<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sertalp bilal &#187; kitap</title>
	<atom:link href="http://www.sertalpbilal.com/etiket/kitap/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sertalpbilal.com</link>
	<description>turuncu balığın hayata dair gözlemleri...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 09 Dec 2011 00:54:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Okuma Tatili</title>
		<link>http://www.sertalpbilal.com/gunluk-hayat/okuma-tatili/</link>
		<comments>http://www.sertalpbilal.com/gunluk-hayat/okuma-tatili/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Feb 2008 23:16:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sertalp bilal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem'den]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[yazmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sertalpbilal.com/gunluk-hayat/okuma-tatili/</guid>
		<description><![CDATA[Uzun bir zamandır kitap okumalarıma hiç ara vermedim. Haziran ayından beri bir kitabı bitirir bitirmez yenisine başladım. Elimdeki kitabı okumadığım günler oldu tabi ama bu daha farklı birşey. Nedense okumak istemiyor canım, daha doğrusu yeni bir kitaba başlamak istemiyor. Zaten öyle pek de keyfim yok son günlerde. Havalar ısınsa keşke de bisiklet sürsem yine. Bugün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><abbr title="Resmin alındığı adres http://barbroute.deviantart.com/art/Another-sunny-day-77106512"><img src="http://www.sertalpbilal.com/wp-content/uploads/2008/02/okuma_tatili.jpg" alt="Okuma Tatili" align="left" hspace="10" vspace="10" /></abbr>Uzun bir zamandır kitap okumalarıma hiç ara vermedim. Haziran ayından beri bir kitabı bitirir bitirmez yenisine başladım. Elimdeki kitabı okumadığım günler oldu tabi ama bu daha farklı birşey. Nedense okumak istemiyor canım, daha doğrusu yeni bir kitaba başlamak istemiyor. Zaten öyle pek de keyfim yok son günlerde.</p>
<p align="justify"><span id="more-341"></span>Havalar ısınsa keşke de bisiklet sürsem yine. Bugün okul tekrar başladı, ben de kendime renk renk defterler aldım. Öyle abarttığım da 3 tane defter yani. Yine de çok hoşuma gidiyor defterler. Daha önceden keşfetmiştim bunu sanırım, bana depresyondayken en iyi gelen şey yeni bir defter almaktır. Hala aklımdadır hazırlıktayken aldığım defteri aldığım gün. Masaya koyup boş bir sayfa açmıştım, öylece bakmıştım. Ne yazmak istediğime bir türlü karar verememiştim. Resim mi yapsam dedim ama o kadar yetenekli değilim bu konuda. Mektup mu yazsam dedim ondan da vazgeçtim. İnsanın önünde boş bir sayfa olması ne kadar da güzel. İstediğini yazar, istediğini çizer insan.</p>
<p align="justify">O gün o deftere kısa bir şiir yazmıştım. Çok keyifsiz olduğum başka bir gün o kağıdı bir çöpe attım. Çok merak ediyorum ne geldi başına diye, kim bilir belki bir yerden düşmüştür, birisi bulmuştur, okumuştur, sonra o da buruşturup tekrar çöpe atmıştır <img src='http://www.sertalpbilal.com/wp-content/plugins/smilies-themer/Phoenity/smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> Olabilir di mi?</p>
<p align="justify">Neyse okuma demiştik, oraya geri dönelim. Kendime okuma tatili ilan ettim. Bir kitapçıya gidip güzel bir kitap seçinceye kadar şimdilik tatildeyim. He aklıma gelmişken yarın erken kalkabilirsem ehliyet almaya da gideceğim, nihayet kavuşacağım inşallah.</p>
