Tabi deliye her gün bayram olsa bile Ramazan Bayramı’na gelebilmek her zamanki gibi keyif verici. Herkese ve herkese mutlu ve güzel bayramlar diliyorum. Evdeyim, Ünye’de. Daha Ankara’ya alışamadan eve geri döndüm. Ama tekrar Ankara’ya döndüğümde nefes alacak vaktim olmayacak sanırım. TOEFL normal geçti, iyi değil ama belki kötü bile olabilir. 2 hafta sonra sonuçlar açıklanınca tekrar yazarım zaten.

Otobüste gelirken epeyce müzik dinleme fırsatım oldu. Daha önce Radiohead’in birkaç şarkısını ne kadar sevdiğimi söylemiştim. Bu sefer başka bir şarkısından (No Surprises) bahsedeyim.

İlerde, yağmurlu bir bayram sabahında, bir pencere başında, yorgun bir şekilde tekrar dinlemek istiyorum bu şarkıyı. Tam olarak o tonda, o yavaşlıkta, tatlı bir şarkı. Arkasındaki müzik kutusu sesi insana maziyi hatırlatıyor. Sakin hayatına daha fazla fırtına aramayan, olgun, bir o kadar da çocuksu bir masumluk taşıyor. Paylaşayım;

A heart that’s full up like a landfill,
a job that slowly kills you,
bruises that won’t heal.
You look so tired-unhappy,
bring down the government,
they don’t, they don’t speak for us.
I’ll take a quiet life,
a handshake of carbon monoxide,

with no alarms and no surprises,
no alarms and no surprises,
no alarms and no surprises,
Silence, silence.

This is my final fit,
my final bellyache,

with no alarms and no surprises,
no alarms and no surprises,
no alarms and no surprises please.

Such a pretty house
and such a pretty garden.

No alarms and no surprises (get me outta here),
no alarms and no surprises (get me outta here),
no alarms and no surprises, please.

Resim: Deviantart

Bu yazıyı paylaşın