<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sertalp bilal &#187; psikoloji</title>
	<atom:link href="http://www.sertalpbilal.com/etiket/psikoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sertalpbilal.com</link>
	<description>turuncu balığın hayata dair gözlemleri...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 09 Dec 2011 00:54:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Kendini Bükmek</title>
		<link>http://www.sertalpbilal.com/denemeler/kendini-bukmek/</link>
		<comments>http://www.sertalpbilal.com/denemeler/kendini-bukmek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Apr 2008 19:57:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sertalp bilal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[James Randi]]></category>
		<category><![CDATA[kaşık]]></category>
		<category><![CDATA[kaşık bükme]]></category>
		<category><![CDATA[matrix]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[spoon boy]]></category>
		<category><![CDATA[telekinazi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sertalpbilal.com/?p=402</guid>
		<description><![CDATA[Cabi&#8217;yle birkaç hafta önce bu konuda konuştuğumuzu hatırlıyorum. Bugün yine bir bahsi açıldı, ben de biraz anlatayım dedim. Bileniniz vardır, telekinezi adında bir nane var. Adamlar insanın isteme gücünün (veya hayal gücü de diyebilirsiniz) belli bir etkisi olduğunu düşünüyorlar. Açıkçası bu düşünceye pek çok yerde rastlamıştım fakat pek mantıklı gelmemişti. Ama şu kaşık bükme numarasının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignright alignnone size-full wp-image-403" style="margin: 10px; float: right;" title="kendini_bukmek_telekinazi_spoon_bend" src="http://www.sertalpbilal.com/wp-content/uploads/2008/04/kendini_bukmek_telekinazi_spoon_bend.jpg" alt="Kendini Bükmek Telekinazi Spoon Kaşık Bend" width="250" height="188" />Cabi&#8217;yle birkaç hafta önce bu konuda konuştuğumuzu hatırlıyorum. Bugün yine bir bahsi açıldı, ben de biraz anlatayım dedim. Bileniniz vardır, telekinezi adında bir nane var. Adamlar insanın isteme gücünün (veya hayal gücü de diyebilirsiniz) belli bir etkisi olduğunu düşünüyorlar. Açıkçası bu düşünceye pek çok yerde rastlamıştım fakat pek mantıklı gelmemişti. Ama şu kaşık bükme numarasının nasıl yapıldığını da çok merak ediyordum. Biraz bakındım etrafa, bakın neler öğrendim.</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-402"></span>Şu kaşık bükme işi bi kere bir acayip. O kaşığın bükülmesinin bize hiçbir katkısı yok :D  O kaşıkla yemek bile yenmez artık. Zaten ülke ekonomik krizde nedir bu rahatlık canım? Neyse, ama lazım oldu, biri dedi ki &#8220;beyefendi şu kaşığı bükmeniz mümkün mü?&#8221; Siz de tabi yardımsever kişiliğinizle aldınız elinize kaşığı. Şimdi ne olacak? İşte size taktikler. Bir kere derin bir nefes alın. Bu nefes hem sizi rahatlatır, hem de sizden kaşığı bükmenizi isteyen kişiyi. Zira sizi profesyonel sanacaktır. :roll:  Hiç çaktırmayın siz de. Gözünüzü kapatın, odaklanın, kaşığı okşayın ve kaşığın akışkan bir madde olduğunu düşünün. Kaşık büküldü! Bu cidden bu kadar kolay mı yahu? Eğer bu insanın düşünce gücü ise inanın hiç işe yaramıyor, çünkü kaba kuvvetle 3 saniyede bükmüştünüz. Eğer dünyada &#8220;istemenin bir gücü&#8221; olmuş olsaydı bence bunun fiziksel kuvvetin önüne geçebilmesi gerekirdi. Yoksa pek de bir anlamı kalmıyor di mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Kaşık