2000′li yıllara girerken ilginç bir iddia vardı, bilgisayarlar 1 Ocak 2000′de açılmayacakmış, hepsi çökecekmiş falan.. O zaman öyle birşey olmadı tabii ama sanki 2010′a girdiğimizden beridir tüm blogcular yazmayı bıraktı. Çöktü mü yahu siteniz? Neden kimse birşey yazmıyor bilmiyorum ama ben suskunluğu bozayım biraz. Eğer sessiz durmam gerekiyorsa “şşş” dersiniz siz.

Yeni yıl yazısı yazayım çok istemiştim ayın 1′inde, hani “bu sene bıdı bıdı birisi olacağım, bıcı bıcı işler yapacağım” gibi. Ama olmadı, çünkü çok da keyifli değildim sanırım ve yeni yıl için cidden bir karar almamıştım. Sadece 2011 geldiğinde ne yapıyor olacağımı düşündüm. İçim bir tuhaf oldu hem, zira biz üniversiteye 2005′te başladık ve o zamandan beri hesaplarımızda çıkan yıl 2010′du üniversite bitsin diye. Şimdi inanmak çok zor geliyor, ben 2010 hiç gelmeyecek zannediyordum halbuki…

Biraz benden, biraz haberlerden bahsedeyim size… İlk aklıma gelen şu ki, bu NTV çalışanları cidden kaliteli insanlar oluyor. Mülakatla mı alıyolardır nedir bilemiyorum ama diğer kanallardaki saçma sapan adamlardan çok daha iyiler. Nasıl konuşulacağını her muhabir ya da haber sunan kişi az çok bilir, ama bunlar analitik düşünme yetisine de sahip. Vallahi bak. Kendilerini takdir ediyorum.

Bizim memlekette olduğu yeri haketmeyen çok insan var. Ama bunu hemen negatif algılamayın. Yani aslında hakettiği daha büyük makamlarken aşağıda kalanlar insanlar da var, küçük makam hakederken büyük koltuklara oturanlar da var. Kesin karşılaşmışsınızdır ya da en azından televizyonda görmüşsünüzdür böyle ilginç insanlar. Ama hepsi hayatın içinde işte. Kimi torpille, kimi ağzının laf yapmasıyla, kimi çoktan seçmeli sınavlardaki başarılarıyla.. Herkes hayatta kendine bir köşe buluyor işte. Bu aralar fena şekilde başka hayatları okumaya verdim kendimi. Kim ne yapmış, nasıl yapmış, nasıl bir dünya şirketi kurmayı başarmış.. Bence bundan 10 yıl kadar sonra insanlar hakettikleri yerde olmaya başlayacaklar…

Yılbaşı geçtiğine göre yeni yıla dair manifestomu da yayınlamam lazım. Sadece bu yıl için değil, 2010′dan 2019′a kadar uygulayacağım bir kurallar-kararlar dizisi aldım -ya da düşündüm herneyse-

  1. Oku, okuyabildiğin kadar çok şey oku. Kitap olsun, haber olsun, köşe yazısı olsun, makale olsun… Yeter ki her gün oku, her gün kendine birşey kat.
  2. Gezebildiğin kadar çok yer gez.
  3. Tanışabildiğin kadar çok insanla tanış.
  4. Elinden geldiğince içinde bulunduğun yeri ve konumu değiştir.
  5. Sabahları erken kalk, gece erken yat, hayatı daha çok yaşa.
  6. Zaten işleri hep son dakikada yapıyorsun, bu değişmeyecek, o zaman böyle yaşamaktan şikayet etme, tadını çıkar! :)
  7. Arkadaşlarını iyi ayırt et -çünkü bazıları geçici, bazıları ebedi- ve buna göre onlarla daha çok vakit geçir.
  8. Haddini bil, seviyeni bil, kendini övmediğin gibi yerme de.
  9. Atılgan olmaya gayret et. Girişimci olmak belki de doğuştan gelen birşey değildir, bir dene bakalım…

Aklımda bu konulardan başka da şeyler var aslında, arabayı servise vermiştik onu yazacaktım, 3-4 gece uykusuz kalıp proje raporu yazdık onu anlatacaktım, finallerim orta seviyede seyrediyor onu anlatacaktım, bilkente bu senenin ilk “kar”ı az da olsa yağdı onu anlatacaktım, “Dünyanın İlk Günü” diye bir kitap çıkmış -okumak için can atıyorum ve keşke biri bana hediye etse diyorum- onu anlatacaktım, Drew ile Randevum adlı bir film varmış her yerde arıyorum ama bir türlü bulamıyorum onu anlatacaktım, Enes’le bir fotoğraf yarışması var sanırım ona katılacağız ve benim ilk katıldığım yarışma olacak onu da anlatacaktım ve hatta ayın 14′ünde -sanırım- İstanbul’a gideceğim bunu da anlatacaktım fakat şu uzun cümleyi toparlayamadan yazıyı bitirip yine ders çalışmam gerekiyor. Aslında şöyle bi bakınca bi cümlede bu araların bi özetini yapmışım :) Kendine iyi bak okur, görüşücez kısa zamanda…

PS: Fotobloguma da 1-2 haftaya kadar İstanbul’da çekmeyi planladığım fotoğrafları koyup güncelleyeceğim, takipte kalın. :wink:

Fotoğraf: Deviantart

Bu yazıyı paylaşın