Sonbahar Hastalığı#

Blogumun takipçilerinden birinin annem olduğunu bildiğim için en başta ona seslenmek istiyorum; anne başlığa hasta felan yazdım ama o kadar kötü değilim. Burnum akıyor biraz. Efendim? Doktora mı? Ya anne daha gidemedim ama gideceğim en kısa zamanda. Gerçi sevmiyorum gitmeyi her gidişimde o kocaman tüplere kanımı çekiyolar, sanırsam bunlar vampir. Ama ilginçtir gülümsüyolar kan alırken. Sonbahar hastalığı.. Oooy oy, ne kadar dertliyim ya. Perşembe günü de 2 tane sınav var: İtalyanca ve Tarih. Uzaktan kolay gibi görünen dersler ama inanın ikisi bir olunca Lineer’den zor oluyorlar.

Neden hasta oldum ondan bahsetmek istiyorum. Çok değerli muhterem oda arkadaşım Hüseyin, her yattığımızda camı açıyor. Ben ranzada altta yatıyorum, o üstte. Açık olan pencere, oda kapısının altı ile hava alış verişinde bulunduğu için geceleri esen havanın bir kısmı da bana geliyor doğal olarak. Bunun yanı sıra, Ankara’nın havasının bir anda soğuması, iki gündür aralıklarla devam eden yağmuru yuttuğum için hastalığa davetiye çıkardığımı düşünüyorum. Boğazım hırlamaya başladı, burnum da akmaya… Böyle giderse Sağlık Merkezi’nin yolları gözüküyor. Eh ne yapalım artık.. Ayda bir gitmeye başladık yakında her ay aynı gün beklemeye başlayacaklar.

Son zamanlarda birşey keşfettim; insan kendini yaptığı işe odaklamalı. Masaüstümde 100 tane ayrı dosya olunca bunu düşünmek normal tabi. Yapmak istediğim bir sürü iş var ama dersler de çok ağır bastırıyor. Bazen çok canımı sıkıyor bu durum, arkadaşlara da bazen mahçup oluyoruz. Ders felan demişken aklıma geldi, son zamanlarda en sık işittiğim şikayetlerden birisi bilgisayar yüzünden ders çalışmanın zorlaştığı yönünde. Ben eğer ciddi ciddi ders çalışmaya karar vermişsem bilgisayarı çantasına koyuyorum. Acil bir işim olursa da Hüseyin’in bilgisayarından hallediyorum. Hem eskiden bilgisayar mı varmış pehh…

Bu aralar B.Traven’in Köprü adlı kitabını okuyorum, aynı zamanda internet üzerinden de Mesnevi’ye göz gezdiriyorum. Belki biliyorsunuzdur, Mesnevi’nin giriş kısmındaki ilk 18 beyit kısa bir özeti gibidir Mesnevi’nin. İşte bu 18 beyitin sonuncusunda şöyle diyor Mevlana;

“Ham pişkinin halinden anlamaz, öyle ise söz kısa kesilmelidir vesselam…” #

Hepinize sağlıklı ve güzel günler diliyorum efendim, ayrıca soğuk algınlığı ile ilgili tavsiye ettiğiniz tedavi yöntemlerinizi de not ederseniz çok sevinir şu gariban…

Etiketler: , , , , , , , ,

Bu yazıyı paylaşın