bükme olayının cidden gerçekten bir hile olup olmadığını merak ediyorum. Eğer hile değilse (ki öyle iddia edenler var) o zaman bu enerji nereden geliyor? Veya bundan bize niye bahsedilmedi? Matrix&#8217;i izlemiş olanlar, Neo&#8217;nun Büyücü&#8217;nün evine gittiği yeri hatırlayacaktır. Orada gördüğü bir çocuk kaşığı büküyordu ve <a href="http://en.wikiquote.org/wiki/The_Matrix#Others" target="_blank">ne diyordu</a> Neo&#8217;ya <strong>&#8220;Do not try and bend the spoon. That&#8217;s impossible. Instead&#8230; only try to realize the truth. There is no spoon. Then you&#8217;ll see, that it is not the spoon that bends, it is only yourself.&#8221;</strong> Mealini veriyorum: <strong>&#8220;Kaşığı bükmeyi deneme. Bu imkansızdır.. Bunun yerine, sadece gerçeği anlamaya çalış. Kaşık yok. Görecekesin ki, büktüğün şey kaşık değil, sadece kendin.&#8221;</strong> Zaten kafam karışıktı, tuz biber oldu ama olsun. Bakın, diyor ki çocuk, hiçbir şey yok (konuşmanın devamında). Yani şu Descartes&#8217;in ünlü &#8220;Düşünüyorum, varım.&#8221; sözüne geldik. Varız ama düşünce olarak. E peki ben size sorarım o zaman bizim bedenimiz ne oluyor? Düşünce olarak varsak, kaşığı bükebiliyorsak, ben ilk baş Humanity sınıfındaki çocuğu bükerim o zaman. Bu arada Descartes&#8217;in günahını almayalım, o sonradan bedenin varlığının da ispatını yapmış.</p>
<p style="text-align: justify;">Valla dediğim gibi merak ediyorum şu olayı. Umarım bu olay sadece bir hileden ibarettir (ki <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/James_Randi" target="_blank">James Randi</a>&#8216;nin dediğine göre kesin kesin öyledir). Bu olay hile değilse o zaman aklımın daha da karışacağı muhakkak. En nihayetinde düşündüm de, istemenin bir gücü var, ama bu burada yazılanlar gibi öyle kaşıkla felan alakalı değil. Yaradan&#8217;dan istemenin bir gücü var sanki. Ne mutlu dua edince içinde o gücü hissedebilene&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Dip Not: Kendimi nasıl bükeceğim? Yardım edin! <img src='http://www.sertalpbilal.com/wp-content/plugins/smilies-themer/Phoenity/laugh.png' alt=':D' class='wp-smiley' /> <br />
Dip Not 2: Yine de bükmek isterseniz, deneyeyim derseniz <a href="http://www.wikihow.com/Bend-a-Spoon" target="_blank">buradan buyurun</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sertalpbilal.com/denemeler/kendini-bukmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Değerler Sistemi &#8211; 2</title>
		<link>http://www.sertalpbilal.com/denemeler/degerler-sistemi-2/</link>
		<comments>http://www.sertalpbilal.com/denemeler/degerler-sistemi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Jan 2008 23:31:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sertalp bilal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[1984]]></category>
		<category><![CDATA[Achilles]]></category>
		<category><![CDATA[Dövüş Kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[George Orwell]]></category>
		<category><![CDATA[İlyada]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sertalpbilal.com/denemeler/degerler-sistemi-2/</guid>
