Aylardır beklediğim gün nihayet geldi çattı. Tüm Amerika başvurularım için son gün olarak belirlediğim 15 Aralık günü itibariyle, toplam 8 üniversiteye, işletme PhD’si için başvurularımı tamamladım. Peki kimler var bu meşhuur listemde?

  • University of Pennsylvania
  • University of California Los Angeles
  • University of Southern California
  • The Ohio State University
  • Purdue University
  • University of Florida
  • Boston University
  • Rensselaer Polytechnic Institute

Üniversiteleri sanırım girme zorluğuna göre sıraladım. UPENN’den kabul gelmeme ihtimalinin çok yüksek olduğunun farkındayım ama yüksek bir başvuru da yapayım dedim. Garanti olsun diye yazacağım University of Houston’dan ise kesin kesin vazgeçtim. Çünkü Bilkent, Houston’ın fersah fersah ilerisinde bir okul. Sırf Amerika için çok da adı duyulmamış bir okula gitmek istemedim. Bu listedeki okulların hiçbirinden kabul alamazsam yüksek lisansımı paşa paşa Bilkent’te yapmaya karar verdim. Bunda doktora yapma düşüncemin ağır basması da rol oynadı sanırım. Gerçek şu ki UPENN veya UCLA’nın olmasını çok istiyorum, ama yine de hayırlısı tabi.

Başvurularda en sıkıntılı süreç okul aramak oldu sanırım. Yüzlerce okul var, hangisi iyi hangisi kötü kestirmesi çok zor, hangisi uygun diye saatlerce internet başında vakit geçirmek çok çok daha zor. Bundan sonraki aşama TOEFL ve GRE’ye çalışmak oldu. Gerçi TOEFL’a biraz hazırlandım ama GRE için sadece bir deneme çözdüm sanırım. Az çok lazım olan puanları aldık, gerçi biraz daha yüksek olabilirdi ama hayırlısı. Online başvurular da aslında epey zaman aldı. İşin bir zor yanı da ödemeler oldu. TOEFL ve GRE’ye toplam 360 dolar, Transkript yollamak için tanesi 27 TL’den toplam 180 küsür TL, her bir TOEFL için 17, GRE için ise 20 dolar, ve bunların da ötesinde her okul için ortalama 60 dolar başvuru ücreti… Şimdi toplamak istemedim, ama sanırım 1.5 milyardan fazla bir başvuru maliyeti oldu. İşin açıkçası bu kadar para tutacağını en baştan kestirememiştim. Umarım ailem için çok zor olmamıştır diyorum şimdi içimden. Daha sonra niyet mektuplarını yazdık (ki bunun da çilesi çok oldu), bir yandan da hocalardan referans alabilmek için kapıları aşındırdık.

En sonunda rahatlayacağım bu güne kavuştum işte. Ona mail at, buna soru sor, online başvuruyu unutma dertlerim tamamen bitti. Artık ÖSS’ye girmiş olanların yaşadığı o duyguyu yaşıyorum, sadece beklemeye başlıyorum. Son zamanlarda biraz sıkıntılarım vardı, ama bundan sonra biraz rahat olurum inşallah. Bir kez daha hayatımı yönlendirmek için bir taş atıyorum, ama sanırım bundan önce hem LGS’de hem ÖSS’de olduğu gibi hiç ummadığım bir yere gideceğim. Hadi hayırlısı…

Bu yazıyı paylaşın