<p align="justify">Can sıkıcı olan durum her yerde aynı şeylerin konuşulması. İnsanların akılları nasıl kilitleniyor bilmiyorum. Bu medya epey güçlü cidden, herkes her yerde aynı konuyu konuşuyor. Heralde çoğu insanın konuşacak pek birşeyi yok, gazetede neyi okuduysa ondan konuşuyor. Etrafımda köşe yazarları ile geziyorum. Köşe yazısı okumayanların hali daha vahim (benim gibi) mesele hakkında konuşacak pek bir şeyleri yok.</p>
<p align="justify">Tekrar Ankara&#8217;da olmak güzel bir duygu sanırım, gerçi Mahmut&#8217;u evde bırakmak zorunda kaldığıma üzülmüyor değilim. Eve gidince bir yeşerdi ki sormayın. Ben de anneme emanet ettim, zira benden 3 kat daha güzel bakıyor <img src='http://www.sertalpbilal.com/wp-content/plugins/smilies-themer/Phoenity/smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> Kısa bir tatilde eve gidip getireceğim yine de, zira bizi odaya biraz daha bağlayan, hayatımızı düzene sokan Mahmut&#8217;tu sanırım.</p>
<p align="justify">Yine çok mu konuştum nedir, sürç-ü lisan ettiysek affola. He bi de aklıma gelmişken bu aralar Radiohead&#8217;in &#8220;OK Computer&#8221; adlı albümünü çok sık dinliyorum, tavsiyemdir&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sertalpbilal.com/gunluk-hayat/okuma-tatili/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tatilden Notlar</title>
		<link>http://www.sertalpbilal.com/gunluk-hayat/tatilden-notlar/</link>
		<comments>http://www.sertalpbilal.com/gunluk-hayat/tatilden-notlar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Feb 2008 13:54:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sertalp bilal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<category><![CDATA[gazete]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sertalpbilal.com/gunluk-hayat/tatilden-notlar/</guid>
		<description><![CDATA[Yaklaşık 4 haftadır her cuma günü Radikal alıyorum. Nedeni ise verdikleri &#8220;Radikal Kitap&#8221; eki. İçinde birçok kitap hakkında birçok güzel değerlendirme bulunuyor. Nasıl yapıyorlar bilmiyorum ama inanın hem dil olarak hem de içerik olarak çok tatmin edici değerlendirme yazıları var. Onu okuduktan sonra kendi yazdığım kitap değerlendirmelerimi çok basit bulmaya başladım. Ama olsun, belki böyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><img src="http://www.sertalpbilal.com/wp-content/uploads/2008/02/tatili_seviyorum.jpg" alt="Tatili Seviyoruuum :)" align="right" hspace="10" vspace="10" />Yaklaşık 4 haftadır her cuma günü Radikal alıyorum. Nedeni ise verdikleri &#8220;Radikal Kitap&#8221; eki. İçinde birçok kitap hakkında birçok güzel değerlendirme bulunuyor. Nasıl yapıyorlar bilmiyorum ama inanın hem dil olarak hem de içerik olarak çok tatmin edici değerlendirme yazıları var. Onu okuduktan sonra kendi yazdığım kitap değerlendirmelerimi çok basit bulmaya başladım. Ama olsun, belki böyle böyle daha güzel yazmaya başlarım di mi?</p>
<p align="justify"><span id="more-330"></span>Tatil de tüm hızıyla devam ediyor. Neredeyse 1 hafta kaldı tatilimin bitmesine 7 Şubat&#8217;ta ders kayıtları var, 11 Şubat&#8217;ta ise dersler başlayacak. Tatillerin kısa geçtiğini artık hepimiz biliyoruz. Ama insanın içindeki itiraz hissi hiç kaybolmuyor. Haksız yere tutuklandıktan sonra ağzı bağlanan mahkum gibi hissediyorum kendimi. Tatilin kısalığı hakkında itiraz etmek istiyorum ama ağzımdan sadece &#8220;sesli harfler&#8221; çıkıyor <img src='http://www.sertalpbilal.com/wp-content/plugins/smilies-themer/Phoenity/mrgreen.png' alt=':mrgreen:' class='wp-smiley' /> </p>