		<description><![CDATA[George Orwell&#8217;in BinDokuzYüzSeksenDört kitabını okumaya başlamam tam da değerler sistemi yazısını yazmaya başladığım zamana denk geldi. Bu seferki yazıda değerlerle birlikte, sistemi de ele alalım. Kitabın adını rakamla yazacağım yazının geri kalanında. 1984&#8242;ü okumuşsanız totaliter devletlerle yönetilen bir dünyanın tasvir edildiğini biliyorsunuzdur. Kahramanımız Winston&#8217;ın sistem hakkındaki düşüncelerini okurken, ben de düşünmeye başladım. Evet, kitabı okurken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><img src="http://www.sertalpbilal.com/wp-content/uploads/2008/01/deger_sistemi_2.jpg" alt="Değerler Sistemi - 2" align="left" hspace="10" vspace="10" />George Orwell&#8217;in BinDokuzYüzSeksenDört kitabını okumaya başlamam tam da değerler sistemi yazısını yazmaya başladığım zamana denk geldi. Bu seferki yazıda değerlerle birlikte, sistemi de ele alalım. Kitabın adını rakamla yazacağım yazının geri kalanında. 1984&#8242;ü okumuşsanız totaliter devletlerle yönetilen bir dünyanın tasvir edildiğini biliyorsunuzdur. Kahramanımız Winston&#8217;ın sistem hakkındaki düşüncelerini okurken, ben de düşünmeye başladım.</p>
<p align="justify"><span id="more-327"></span>Evet, kitabı okurken çok büyük bir yanlış içinde buldum kendimi. Romanın doğrultusu şu yönde; gidilen yol eleştiriliyor, insanların aynı şeyi düşünmesi, aynı şeyi yaşaması eleştiriliyor. Chuck Palahniuk&#8217;un Dövüş Kulübü&#8217;nde de aynı şeyi bulmak mümkün. Herkesin aynı şekilde sürekli tüketim yapması eleştiriliyordu. Hatta Tyler (filmde) hiçbir şeyin hiçbir zaman tam olamayacağını bildiriyordu.</p>
<p align="justify">Peki, bu filmi izleyenler, bu kitapları okuyan insanlar ne düşünüyor? Evet, çoğu okuyan sisteme karşı bir antipati taşıyorlar. Aynı düşünmenin ne kadar kötü olduğunu düşünüyorlar ama durun bir dakika o zaman hepimiz yine aynı şeyi düşünmüş olmuyor muyuz?</p>
<p align="justify"><img src="http://www.sertalpbilal.com/wp-content/uploads/2008/01/suru_psikolojisi.jpg" alt="Sürü Psikolojisi" align="right" hspace="10" vspace="10" />Bu düşünce bana daha önce gördüğüm bir karikatürü getirdi. O karikatüre gülmüştüm, ama ne yazık ki o karikatürdekilerden biri de bendim. Karikatürde &#8220;Ben artık sürü psikolojisine uymayacağım.&#8221; diyen bir koyun var, diğer koyunlar da &#8220;ben de, ben de&#8221; diyerek aslında sisteme karşı isyanımızın bile aynı olduğunu gösteriyor. Ne acı değil mi? Meseleleri yorumlayışımız da artık böyle. Aslında dünyada herkes aynı şeyi yapıyor sanki. Hemen gruplanıyoruz. Dövüş Kulübü&#8217;nün kurulması da bir gruplaşmaydı hatırlarsanız. İnsanlar irrasyonel itaatin öyle bir pençesine düşmüş ki, sisteme isyan ederken bile gruplanıyorlar. Durun bir dakika! Eğer siz de böyle düşünüyorsanız, o zaman yine aynı şeyi düşünüyoruz.</p>
<p align="justify">Düşündüm de, problem gerçekte sistemde değil de, sisteme karşı gelenlerde ise ne olacak? Yani hayatımızı kuşatan şey aslında sisteme karşı yazılar yazan insanlarsa? Ya biz aslında değerlerimize bağlı olarak mutluysak? O zaman işler çok karışmıyor mu? Şimdi tam anlamıyla kafam karıştı. Doğru olanın ne olduğunu anlamak iyice karıştı. Bu küçüklüğümde düşündüğüm &#8220;düşündüğümü düşündüğünü düşündüğümü&#8230;&#8221; serisine benziyor. Kim doğru söylüyor, kim yalan söylüyor şimdi?</p>
<p align="justify">Ben bile sizi kandırıyor olabilirim. (Allah&#8217;ım gittikçe yazı da karıştı&#8230;) Belki de hepimiz kapitalizm ile yaşayıp, aslında onu eleştirerek yaşamayı seviyoruz. Eleştiriyoruz ama sonuna kadar da destekçisiyiz. Buldum, hepimiz 1984&#8242;teki Syme gibiyiz. Sistemi sever gibiyiz, tüm gücümüzle para kazanacak yollar buluyoruz, (özellikle Endüstri Mühendisliği&#8217;nde okuduğum için biliyorum, bölümümüz tam anlamıyla kapitalizmin sırtından para kazanıyor) sonra da içimizden (belki de numaradan dışımızdan) bu paraya bağımlılığı eleştirip, değerlerden bahsediyoruz. Allah aşkına biz kimi kandırıyoruz ki?</p>
