Makarna#

Makarna… Bu üç heceli kelimeye ve onun ihtiva ettiği o nefis tada duyduğum sevgiyi bilmem nasıl anlatırım. Yapması pratik, yemesi pratik, doyurucu, ucuz… Daha ne isterim ki :) Yani çok birşeyde gözü olmayan bir yurt öğrencisi için (bu ben oluyorum he he) tek kelimeyle mükemmel bir çözüm. Yaklaşık 2 yıldır makarna yapmaktayım. Yanılmıyorsam hazırlıkta iken Kasım ayında yapmıştım ilk makarnamı. Tam olarak ben yapmamıştım aslında, bir arkadaş anlatmıştı yanımda durmuştu ben de yapmaya çalışmıştım. Ve tam iki yıl sonra artık mükemmel makarnalara imza atar hale geldim :) İnanmayan Hüseyin’e sorsun :D

Nasıl yapıyorum makarnayı peki? Hemen anlatıyorum efendim. Bu arada kendimi yemek tarifi veren sitelerin yazarı gibi hissettim :D . Neyse başlayalım. Öncelikle bir su ısıtıcı’da su ısıtılır. Tabi isteyenler bunu tencerede de ısıtabilir ama su ısıtıcı çok hızlı bence, sonuçta ikisi de suyu kaynatıyor di mi? :D Pek bir farkı yok yani. Neyse efendim, kaynattık mı güzelce suyumuzu. Oh oh çok güzel. İyi gidiyorsunuz. Şimdi suyumuzu tencereye naklettik. Sonra daha önceden seçmiş olduğumuz makarnaları, ressamın tuvaline yavaşça dokunması gibi, yavaş yavaş bırakıyoruz. Tam bir vuslat vakti… Makarna su ile buluşur ve büyük macera başlar.

İçine bayağı bir tuz atın. Atın atın korkmayın. Yav bişey olmaz. Gerçi demişler üç beyazdan uzak durmak lazımmış: Tuz, şeker bi de ekmek galiba ama olsun boşverin tuzdan bişey olmaz. Bak az atarsanız “yavan” olur benden söylemesi. Tabi tuzu atarken Hüseyin size “neaptın hocam! öldüreceaan mı bizi?” diyebilir. Onu da boşverin. Makarna yavaş yavaş şişerken siz buzdolabından beyaz peyniri çıkartın. Bi de çifte su verilmiş Bursa Bıçağı’nızı hazır edin. Sonra biraz peynir kesip, onları da minik minik hale getirin. Nasıl desem, böyle USB girişlerin iki ucundan bir tanesinin büyüklüğünden az daha küçük olsun :D Ne tarif veriyorum öyle yahu :D

Neyse efendim makarnalar iyice şişti diyelim. Bakın bi, eğer ağızda sert bir etki bırakmıyorsa pişmiştir. Ya da kendi usûlünüzce anlarsınız pişip pişmediğini. Pişmişse Hüseyin’i çağırın o size süzgeçi tutsun. Adı süzgeç galiba o aletin tam emin de değilim. Esra hatırlayacaktır, Gima’dan aldığımız o tozlu bir alet vardı ya o işte :D Neyse efendim, süzgeçe boşaltın makarnayı. Sonra tencereyi ateşe tekrar koyup biraz yağ dökün üzerine. Yağ kızarken, siz de makarnayı biraz soğuk suya tutun. Baktınız yağ biraz kızdı, makarnayı dökün tencerenin içine. Sonra karıştırmaya başlamadan, hazırlamış olduğunuz beyaz peynirleri de dökün. Sonra başlayın karıştırmaya. Biraz karıştırıp altını kapatın, sonra da tencereyi de alın. Tabağa güzelce yerleştirin makarnanızı, oy oy oy ne de güzel göründü bea.. Yeme de yanında yat! :D

Sonraaaa kaşığı alıp afiyetle yiyin. Benden yemek tarifi ancak bu kadar olur işte :D

Bir dahaki yemek tarifinde görüşmek dileğiyle, makarnayla kalın efendim :)

Etiketler: , , , , ,