<p align="justify">Annem bu tatilde iki tane tatlı yaptı. Bi tanesi sarımsı birşey ama çok güzel. Hem çok ağır değil, hem de çok kolay yenip yutuluyor. (Ben tatlının yumuşak, tatlı ve aynı zamanda kolay yutulanını severim!) Yenilince yaş pasta tadı veriyor ve ben yaş pastayı çok severim! <img src='http://www.sertalpbilal.com/wp-content/plugins/smilies-themer/Phoenity/laugh.png' alt=':D' class='wp-smiley' /> Geçen gün <a href="http://www.bengigencer.com/index.php/gunluk-illustrasyonlar/anlik-cizimler/kalpli-pasta/" title="Bengi Abla'nın Pastası">Bengi Abla</a>&#8216;nın aklıma yaş pasta getirmesine çok iyi çözüm oldu bu tatlı. Dün gece de &#8220;Yalancı Profiterol&#8221; adlı bir tatlı beğenmiştim yemek kitabından onu yaptı. O da en az diğeri kadar güzel olmuş. O yüzden çok mutluyum <img src='http://www.sertalpbilal.com/wp-content/plugins/smilies-themer/Phoenity/smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p align="justify">Bu tatilde bol bol &#8220;Fish Tycoon&#8221; oynadım. Oyunu bitirdim sayılır, belki ilerleyen günlerde hakkında bir şeyler yazarım. Oynayacaklara taktik veririm <img src='http://www.sertalpbilal.com/wp-content/plugins/smilies-themer/Phoenity/smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> Değerler Sistemi yazılarına da ara verdim bir süre. Zaten kafam karışıktı, tatil tatil bunlarla uğraşmayayım dedim. He bi de dün gece televizyonda &#8220;<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/The_Dead_Zone_%28TV_series%29">The Dead Zone</a>&#8221; (Ölüm Bölgesi) adlı bir diziye rast geldim. Epey ilgimi çekti, belki bir yerlerden bulurum da geri kalanını da izlerim diye ümit ediyorum.</p>
<p align="justify">Şimdilik bu kadaaaar, sağlıcakla kalın <img src='http://www.sertalpbilal.com/wp-content/plugins/smilies-themer/Phoenity/smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sertalpbilal.com/gunluk-hayat/tatilden-notlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tatil&#8230;</title>
		<link>http://www.sertalpbilal.com/gunluk-hayat/tatil/</link>
		<comments>http://www.sertalpbilal.com/gunluk-hayat/tatil/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Jan 2008 11:36:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sertalp bilal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[ünye]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sertalpbilal.com/gunluk-hayat/tatil/</guid>
		<description><![CDATA[Ve sonunda tatilim resmi olarak başladı, artık evdeyim Bir anne kuzusu olarak, Esra&#8217;nın da dediği gibi &#8220;kuzucukluk&#8221; görevimi yerine getirmeye başladım. Tekrar Karadeniz&#8217;i görebilmek çok güzel, dönem içerisinde sanki okul hiç bitmeyecekmiş gibi geliyordu. Çok bunaldık ama şükür kavuştuk tatilimize. Düşünüyorum da acaba bir işe girip çalışmaya başlayınca, üstümdeki kişi ile bu tatil konusunda çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><abbr title="Taken from http://kvjetinka.deviantart.com/art/The-simpliCITY-autumn-33382602"><img src="http://www.sertalpbilal.com/wp-content/uploads/2008/01/tatil.jpg" alt="Tatil…" align="right" hspace="10" vspace="10" /></abbr>Ve sonunda tatilim resmi olarak başladı, artık evdeyim <img