<p align="justify">Kendimizi kandırıyoruz. Şimdi bir insan için onur mu daha değerli yoksa para (veya rahat yaşamak) mı? Bu ikilemi birçok kitapta bulmak mümkün (bkz. İlyada). Değerlerle yaşamak arasındaki bu tercihte bizim genelde değerlerimizi koruduğumuzu söylemek mümkün gibi. En azından tarih kitaplarında öyle yazıyor. Biz böyle gururlu bir milletin torunlarıyız. Ne garip değil mi? Böyle bir milletin torunuyuz ama mala mülke ne kadar da düşkünüz. En çok değer verecek şeylerimizin başında olanlarda dine değer verenlerin bile bir kısmı BMW&#8217;lerle geziyor. Rezalet değil mi bu? Geçen gün otobüste yanıma oturan biri vardı, THK&#8217;nın yönetim kurulu üyesiymiş. Diyor ki, &#8220;biz eski devrimcilerdendik, arkadaşlarımız sonradan parayı bulunca sermaye adamı oldular, piyasa adamı oldular.&#8221; Haydi bakalım şimdi arada kalmadık mı? Hani onların değerleri? Üzücü değil mi kaybedilen değerler&#8230;</p>
<p align="justify">Şimdi kafamdaki meseleler iyice arap saçına döndü. Nası çözerim bilmiyorum ama en iyisi ben daha 60. sayfasında bulunduğum şu kitabı bir bitireyim, belki daha tutarlı birşeyler bulurum da sizinle paylaşırım. Siz de benim düşüncelerimi sağlamlaştırmamda yardımcı olursanız çok sevinirim. Sevgilerim ve saygılarımla efendim&#8230;</p>
<p align="justify">Ekleme: Karikatürü de sonunda bulup yazıya ekledim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sertalpbilal.com/denemeler/degerler-sistemi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeterlilik ve Tevazu&#8230;</title>
		<link>http://www.sertalpbilal.com/denemeler/yeterlilik-ve-tevazu/</link>
		<comments>http://www.sertalpbilal.com/denemeler/yeterlilik-ve-tevazu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Oct 2007 01:02:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sertalp bilal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kibir]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tevazu]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yetersizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sertalpbilal.com/denemeler/yeterlilik-ve-tevazu</guid>
		<description><![CDATA[  Bu konuyu aslında günlerdir düşünüyorum ama ancak yazmak kısmet oldu. Yeterlilik derken ne kastediyorsun diyebilirsiniz. Bir dakika heyecanlanmayın, açıklayacağım Geçen günlerin birinde bir derste hocamız &#8216;genel kültür&#8217; kapsamında bir soru sordu. Ben sorunun cevabını bilmiyordum, sınıftan birisi cevap verdi. Cevap veren kişinin kim olduğunu farkedince bir anda kendimi çok kötü hissettim. Neden mi? Bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"> <img src="http://www.sertalpbilal.com/wp-content/uploads/2007/10/yeterlilik_ve_tevazu.jpg" alt="Yeterlilik, Tevazu, Humility" /></p>
<p align="justify">Bu konuyu aslında günlerdir düşünüyorum ama ancak yazmak kısmet oldu. Yeterlilik derken ne kastediyorsun diyebilirsiniz. Bir dakika heyecanlanmayın, açıklayacağım <img src='http://www.sertalpbilal.com/wp-content/plugins/smilies-themer/Phoenity/smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> Geçen günlerin birinde bir derste hocamız &#8216;genel kültür&#8217; kapsamında bir soru sordu. Ben sorunun cevabını bilmiyordum, sınıftan birisi cevap verdi. Cevap veren kişinin kim olduğunu farkedince bir anda kendimi çok kötü hissettim. Neden mi?</p>
