29 Nisan’daki olaylardan bu yana nedense birşey yazmak istemiyordum. Ama yine de kafamda yazmak istediğim şeyler çoğalınca bir yazı patlatayım dedim, saat gecenin 12′si olsa bile.

Efendim, bugün bir dersimizin vize (midterm) sınavı vardı. Çok iyi geçmedi işin açıkçası ama yine de moralim bozuk değil. Çünkü sözel bir derste elimden gelen bu kadar oluyor. Sayısal adamım ben. Her ne kadar yazmayı sevsem bile, birşey ezberlemek, özellikle de işime yaramayacak iki gün sonra unutulacak birşey ezberlemek bana göre değil. İşin içinde bir analitik düşünce olmalı, yeni birşeyler yapılmalı. Yoksa banane kim neyi nasıl üretmişse üretmiş kardeşim…

Birkaç gün önce blogdan tanıdığım Bengi Abla ve eşiyle tanışma fırsatım oldu. Onlar kahvelerini ben de sıcak çikolatamı içerken herşeyden muhabbet ettik. Ama cidden herşeyden konuştuk :D Siyaset, internet, üniversite ve daha birçoğu. Benim açımdan çok zevkli geçti diyebilirim. Hem onlarla tanışmak, hem de üniversiteyi gezdirmek güzel oldu sanıyorum. Umarım onlar da memnun kalmışlardır. Sonradan aklıma geldi, keşke fotoğraf makinemi yanıma alıp fotoğraflarını çekseymişim :(

Size yazmadım ama Arçelik-LG’nin staj sınavı sonuçları geldi. Ve en sonunda ilk staj kabulümü almış bulunuyorum :) Proje geliştirme departmanında temmuz ve ağustos aylarında staj yapacağım. Şimdilik İstanbul ve Gebze’ taraflarında kalacak yakın bir yer arıyorum. İşin en çetrefilli kısmı da burasıymış sanırım. Ama olsun, kocaman bir işletmede 20 gün geçirebilmek benim için çok hoş bir deneyim olacak. Gerekirse parkta yatarım :D

Bunu da buraya yazmadım ama geçenlerde bir haftalığına eve gittim. Başımda sivilce gibi birşey vardı, doktor beye onu lazerle yaktırdım. 1 haftadır başım yarılmış gibi yarabandı ile dolaşıyorum, gören geçmiş olsun diyor :) Aslında o kadar da büyük bir şey değil ama sanırım abartılı bir bantlama tekniğim var.

Hüseyin ve ablamla beraber ODTÜ’deki tiyatro günleri çerçevesinde iki tane oyuna gittik. Ben ilk gittiğim oyunu pek beğenmedim işin açıkçası. Felsefikmiş. Felsefik şeylerden bir 3lf anlar, bir de Hüseyin. O çok beğendi ama bence zaman kaybıydı. İkinci oyun ise hiç şüphesiz mükemmel bir oyundu. Adı “Yaşlı Kadının Ziyareti”. Eğer olur da bir yerde denk gelirseniz izleyin. Ama ODTÜ’dekinde başrolü oynayan kişi role tam uygun birisiydi. Hele bir ses tonu vardı ki yani bu kadar olabilir dersiniz. Hüseyin o tiyatro aşkıyla bugün bir de Bilkent’te tiyatro izledi ama o kadar iyi değilmiş sanırım.

Ve son olarak, geçen gün Cabiyle 4 yapraklı yonca aradık ama bulamadık :(

Yazılarımı uzun yazdığıma dair birkaç uyarı aldığım için burada bırakıyorum yine. Yarın yine yazarım birşeyler. Kendinize iyi bakın, güzel bir hafta diliyorum :)

Etiketler: , , , , , , ,

Bu yazıyı paylaşın