src='http://www.sertalpbilal.com/wp-content/plugins/smilies-themer/Phoenity/smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> Bir anne kuzusu olarak, Esra&#8217;nın da dediği gibi &#8220;kuzucukluk&#8221; görevimi yerine getirmeye başladım. Tekrar Karadeniz&#8217;i görebilmek çok güzel, dönem içerisinde sanki okul hiç bitmeyecekmiş gibi geliyordu. Çok bunaldık ama şükür kavuştuk tatilimize. Düşünüyorum da acaba bir işe girip çalışmaya başlayınca, üstümdeki kişi ile bu tatil konusunda çok papaz olur muyum acaba? Her bünyenin biraz dinlenmeye ihtiyacı var elbet ama şahsen bu ihtiyacın bende son noktaya ulaştığını düşünmekteyim.</p>
<p align="justify"><span id="more-323"></span>Buraya gelmeden önce Hüseyin&#8217;le Eskişehir&#8217;e gittim. Belki başka bir yazıda orada neler yaptığımızı da yazarım. Çok yordu Hüseyin beni. Şimdi ise başım zonkluyor biraz, dün 9 saatlik Ünye yolunda müzik dinleye dinleye bu hale geldim. Bilkent&#8217;te 75.yurdu en son terkeden bendim sanırım <img src='http://www.sertalpbilal.com/wp-content/plugins/smilies-themer/Phoenity/smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> Evde olmak güzel en nihayetinde. Bu gelişimde <a href="http://www.sertalpbilal.com/gunluk-hayat/mahmuttan_selamlar/" title="Bkz. Mahmut Kimdir? Nedir?">Mahmut&#8217;u</a> da yanımda getirdim. Son fotoğrafından beri epey büyüdü aslında Mahmut, şu an yanılmıyorsam 14 tane yaprağı var. İpek Abla&#8217;nın tavsiyelerine uyduk, bir de sararan yapraklarını kestik. O kestiğimiz günden sonra çok düzenli sulamaya çalıştık. 3 günde bir suluyoruz Mahmut&#8217;u. Dün eve getirdim, annem ona güzel bir yer bulup yerleştirdi. Annemden yeni birşey daha öğrendim, çiçekler gece sulanmayı sevmezmiş. Yaklaşık 4 aydır Mahmut&#8217;u gece suladığımızı düşününce bir garip oldum doğrusu. Şimdi Mahmut&#8217;tan güzel bir çiçek açmasını bekliyoruz heyecanla. Bakalım bu 2 haftalık tatil ona nasıl gelecek? Kim bilir belki de Karadeniz&#8217;in havasını, Orta Anadolu&#8217;nun o boğuk havasından daha çok sever <img src='http://www.sertalpbilal.com/wp-content/plugins/smilies-themer/Phoenity/rolleyes.png' alt=':roll:' class='wp-smiley' /> </p>
<p align="justify">Bu tatilde ne yapacak peki Bilal? Öncelikle bol bol uyuyacak (Günde 8 saat minimum <img src='http://www.sertalpbilal.com/wp-content/plugins/smilies-themer/Phoenity/laugh.png' alt=':D' class='wp-smiley' /> ). Oyun oynayacak (muhtemelen Roller Coaster Tycoon 3). Kitap okuyacak (Medine Müdafaası, sonra da BinDokuzYüzSeksenDört). Program yazacak (Kızma Birader 2.0). Hepsi bir cümle, çünkü hepsini yapmaya cidden çalışacak. Öylesine söylenmiş hedefler değil, hepsinin belli bir zamanı var aklımda. 2 haftalık tatil bunu yapmak için çok kısa bunun farkındayım ama yine de denemeye değer. Zaten sürekli evde olacağım, bu soğukta bir yere gitmeyiz sanırım.</p>
<p align="justify">Tatile gelmemizle birlikte ablamla birlikte lobi faaliyetlerine de başladık <img src='http://www.sertalpbilal.com/wp-content/plugins/smilies-themer/Phoenity/smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> İkimizin de artık ehliyeti olduğuna göre eksik olanın ne olduğunu anlamak zor değil sanırım. (Not: Direksiyon sınavını da 85 puanla geçmişiz çok şükür, daha emniyete gidip ehliyeti almadık gerçi ama ehliyetliyiz işte <img src='http://www.sertalpbilal.com/wp-content/plugins/smilies-themer/Phoenity/laugh.png' alt=':D' class='wp-smiley' /> ) Bakalım faaliyetlerimiz sonuca ulaşabilecek mi?</p>
