ciddi ciddi ders çalışmaya karar vermişsem bilgisayarı çantasına koyuyorum. Acil bir işim olursa da Hüseyin’in bilgisayarından hallediyorum. Hem eskiden bilgisayar mı varmış pehh…
Bu aralar B.Traven’in Köprü adlı kitabını okuyorum, aynı zamanda internet üzerinden de Mesnevi’ye göz gezdiriyorum. Belki biliyorsunuzdur, Mesnevi’nin giriş kısmındaki ilk 18 beyit kısa bir özeti gibidir Mesnevi’nin. İşte bu 18 beyitin sonuncusunda şöyle diyor Mevlana;
“Ham pişkinin halinden anlamaz, öyle ise söz kısa kesilmelidir vesselam…” #
Hepinize sağlıklı ve güzel günler diliyorum efendim, ayrıca soğuk algınlığı ile ilgili tavsiye ettiğiniz tedavi yöntemlerinizi de not ederseniz çok sevinir şu gariban…
Etiketler: annem, doktor, hastalık, hüseyin, İtalyanca, Mevlana, sağlık, sınav, tarih



5 Kasım 2007 Saat:22:34
Çok çok geçmiş olsun Sertalp! Ankara’nın havası, güneş gittiği anda yaz-kış çok serin olur. Oda arkadaşın Hüseyin’e en içten tesüflerimi ilet
5 Kasım 2007 Saat:23:01
Hmm çok geçmiş olsun ya
Hasta Bilal’de hiç çekilmez ama
Allah Hüseyin’e sabır versin =)
5 Kasım 2007 Saat:23:26
GEÇMİŞLER OLSSUUUNNN ….



_diiittt..
_diiitttt..
—Aloooo….Soğuk algınlığı acil danışma hattı,buyrun efendim….
1.Önce bir doktora git…Doktor doktor,derdime bir çare diye boşa dememiş büyük efendiler…
2.yok doktora gitmem dersen,Hüseyin arkadaş ile acil olarak yatak değişimi yapınız..ilerlemesi durur en azından..
3.Yok hüseyin yerini vermez dıyorsan,pencereyı ört….
4.Yok pencere örttürmüyor arkadaş dersen,önce arkadası imha et
,sonra pencereyı ört..
5.Sıcacık bir nane limon kaynat..ıyı gelır ..boğazların yumusar ve hırltısı kesılır..rahatlarasın…
6.sırtına ıslak bez koy,terlıyosan eger,terını alır,ferahlarsın..
7.Burnun akıyorsa,selpak kullan..pu ha haa ..
şaka şaka…burnun için spreyler var..ondan kullanman yeterlı.eczanelere sorman yeterlı..
8…………….
bu böle gider aslında..
piranam kendıne dıkkat et ya…ne bu erkenden şıfayı kapmıssın..olmaz böle..
nese bende yatmaya kaçıyorum..
dikkat et kendine piranacım..
görüşürüz..
tekrar geçmiş olsun…
5 Kasım 2007 Saat:23:59
gecmis olsun bilal.. gecen haftasonu fizik muptelasi ile beraberdik.. mubarek iyi hasta olmus sagolsun bende ona eslik ettim.. sen de uzaklardan bize eslik edince kotu sonucu olan hos bir birliktelik olmus oldu.. hepimize tekrar gecmis olsun.. ders calismak ders calismak ve ders calismak 1. oncelik olmali ama bazen de cok kasiyor be abi .. en iyisi arasira laptopu kenara attigin gibi dersi de bir muddet kenara atmak oluyor.. en iyisi sen 2 3 gun bi istanbul ziyareti yapta gozlerim bir mubarek gormus olsun… hadi eywallah!!!
6 Kasım 2007 Saat:02:44
Geçmiş olsun…
Bir tavsiye: Nezle grip gibi enfeksiyonlu durumlara karşı bağışıklık kazanmanın yüzde yüz kesin yolu:
Sabah ve akşam vakitlerinde olmak üzere günde iki defa birer çay kaşığı saf balık yağı içeceksin. Şimdi kiraz aromalı yapmışlar. Hiç balık tadı ve kokusu hissetmiyor insan.
Ben denedim. Kesinlikle yüzde yüz bağışıklık..
Sen doktorlara bakma herkes sağlıklı olursa onlar ilaç reçetesi yazamaz dolayısıyla ilaç şirketlerinden prim alamazlar:(
Bu arada benim site işerim yoluna girdi galiba. Onun için rahatça blogları dolaşıyorum.
6 Kasım 2007 Saat:12:50
bilalcim geçmiş olsun.. grip olmak çok kötü bişi
bilirim acısını..
hiç bişiden zevk alamıyosun onu bırak canın acıyo başın ağrıyo halsiz oluyosun…
inşallah hafif bi şekilde atlatırsın..
aman diyim kendine ii bak.. sağlık bu şakaya gelmez…
ii gün..
6 Kasım 2007 Saat:17:06
Geçmiş olsun ama sanırım bunları annenin okuduğu ortama yazmamalıydın
Ne güzel, bilgisayarı çantasına koyup kaldırabiliyomuşsun ben öyle bişey yaptığım zaman kendimden korkup kendimi camdan aşağı atarım herhalde..
Mevlana’nın “hamdım, piştim, yandım” sözleriyle hayatını özetlediğini de yazmadan geçemiciim
6 Kasım 2007 Saat:22:40