Havalar ve Ben
Günlük Hayat 21 Mart 2009, Cumartesi
Ankara’da hava çok karmaşık bu aralar. Bir kar yağıyor, ardından güneş açıyor. Sonra tekrar kar yağıyor, sonra tekrar güneş açıyor. Bu kovalamaca birkaç gün devam etti sanırım. En azından Bilkent’te havalar böyleydi. Havaların bu gidişatını hiç beğenmiyorum. Bir karar vermeli artık. Ya iyi olsun hep, ya da kışa dönsün. Böyle kararsızlık hiç iyi değil. Ne demişler “en kötü karar bile kararsızlıktan iyidir.”
Ben böyle söylüyorum ama kendim daha kararsızım. Ne konuda olursa olsun hep bir tereddüt içindeyim. Doğru şeyin ne olduğunu kestirmekte zorlanıyorum. 21 yıllık yaşamım içinde her zaman yapmam gereken şeyin az çok ne olduğunu bilirdim, yapmasam bile bilirdim. Ama şimdi biraz daha umutsuz, biraz daha karamsar görüyorum kendimi. Kendimi mutlu hissetmeye çalıştıkça, aslında mutsuzluğun dibine vurmuş gibi hissediyorum. Hiçbir şey yokmuş, hayat normal devam ediyormuş gibi de davranamıyorum. Ama deniyorum. Çünkü biri, hayatını sürekli kar yağışı altında geçiremez. Böyle bir yalpalama herkesin başına geliyor. Bir güneş açacak, bir kar yağacak. Ama en sonunda rayına girecek işler. En azından tekrar bozulana dek. Ama bunun için ilk adımı ben atmalıyım. Ben düzeltmeliyim hayatımı. Dağıldığı yerden ben toparlamalıyım, başkalarının açtığı büyük yaralara üzülmek yerine yeniden inşa etmeliyim. Yanımdaki insanlar, beni düşünenler bana bakınca keyifsizliğe düşmemeliler, mutlu olmalılar akıllarına geldiğinde, “ne neşeli çocuk” diyebilmeliler.
Yine yapıyorum aslında aynı şeyi. Sorun şu ki, eskiden az düşünür çok iş yapardım. Şimdi ise çok düşünüp az iş yapıyorum. Ve yaptığım iyi işlerin oranı giderek de düşüyormuş gibi geliyor. Bu kadar düşünmeye gerek yok desem de, öyle oluyor giderek. Demiştim ya, insan büyüdükçe dertleri de büyüyor, düşünmeden hareket edemiyor sanırım.
Başkalarının doğrularını kendi doğrularım yapmaya çalışıyormuşum kaç zamandır. Başkalarından akıl almaya çalışıyormuşum. İçimden geldiği gibi yaşayamıyormuşum, “başkası ne der”, “felanca ne düşünür”, “filanca beni kötü mü zanneder” deyip duruyormuşum. Birkaç gün önce farkettim. Doğru hareketlerim kadar, yanlış hareketlerim de bir parçam değil mi benim. Şansa geldiğinde kazanıp, aşka geldiğinde kaybetmem de benim bir parçam değil mi? Hepsi birden tanımlamıyor mu beni? Başkaları nasıl görürse görsün, onlar öyle değil dese de “dünya yine de dönüyor” di mi?
Söylemeliyim ki bu karışık hava bir düzene oturacak, benim de Kasım ayından beridir yaşadığım şu karışıklık bir nihayet bulacak. Eski, en eski Sertalp olacağım.
Not: Fotoğrafçılık kursum nihayet bitti. Çok hızlı oldu işin açıkçası
Buradan çevremdekilere bir şey söylemek istiyorum. Fotoğraf çekeyim mi deyince “ben fotoğraf çektirmeyi sevmem”, “ben iyi çıkmıyorum fotoğraflarda” derseniz elimdekini kafanıza fırlatırım. İki resim çekecez işte, öldürmüyoz ya sizi…


21 Mart 2009 Saat:15:00
Sorun şu ki, eskiden az düşünür çok iş yapardım. Şimdi ise çok düşünüp az iş yapıyorum.
Süper tespit, +1
21 Mart 2009 Saat:16:20
en eski sertalp’i özlemle bekliyoruz
21 Mart 2009 Saat:16:59
Ooo.. Senin dellenme zamanlarına gelmişiz demekki..
Tavsiyem fazla düşünme, başkaları için de kendine şekil vermeye çalışma bu aralar.. Sevdiğin şeyleri yapmaya veya sevdiğin bir ortamda bulunmaya çalış hemen olmasa bile yavaş yavaş etkisini görürsün…
Ya bu Kasım sonrası sendromu bende de vardır.. Şubat sonu Mart ortalarına kadar devam eder.. O yüzden seni çok iyi anlıyorum…
Takma kafaya geçer!
21 Mart 2009 Saat:20:41
insanlar ne der ne düşünürü bi kenara bırakmayı öğrenmeliyiz artık. o anca mahalle arasında kalmış yaşamların mahalle baskısı sonucunda dert ettikleri bi takıntı. bizse okumuş etmiş ve bi kalburüstü seviyede olmuşuz yani. o yüzden bu dereceye geldikten sonra kimsenin fikirleri umurumda değil pek
havalar konusunda haklısın. beni de çok bunaltıyor. şöyle güneş açsa, sıcak olsa da cıbıl cıbıl dolaşabilsek
bu arada beni foto manken olarak kullanabilirsin
23 Mart 2009 Saat:10:05
elinde ki foto mak. kafama fırlatıcaksan ben istemem çekme beni :)) ( hadi şimdi at , yakalayabilirim
)
23 Mart 2009 Saat:11:26
Seamus; teşekkürler

yavaş yavaş etkilerini görürsün demişsin, çok güzel demişsin, sanırım hemen geridönüş beklediğim için hareketlerimden çok bunalıyorum. teşekkürler yorumun için 

meytap; evet kendime pankartlar da hazırladım, dönüşüm başladı
Nina; kafaya takma diyorsan takmiim o halde
e.d.; Emrecim her zamanki gibi güzel bir yorum yazmışsın. Seni manken olarak kullanmak aklımda, bir makine alabilirsem haber vereceğim sana
simarigim; yok makineyi atmam ama, ne bileyim yerden bulduğum çakıl vb. birşey olabilir
23 Mart 2009 Saat:17:07
Güzel günler hepimizin olsun
27 Mart 2009 Saat:17:50
“..“dünya yine de dönüyor” di mi?”
dünya dönüyo zaman akıyo istesek de istemsek de..
ya sayın mühendis şu uzay gemisini yap artık da az uzaklaşıyım şu dünyadan zamandan..belki dünyaki 2 gün zamanın orda bir ay kadar olan bir gezegen bulurum hafta sonu bir aylık tatil yaparım:D
bak söz vermiştin yapınca turlamama izin vereceksin
ilerde param olunca da alırım bi tane
nöbet araları kaçarım tatile:) süper olur gerçekten fikrimi takdir etiim:D