<p align="justify">Neyse bakalım, çok uzattık yine. Kendinize iyi bakın, hoşçakalııııın&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sertalpbilal.com/gunluk-hayat/tatil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neden Okumak?</title>
		<link>http://www.sertalpbilal.com/denemeler/neden-okumak/</link>
		<comments>http://www.sertalpbilal.com/denemeler/neden-okumak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Jan 2008 19:14:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sertalp bilal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[anlamak]]></category>
		<category><![CDATA[düşünmek]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[okumak]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sertalpbilal.com/denemeler/neden-okumak/</guid>
		<description><![CDATA[Çoğu kez yazılarımda yer verdiğim konuların başında geliyor &#8220;okumak&#8221; mevzuu. Önemine binaen burada bir kez daha tekrar etmekte bir sakınca görmüyorum. İnsan değişken bir yapıya sahip. Bundan daha önemlisi de gelişmeye açık bir yapıya ait. Gelişmekten kastım sadece bir fen alanında okuyup üniversite bitirmek değil, insan isterse Rousseau gibi &#8220;hayat üniversitesini&#8221; de bitirebilir. Tam zıddı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><a href="http://megana0001.deviantart.com/art/books-42036692" target="_blank" title="Click for Original Adress of Photo"><img src="http://www.sertalpbilal.com/wp-content/uploads/2008/01/neden_okumak.jpg" alt="Kitaplar, Neden Okumak" align="left" hspace="10" vspace="10" /></a>Çoğu kez yazılarımda yer verdiğim konuların başında geliyor &#8220;okumak&#8221; mevzuu. Önemine binaen burada bir kez daha tekrar etmekte bir sakınca görmüyorum. İnsan değişken bir yapıya sahip. Bundan daha önemlisi de gelişmeye açık bir yapıya ait. Gelişmekten kastım sadece bir fen alanında okuyup üniversite bitirmek değil, insan isterse Rousseau gibi &#8220;hayat üniversitesini&#8221; de bitirebilir.</p>
<p align="justify"><span id="more-301"></span> Tam zıddı olan durumda, yani insanın gelişmeyi reddemesi durumunda ise bir hastalık başgösteriyor: &#8220;kendini üstün ve yeterli görmek&#8221;. Demokraside herkesin oy kullanması ile ilgili bir tartışma varmış. Bir öğretmen &#8220;bir profesör ve bir köylünün oyu eşit olamaz, olmamalı, çünkü köylüyü kandırmak kolaydır&#8221; demiş. Yani profesörü bir adım öne koymuş. Ne yani, bir bilim alanında çok şey biliyor diye o daha çok mu &#8220;insan&#8221;? Asla! Bir insanın değeri neye göre belirlenir? Günümüzde el üstünde tutulan insanlar değerli midir? Durup düşünmek gerekir. Eğer ortaya bir kriter koyamıyorsak, insanları değer açısından karşılaştıramayız.</p>
<p align="justify">Her ne olursa olsun, ne açıdan ve yönden olursa olsun, geçmiş tecrübelerden yararlanmak iyidir. Onları dinlemek, anlamak bize tahmin edemeyeceğimiz özellikler katar. Düşünce sınırımızı ve bunun sayesinde de hayal sınırımızı genişletir. Eğer okuduğunuz her üç cümleden birinde kendinizden birşey bulamıyor veya katamıyorsanız, daha yeterli okuma yapmamışsınız demektir. İnsan okudukça kendi birikimleri de değer kazanmaya başlar çünkü. Okuduğu bir cümle onu hayallere daldırmaya yeter. Şu an okumakta olduğum <em>Okuma Günlüğü</em> adlı kitapta, yazar şöyle diyor; &#8220;Okumak sohbet etmektir&#8221; (Sy.12) Ve bence bu sohbet, zihnin sporudur. Düşünce, okumakla başlamasa bile, ancak okumakla gelişir.</p>
