Sanırım hayattaki en zor işlerden birisi de doğumgünü yazısı yazmak. İnsan ne kadar isterse istesin, kağıda, yazıya aktaramayacağı şeyler taşıyor içinde. İfade edebildiklerimiz, TDK’nın bize sağladığı olanaklar kadar. İnsan istiyor ki öyle bir şey yazsın; o şey içindekileri bir ayna gibi gösterebilsin karşısındakine. Şeffaf olsun, içten olsun. Bazen insan çok yaklaşıyor içindekileri anlatmaya, ama yine de gözlerin içine bakmadan samimi gibi gelmiyor yazılanlar. Ama yine de deneyelim bakalım :)

Doğum günün kutlu olsun Beyaz Papatyacık :) 27 Eylül 2007′den, 25 Ekim 2008′e kadar 394 gün geçmiş :) Her biri birbirinden daha güzel, daha tatlı 394 gün. Seninle ilk tanıştığımızda 19 yaşındaydın, 20.doğumgününü de gördük, erken bir kutlamayla 21.sini de :) İnşallah  uzun bir ömür boyu daha hep doğumgünlerini görmeyi nasip eder Allah bize. Her ne kadar anlaşması güç biri olsam da, kıskançlığı tavan yapmış biri olsam da, bazen seni “hıh”latsam da bana katlanabilmen; benim için çok değerli :) Ablam bile dayanamıyor, arada bir bağırıyor çağırıyor. ;) Bana “sen kendin güzel olduğun için etrafındakileri güzel görüyorsun” demiştin, ama inan öyle değil. Hayatı güzelleştiren, yaşamayı sevdiren sensin. Sabah her uyanışta, “günaydın” mesajını eksik etmeyen, uyuyakalmadığı zamanlarda “benim çok uykum geldi, iyi geceler :) ” diyen, sabahları, akşamları, gündüzü geceyi güzelleştiren sensin. Sevinçlerde, üzüntülerde, ailem ve arkadaşlarımla birlikte, bunlara bir ortak da sensin. Hayatı paylaşmayı değerli kılan, yazdıklarımın boşa gitmediğini düşündüren de sensin. İşte bu “İyi ki Doğdun” ve “İyi ki Varsın” cümlelerinin içindeki derin mânâ, senin güzelliğindir, etrafı nasıl güzelleştirdiğindir.

Sadece benim için değil bu “iyi ki doğdun” cümlesi. İnan, birçok kişi, birçok şey böyle söylüyor, böyle hissediyor. İyi ki doğdun Papatyacık, İyi ki tanıdım seni..  :)  Doğum günün kutlu olsun… ;)
Not: Pasta mumumuz yok ama 21 adet küçük kalpciğimiz var :)