Kızgın, Angry3 gün kaldı, 5 gün kaldı derken okul en nihayetinde bitti, ben de bittim. Böyle yoğun sene olur mu yahu? Üstelik yoğunluğuyla kalsa yine iyi. Bizim notlar (transkript) açıklandı yine. Ama inanın bu kadar kızacağımı bilsem hiç açıklanmasa derdim. Dert bir değil ki yahu… Oraya koştur, buraya koştur, üç kere zıpla, yat kalk ders çalış sonra notlar gelsin, notları göre delir… Olacak iş mi?

Üniversitede okumuş olanınız vardır. Bilirsiniz, zor yer üniversite. Liseye normalde gram benzemeyen bir yer. Çünkü üniversiteye geçmişseniz gününüzün 24 saatini ona teslim etmişsinizdir. (tamam en azından 16 saatini diyelim, çoğu zaman sabahladık ders çalışmak için ama neyse)… Yani benim hayatım artık üniversite. Açılış tarihiyle Ankara’ya gelirim, ödevleri olduğu gün onu yapmak için planlar deviririm, sınav var geceyi sabah ederim. Yani işim gücüm üniversite. Sonra sınavlar gelir, geçer. Notlar verilir. Bir bakarsınız ki hakkettiğinizden az not almışsınız ya da siz hakettiğinizi alırken başkası hak etmediği notu almış. Hak mı şimdi bu? Ben hayatımı bu işe adayayım, ailemden bu yüzden 9 ay ayrı kalayım, tembellik etmiş bile olsam telafisi için o kadar uğraşayım sonra bir hocanın bir haksız notu yüzünden geride kalayım… Hak mı hukuk mu?

İkinci mesele ise staj meselesi. Bizim üniversite 4 üzerinden not veren bir okul. 4 üzerinden genel ortalamam şimdi 3,43. Yani iyi sayılabilecek bir ortalama. E üniversitemiz de Türkiye’nin ilk vakıf üniversitesi, bunun yanı sıra karizmatik bildiğimiz bir okul. Yıl boyunca onlarca yere staj başvurusunda bulundum. Ne oldu? Hemen sıralayayım:

  • Başvurunuz firmamızca değerlendirmeye alınmış olup, stajyer kontenjanımızın sınırlı olması nedeni ile size üzülerek olumlu bir cevap veremiyoruz. (mESTEL)
  • Yaz Dönemi 2008 stajer kontenjanımız dolmuş olduğundan size bu dönem için olumlu bir yanıt veremiyoruz. (mAT KETÇAP)
  • 2008 yılı staj başvuru değerlendirme süreci sonucunda, başvurunuzun olumsuz sonuçlandığını tarafınıza bildirir, çalışmalarınızda başarılar. (TEyİ)

Stajyer mi arıyorsunuz yoksa torpilli iş gücü mü? Hepsinin red cevabı tamamen düzmece bir hikaye. Nasıl oluyor bu staj işleri ben anlatayım. Staj sorumlusu o seneki kontenjanı açıklıyor, sonra şirketin üst düzey yöneticileri (!) hemen bu kontenjanı bölüşüyor: 3 sana 5 bana. Sonra o kontenjanlara ne kadar tanıdık var sokuyorlar. Aynısının iş dünyasında da gerçekleştiğinin altına imzamı atarım. Madem öyle ben niye okuyorum bu okulda? Benim niye alnımdan terler boncuk gibi dökülüyor? Kolay mı sanıyorsunuz şurada okumayı? Ne haliniz varsa görün. Şunun da altını çizerek söylüyorum, eğer o staj yerlerinde 1 gramlık hakkım vardıysa ve yerime torpil yüzünden biri girdiyse sorumlu kimseye de hakkımı helal etmem. Peki ya ben ne yaptım? Ben de bir tanıdık vasıtası ile torpille başka bir yerde staj yeri ayarladım. Sorun bakalım: “Madem karşısın sen niye yaptın?” Ben 13 sene okuyayım, şuraya geleyim, o kadar emekler vereyim, zorunlu yaz stajımı yapamadım diye okul bir sene uzasın mı? Bizi mecbur eden sistem utansın! Kızgınım! Hem hocalara, hem şirketlere… Kızgınım kendime; yukarıdan sağlam bir torpil bulabilmiş olsam her yere girebilirdim, şimdi enayiliğime yanayım.

Normalde ders notlarım iyi geldi. Dönemlik 3,53 ortalama ile yüksek şeref öğrencisi oldum ama inanın hocayla arası iyi diye yüksek not alanları duyunca hakikaten üzüldüm. O 3-5 puan yüzünden yine bölüm değiştiremiyorum. Ben ağlayayım mı yoksa birilerini vurayım mı? Biz hocalarla muhabbetimiz yok diye böyle oluyoruz ya, demin telefonda bir arkadaşımın telefonda dediği gibi “Bir tuzu kurular var, ağacın meyvelerini onlar yiyor, hocalarla arayı iyi tutup iyi not getiriyor. Bir ağacın gövdesine tırmanamamış, dersten kalmakla geçmek arasında olup hiçbirşeyi umursamayanlar var. Bir de ağacın gövdesinde ne meyveye uzanan, ne de köke kadar inen biz varız, ki o biz dediğim iki enayi olan senle benim.” Aynen öyle. Ben küstüm. Hem okula, hem stajımı reddeden kurumlara…..

Etiketler: , , , , , ,