<p align="justify">Neyi okumak da önemli bir konu. Bazı kitaplar okuma isteğini sevincini kırar. O yüzden okunacak kitabın belirlenmesi önemlidir. Bunun için kitap dostlarına müracat etmek en güzeli. Benim de arada bir kitap tavsiyesi aldığım insanlar vardır. Eski Türkçe hocalarım ve kitap okumayı çok seven insanlara &#8220;tavsiye ettiğiniz bir kitap var mı&#8221; diye sorarım. Kitabı okurken de öyle dümdüz okumamak lazım. Yeri gelince düşünmek lazım. Yeri gelince kitabı bir kenara bırakıp birileri ile sohbet etmek lazım. Ama mutlaka birşeyler yapmak lazım. Okunduktan sonra özeti çıkarılabilir ya da okunurken tutulan notlar düzenlenebilir. Ancak bu sayede okunanlar kalıcı olur ve hayatımızda yer bulur. Bu nedenle hemen hemen okuduğum her kitabın özetini ve tanıtım yazısını yazmaya çalışıyorum buralara. Her ne kadar bunaltıcı görünse de, siz de okumuşsanız kendi yorumunuzu eklemekten çekinmeyin. Ekleyin ki konuşalım, fikirlerimizi tartışalım.</p>
<p align="justify">Okumak, 2007&#8242;nin Mayıs ayından beridir çok önemli benim için. O günden bugüne her zaman okumakta olduğum bir kitap oldu. Her gün okuyamadım ama yine de yanımdan ayırmadım kitabımı. Her tarafa beyaz çantamla gittim ve içinde hep kitabım oldu. Ekim ayının başından beridir, 3 ayda toplam 11 kitap okumuşum. Fena değil, özellikle okuduğum kitaplar arasında çok pişman olduğum olmadı okuduğuma. Hepsi değişik tadlar bıraktı üzerimde&#8230; Okumaya devam&#8230;</p>
<p align="justify"><a href="http://megana0001.deviantart.com/art/books-42036692" title="Resmin orjinalinin alındığı yer...">[Image is Taken From ©2006-2008 ~</a><a href="http://megana0001.deviantart.com/" class="u">MeganA0001</a><a href="http://megana0001.deviantart.com/art/books-42036692" title="Resmin orjinalinin alındığı yer...">]</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sertalpbilal.com/denemeler/neden-okumak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ninni</title>
		<link>http://www.sertalpbilal.com/kitaplar/ninni/</link>
		<comments>http://www.sertalpbilal.com/kitaplar/ninni/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Dec 2007 23:01:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sertalp bilal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Tanıtımı]]></category>
		<category><![CDATA[Chuck Palahniuk]]></category>
		<category><![CDATA[Fight Club]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Ninni]]></category>
		<category><![CDATA[yeraltı edebiyatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sertalpbilal.com/kitaplar/ninni/</guid>
		<description><![CDATA[Daha önceden okumakta olduğumu söylediğim bir kitap vardı, Ninni. Fight Club&#8217;ın yazarının bir başka eseri olan Ninni&#8217;yi okuduktan sonra üzerine 4-5 kitap okudum ama farkettim ki tanıtım yazısını yazmayı unutmuşum. Hemen oturup, ödevimi tamamlıyorum! Ninni, Chuck Palahniuk&#8217;un bir romanı. Anlattıkları ve anlatış tarzı ile ilginç bir kitap. Bir popüler kültür düşmanı olan Chuck Palahniuk, yine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><img src="http://www.sertalpbilal.com/wp-content/uploads/2007/12/ninni.jpg" alt="Ninni Chuck Palahniuk" align="right" hspace="10" vspace="10" />Daha önceden okumakta olduğumu söylediğim bir kitap vardı, Ninni. Fight