sertalpin kayip gunleriStajımda bahsetmediğim hususlarla devam edeyim ben. Çalıştığım departmana son hafta bir stajyer geldiğini söylemiştim. Ayrıca bir de Mercedes’in PEP Stajyer dediği, part-time çalışan stajyerleri var. Bizimle aynı yerde 11 aydır orada çalışan, İTÜ Endüstri Mühendisliği’ni bu sene bitiren bir stajyer daha vardı, Alev. Ben oradayken bana epey yardımı oldu. Şimdi BSH’de işe girmiş. Kendisi adına çok sevindim. Aslında kendi adıma da sevindim, zira ablamdan sonra bir yeni mezun Endüstri Mühendisi’nin daha iş bulduğunu görmek beni ümitlendirdi. :)

Stajın son günü çıkışta eşyalarımı İstanbul’da bırakarak Avrupa gezime çıktım! :) Geçen yazının sonunda demiştim bahsedeceğim diye. Avrupa’da gezdiğim şehirler Babaeski ve Lüleburgaz oldu. :D Hüseyin’in dayısının oğlunun düğününe gittik sayılır. Biz cuma gecesi oradaydık. Cumartesi günü Kına Gecesi, pazar günü düğün vardı. Hiç Trakya tarafına geçmemiştim. Acaip bir kültüre denk geldiğimi anladım :) Biz nasıl günlük olarak 1.5 litre su içmeye çalışıyorsak, sabah kalkar kalkmaz kahvaltı yapmadan içmeye başlayıp, 1.5 litre sınırını aşan insanların var olduğunu gördüm.

Gerçekten sıcak insanlar. Bizim Karadeniz halkına çok yönden benziyorlar bence. Misafir olduğunuzu hiç hissetmiyorsunuz. Çok hoş bir gezi oldu benim için, farklı şehirler, farklı yaşamlar görmek çok güzel bir şey.

Düğünleri de gerçekten ilginç. İçki içmek de dediğim gibi çok çok normal bir şey olarak görülüyor. Düğün evine bir sürü plastik bardak gelmişti. Burası normal, fakat garip olan hepsinin dışında Efes Pilsen yazmasıydı. Bir de bira çeşmesi kurmuşlar ki başından insan eksik olmuyor. Biz de su içerken Efes’li plastik bardakları kullandık. Benim de böylece Efes yazılı bir bardakla fotoğrafım olmuş oldu. :D Aman anne, yanlış anlama, içinde cidden sadece su vardı.

Hem kına gecesinde hem de düğünde epey oynadık. Ama gecenin ilgi çeken ismi, takım elbisesi ile düğüne katılan Hüseyin’di. Öyle bir oynuyor ki sormayın :) Bir de en baştan mırın kırın ediyordu. Düğün gecesi (artık alkolün kokusundan bile sarhoş mu olduk nedir) o kadar oynadı ki, ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Hele damadın abisi vardı ki o daha bomba. O epeyce içmiş olacak ki muhtemelen ne yaptığından habersiz acaip danslar etti. Kayseri “Crazy Dance” diye bir video vardı, belki izleyeniniz vardır, bir benzerini yaşadık düğünde. Hatta o kadar abarttı ki, bir ara mekanın çatısını tutan direğe eliyle ve bacağıyla sarıldı. Tabi tüm salon kahkahayı patlatınca garip birşey yaptığını anlamış olacak ki hemen uzaklaştı :D

Zaman kavramı o taraflarda çok geniş. “En geç yarım saate” demek, 1.5 saate denk geliyor :)

Babaeski’den eve dönerken önce İstanbul’a geri geldim. Eşyalarımı Kenan’lardan apar topar aldıktan sonra otobüsüme yetiştim. 27 Temmuz, saat 19:15′teki otobüsle Ünye’ye geri geldim. Böylece 29 Haziran’da evden ayrıldıktan yaklaşık tam bir ay sonra sevgili memleketime kavuştum. İnsan evini gerçekten özlüyor. Çok yorucu geçen bir staj macerası da geride kaldı. Artık bundan sonra staj yok. Öğrencilik neredeyse bitti. Ben halen bunu kabullenmemek için yüksek lisans istesem de çok bariz ki artık öğrencilik bitiyor.

Ya geçen yazıda bir sorun oldu. Yorum sayısı 1998 değil, 1898′miş. Haliyle şimdi 1903 yorum var. Yani 2000′e biraz daha var :) Üzgünüm Haspam, bir an sen kazandın sanmıştık. Yazıyı yazmamdaki teşviklerin için çok teşekkürler. Dediğin gibi geç yazsam birçok detayı atlardım. Nina; maalesef Japonya sadece bir hayal benim için. Demiştim, oraya gitmek hem zor, hem çok masraflı. Belki ilerde çok param olursa seyahat edebilirim ancak sanırım :) Hem belki Gizli Yaprak Köyü’nü de buluruz gidince. He he.

BlahBlah abla, 3lf,  Birol, Büşra, Seamus, e.d., Tuuce, NS, ARİTMİK, imspoiled. Sizler de uyumayın ama, ne zamandır yoksunuz ortalıkta. Kızıyorum ama! :)

Dip Not: Kayıp Günlerimin 2. kısım fotoğraflarına buradan ulaşabilirsiniz.

Dip Not 2: Yazıların başlığı, Avatar’ın 2.sezonundaki “Appa’s Lost Days” bölümünden esinlenerek koyulmuştur, yoksa cidden kayıp değildim yani :D

Fotoğraf (Deviantart)

Etiketler: ,

Bu yazıyı paylaşın