Bu aralar sabahları biraz geç kalkıyorum sanırım. Uykudan başımı kaldıramıyorum bir türlü. Yatakta bir o yana bir bu yana dönüyorum uyanmamak için. Ama Hüseyin sağolsun her sabah “bili hadi uyan, bili hadi kahvaltı yapalım, bili, bilii” deyip beni deli etmeyi başarıyor. Eğer çok uykum varsa ve kalkmıyorsam yatağıma saldırıyor, yorganımı atıyor, yetmezse yastığımı çekiyor. Ve tüm bunlara rağmen direniyorsam bana saldırıyor :D

Yine bugün Hüseyin’in bağırışlarıyla uyandım. Beraber çarşıya inecektik. Aslında zat-ı alîleri genelde benle gezmez ama neyse. Kızılay’a gitmek için çıktık yurttan. Geçen sene Fotoğraf Sanatı Kurumu’nun fotoğraf kursunu tamamlamıştım, onun için sertifika vereceklerdi. Kızılay’a doğru yürürken FSK’ya uğrayıp belgeyi aldım :) Çok mutluyum hehe. İşin ilginç tarafı, FSK’nın yeri diye o civarlarda gittiğim bir işkembeci vardı oranın yerini hatırlamam oldu. Neyse efendim, kursa kayıt olurken teee lise 3′te çekindiğim fotoğrafı vermiştim, ne bileyim sertifikaya onu koyacaklarını. İnanın bana hiç benzemiyor. Yakın zamanda kendime yeni bir vesikalık çektirmem lazım sanırım.

Kızılay’a ulaşınca bir yemek yedik, ardından kitapçıları dolaşmaya başladık. Beyefendi zor kitap beğeniyor, epeyce yoruldum ben zaten orada. En sonunda Dost’tan bir kitap aldı “İçimizde Bir Yer” adında, ben de “Hiç” adında bir kitap aldım. Ayrıca kendine entel kasketi aldı Hüseyin. Çocuk entel olma yolundaki tüm aşamaları geçiyor; uzun saç, küpe, kasket, kitapçılara takılmak falan. :D Sonraaa, okulun servisine binmeden Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’ndeki 5.Ankara Fotoğraf Günleri’ne uğradık. 3 kat var sergide. İlk kattaki fotoğraflar fena değildi ama 2.kattakiler muhteşemdi. Fotoğraflar hakkında epeyce konuştuk. O kadar yorulduk ki serginin 3.katını gezemedik. Aslında Fotoğraf Günleri kapsamında birçok söyleşi-sunum oluyormuş. İnternete yazsalar iyi olurmuş, ben oraya gidince öğrendim. 26 Aralık’a kadar devam edecekmiş gitmek isteyenler için. Sergiden bir de FSK bardağı aldım bu arada.

Çok yorgun bir şekilde Tunus servisine bıraktık kendimizi. Tıngır mıngır yurda vardık. Halen ayağım acıyor. Yemek yedikten sonra güzelce uyumayı düşünüyorum :) Sabah yine Hüseyin’le bir kapışırız sanırım.

Bu aradaaaa, Hüseyin bilmem kaçıncı kez küpesini kaybetti ve bugün yeniden küpe aldı. Küpe üreticisi olsam talep tahminlerimi yüksek tutardım sanırım. :D

Bu yazıyı paylaşın