Club&#8217;ın yazarının bir başka eseri olan Ninni&#8217;yi okuduktan sonra üzerine 4-5 kitap okudum ama farkettim ki tanıtım yazısını yazmayı unutmuşum. Hemen oturup, ödevimi tamamlıyorum! <img src='http://www.sertalpbilal.com/wp-content/plugins/smilies-themer/Phoenity/smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p align="justify"><span id="more-300"></span>Ninni, Chuck Palahniuk&#8217;un bir romanı. Anlattıkları ve anlatış tarzı ile ilginç bir kitap. Bir popüler kültür düşmanı olan Chuck Palahniuk, yine toplumu eleştiriyor. Kitapta bazı cümleler farklı versiyonlarda birkaç kez karşımıza çıkıyor. (&#8220;Ah şu &#8230;-kolikler. Ah şu &#8230;-fobikler&#8221; gibi) Kitapta bir kurgu anlatılıyor, bir roman ama topluma yöneltilen ince dokunuşları ve eleştrileri hemen her sayfada görmek mümkün: &#8220;Ah şu ses-kolikler. Ah şu sükûnet-fobikler.&#8221; (Sy.24) Anlatılanların bir kısmında ciddi tahliller var ama onun dışında hikaye de enteresan. Her şey bir ölüm şarkısı (ölüm ninnisi) ile başlıyor. Aslında hikayemiz, romanın başlangıcından da ötede ama biz bunları roman ilerlerken öğreniyoruz. Amerika genelinde artan bebek ölümleriyle ilgili bir araştırma yapan gazeteci Carl Streator ile hayaletli evleri satan Helen Hoover Boyle&#8217;nin yolları kesişir. Helen&#8217;in yardımcısı (Mona) ve onun erkek arkadaşının da (İstiridye) hikayenin içine girmesiyle işler iyice karışır. Kitabın öyküsünü çok anlatıp tadını kaçırmak istemem. Ölüm şarkısının, ölümcül bir silah olduğunu keşfeden Carl, Helen ile birlikte bu ninniyi yok etmek ister. 4 kişi olarak yola çıkarlar. Bundan sonra gelişen olaylar var.</p>
<p align="justify">Romanda ara ara çok garibinize gidecek bölümler var. İtalik yazılmış bu yazılar, aslında hikayenin sonunu oluşturuyor. Yani kitap bitince bu kısımları tekrar okumanız gerekecek. O yüzden bu kısımların aralara serpiştirilmesi çok ince bir düşünce olmuş. Yani kitabınız bitince derin bir &#8220;haaaaa&#8221; deyip geri dönmeniz olası. Bu türden kitapları çok sevdiğim için çok hoşuma gitti diyebilirim.</p>
<p align="justify">Bunun dışında kitapta bazı kısımlarda rahatsız edici derecede argo bir dil kullanılmış ve olayların bazıları da çok tatsız. Onun dışında Ninni, gerçekten çok güzel bir kitap diyebilirim.</p>
<p align="justify">256 sayfa olan Ninni, Ayrıntı Yayınları&#8217;ndan çıkmış. Yeraltı Edebiyatı&#8217;nın güçlü kalemi Chuck Palahniuk&#8217;un asıl adı Lullaby olan ve 2002&#8242;de piyasaya çıkan eserini Funda Uncu Irklı&#8217;nın çevirisi ile okuyoruz.</p>
<p align="justify">&#8220;Sopalar ve taşlar kemilerini kırabilir ama kelimeler seni asla incitmez.&#8221; (Syf.46)</p>
<p align="justify">Kitap hakkında birçok yazı ve inceleme bulunuyor. Aşağıda alakalı diğer linkler de mevcut.</p>
<ul>
<li><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Lullaby_%28novel%29">Kitabın Wikipedia&#8217;daki İncelemesi (İngilizce)</a></li>
<li><a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=115882">Kitapyurdu&#8217;nda Ninni</a></li>
<li><a href="http://www.randomhouse.com/features/lullaby/">Kitabın Resmi Sitesi (İngilizce)</a></li>
<li><a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=chuck+palahniuk">Ekşisözlük&#8217;te Chuck Palahniuk</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sertalpbilal.com/kitaplar/ninni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Köprü</title>
