Bazen insanlara kızdığım oluyor. Hatta yakın çevremdekilere sürekli kızdığım insanlardan bahsediyormuşum gibime geliyor. Ama aslında arada bir fark var: Bir insanı eleştirmek ile o insana kızmak aynı şeyler değil. Garip giyinen, cins hareket eden bir insan gördüğümde eleştiririm. Ama kızmak bambaşka bir olgu. Çok insan eleştiririm ama nadiren kızarım.

Kızdığım şeylerin başında, başka bir insanı üzmek geliyor. İnsanları elimden geldiği kadar üzmemeye çalışırım. Ve bir insanı gerçekten üzdüğüme karar verirsem (ya da öyle algılarsam) üzerinden süre geçmeden barıştırmaya çalışırım. Eğer bir insan, başka bir insanı üzüyorsa (ki bu insanı normalde sevdiğini, değer verdiğini söyleyip) sonra da olayın üzerini basitmiş gibi geçiriyorsa, bence bu tahammül edilemez birşeydir. Hele üzdüğü kişi benim çok sevdiğim birisiyse, benim açımdan büyük bir hata işlemiş demektir.

Bunun dışında söylemek istediklerim de var onları da sıralayayım:
1. İnsan kendini karşısındakinin yerine koymalı, öyle hareket etmeli.
2. İnsan kendini dünyanın efendisi sanmamalı, diğer insanların da bir hayatı olduğunu algılayabilmeli.
3. İnsan haksız olduğu durumlarda bağırıp çağırarak bunu kapatmaya çalışmamalı.
4. İnsan özür dilemeyi bilir (bilmeli demiyorum, bilir diyorum; çünkü bunu bilmeyenin insan olduğundan şüphe duyarım).
5. İnsan seviyorum dediği kişiyi üzüyorsa, bunda diretiyorsa, tekrarlıyorsa; ya seviyorum dememeli, ya da değişmeli.
6. İnsan sınırlarını iyi bilmeli.

Belki insan daha çok şey yapmalı, ama bunlar aklıma ilk gelenler. Bu yazının kızgınlıkla yazıldığını düşünüyorsanız, korkarım ki haklısınız. Hepinize güzel günler…

Etiketler: ,