Bilkent’te ilkbahar dönemlerinde bir haftalık “spring break” – ilkbahar tatili – oluyor. Genelde ilk sınavlardan sonra, ikinci sınavlardan önce.. Hani çocuklar bi nefes alsınlar, havalar tam ısınmaya başlarken akılları dışarıda kalmasın diye… Tatilin 3 tam ve 2 yarım günü bitirme projesi için Tekirdağ’daydık. Zaten tatilden birşey anlamamıştık, dönüşüne de pek güzel süprizler bizi bekliyordu. Sevgili hocalarımız sınavları güzel güzel (!) okumuşlar. “Tatilde özlettiniz kendinizi” modunda bizi karşıladılar.

Tahmin ettiğim gibi MP sınavım iyi gelmedi, hatta sınıftaki en düşük notu ben aldım. :D Tarihi anlardan birine şahitlik ettim, bu duyguyu bir de yüz üzerinden on yedi aldığım OR sınavında yaşamıştım. Ama işin açıkçası bu defa üzülmedim kendi notuma. Zira elimizden geldiği kadar çalıştık, tüm ödevlerini teslim ettik, sınava da hazırdık. Ne kadar çalışırsam çalışayım böylesi bir sınavdan iyi alamazdım sanırım. Belki çok çok azıcık daha iyi olabilirdi, ama buna da şükretmek lazım.

Son sınıfın son döneminde olmanın verdiği bir rahatsızlık var ama yine de. “Kötü giderse dersi bırakırım” diyemiyor insan. Öyle ya da böyle geçmeye bakacağız. Perşembe günü yine bir sınavım var, cuma günü 491 için hocayla görüşmem, ve haftasonu bir gün senior proje için kendimi bi yere kapatmam lazım. Tüm bunlar bir tarafa, Boston’dan hala burs konusunda bir haber gelmemesi de ayrı sinir bozuyor. İşte böyle hazırlıyor bizi hayata sevgili okulumuz, biraz yoğunlaştırıp, biraz süründürüp öyle mezun etmek istiyor. Merakla ve sabırla katlanıyoruz…

Bu yazıyı paylaşın