<p align="justify"><span id="more-166"></span>Bir insan olarak kendimde çok garip bir şey keşfettim. Bu cevap veren arkadaşımızı ilk gördüğümden beri içten içe bir gıcıklık duyuyordum. Nedensiz olan bu duygunun sonradan o kişiyi kendi gözümde küçültmekle sonuçlandığını gördüm. Hareketleri, konuşmaları çok sıradan geliyor ve tabiri caizse kendimi onun omuzlarından yüksekte görüyordum. Halbuki o cevaptan sonra farkettim ki çok büyük bir yanlış içindeyim. Bu cevaptan sonra o arkadaşa bakış açım değişti.</p>
<p align="justify">İnsan olarak en büyük yanlışlarımızdan birisi &#8220;Yeterlilik Psikolojisi&#8221; galiba. Bunun psikolojide başka bir adı var mı bilemiyorum. İnsan kendini yeterli ve belli bir seviyede görmeye başladığı andan itibaren bir adım yol alamıyor. Olduğu yerde kalakalıyor ve diğer insanları izliyor. Kendini yüksekte zannediyor, halbuki ayaklar altına düşüyor. Hiç bir insan, ne oldum dememeli prensibine oldukça yaklaştık. Evet insan ne zaman arkasına dönüp &#8220;vay be nerelere geldim&#8221; derse, kaybedenlerden olmaya başlıyor. Bu dini mevzularda da böyledir, sosyal konumda da böyledir. İnsan &#8220;ben kendime yeterim, kimseye ihtiyacım yok&#8221; derse, orada işi bitmiştir.</p>
<p align="justify">Bu yüksek enaniyet, bu insanın yuvarlanmasına yol açacaktır. İstisnalar olabilir, ama en iyi ihtimalde bile insan bir adım ileri gidemez. İnsan, bazı konularda bilgili, bazı konularda bilgisiz olduğunu kabul etmeli ama şunu iyi bilmeli ki <strong>herhangi bir insanın herhangi bir konudaki yolculuğu hayat boyu bitmez</strong>. En azından bitmemeli. Bu yüzden bence bir insanda olması gereken en büyük erdem tevazudur. Tevazu sahibi olan insan her zaman gelişmeye açıktır. İnsanlar karşısında benim gözümde her zaman 1-0 öndedir. Tüm işlerde kendi yetersizliğini bilir, kabul eder ama elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışır. Ayrıca bu sayede kendi kötü sonuçlardan korur. Beklentisi yüksek olmadığı için, başarısızlıkları azdır ve olmuşsa bile çok kötü sonuçlara yol açmaz.</p>
<p align="justify">Kendini belli bir yerde görecek kadar kör bir insan, diğer insanları ezmeye çalışır (bkz. ben). Halbuki bizim diğer insanlardan öğrenecek çok şeyimiz var. Benim senden, senin de benden öğreneceğin elbette bir şeyler vardır. 19 yıllık yaşamımda elbette benim de öğrendiklerim olmuştur. O halde insan hiçbir zaman ne oldum dememelidir. Her zaman önüne bakmalıdır. Kendini diğer insanlarla aynı seviyede, mümkünse bir adım geride görmelidir. İşte ancak böyle bir insan vatanına, milletine faydalı olabilir.</p>
<p align="justify">İşte tam bu noktada eklemek istediğim bir şey var. İnsan yetersizdir. Elbette hataları, eksikleri vardır. Ne dedik? Öğreneceği bir şeyler vardır dedik değil mi? Peki en kolay, en iyi öğrenme kaynağı neresidir? Bence bu kitaplardır. Kitaplar, insana yeterli olmadığını gösterecek, bunun da ötesinde eksiklerini kapatacaktır. Zaten kitapların benim için önemi büyüktü, artık kitaplara çok daha değişik bir açıdan bakıyorum. Siz de artık öyle bakıyorsunuz değil mi?</p>
<p align="justify">Ne demiş Mevlana; &#8220;Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol&#8230;&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sertalpbilal.com/denemeler/yeterlilik-ve-tevazu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