		<link>http://www.sertalpbilal.com/kitaplar/kopru/</link>
		<comments>http://www.sertalpbilal.com/kitaplar/kopru/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Dec 2007 11:39:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sertalp bilal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Tanıtımı]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[b.traven]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[köprü]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sertalpbilal.com/kitaplar/kopru</guid>
		<description><![CDATA[Okumam yaklaşık 1 ayı bulduğu için nedense bu kitap bende hoş hatıralar bırakmadı. Ne kadar sınav ödev varsa hep bu kitabı okuduğum zaman diliminde oldu. Son 5 aydır en uzun sürede bitirdiğim kitap da bu oldu aynı zamanda. B.Traven&#8217;in Köprü adlı romanı, beni cidden yordu farkettiğim kadarıyla. Köprü, bir Amerikalı&#8217;nın (ki hikayeyi birinci ağızdan anlatan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><img src="http://www.sertalpbilal.com/wp-content/uploads/2007/12/kopru_b-traven.jpg" alt="Köprü B.Traven" /></p>
<p align="justify">Okumam yaklaşık 1 ayı bulduğu için nedense bu kitap bende hoş hatıralar bırakmadı. Ne kadar sınav ödev varsa hep bu kitabı okuduğum zaman diliminde oldu. Son 5 aydır en uzun sürede bitirdiğim kitap da bu oldu aynı zamanda. B.Traven&#8217;in Köprü adlı romanı, beni cidden yordu farkettiğim kadarıyla.</p>
<p align="justify"><span id="more-276"></span>Köprü, bir Amerikalı&#8217;nın (ki hikayeyi birinci ağızdan anlatan kişi) Kızılderili köyünde yaşadığı bir günü anlatıyor. Bir misafir olan yazarımız, Kızılderilileri izlerken medeniyetin özellikleri hakkında derin bir düşünce yaşıyor. İki ırk ve ülke arasındaki farkları, yaşayışlarını karşılaştırıyor. Bu düşüncelere sebep olan olay ise, bir Kızılderili küçük çocuğun, hergün geçtiği köprüden geçerken ayağının kayıp ırmağa düşmesi, boğulması ve akabinde gerçekleşen cenazesi. Okurken insanın yüreğini burkan yerler var. İnsanın gerçekte ne olduğu, nasıl duygular yaşadığına dair çok hoş incelemeler de bulunuyor. Eğer vaktiniz varsa ve düşünmekten hoşlanıyorsanız Köprü size göre bir roman. Ama yok, siz sadece olaylardan oluşan romanlardan hoşlanıyorsanız, o zaman köprü sadece anlattığı 5-6 saatlik bir olay dilimiyle sizi sıkacaktır. Medeniyetin yararlı mı zararlı mı olduğunu daha iyi tahlil etmemize oldukça yardımcı olacak bir kaynak Köprü.</p>
<p align="justify">Her zaman yaptığım gibi kitabın arka kapağındaki yazıyı da ekliyorum:</p>
<p align="justify">&#8220;Romanın öyküsü oldukça basit: Bir yerli çocuğu (Muchacho) Tamesi nehrinde boğulur ve bütün köyün katılımıyla birkaç saat içinde gömülür. Traven, öykü ve romanlarında rastlanmayan bir ruhsal-psişik ayrıntı gerçekçiliğiyle, okuru uygarlık ile cangılların yerli halkı arasındaki gerilimin içine taşır. Yerli anneyi, tropikal cehennemde hızla çürüyen oğlunun acısıyla kıvrandıran bu ölümcül kaza, bir tesadüf değil, uygarlığın yol açtığı bir felakettir; çünkü çocuğun çıplak ayakla her gün kolayca geçtiği köprüden tökezleyip suya yuvarlanmasının nedeni, Teksas&#8217;tan getirilmiş bir çift çizmedir. İlkel dünyanın, uygarlığın (Amerika&#8217;nın) lanetine uğramasının simgesidir bu çizmeler. Ve bu laneti davet edenler, bir yandan da tekilaları çekip, Amerikan müziği eşliğinde, çocuğun mezarı başında dans eden yerlilerdir. Uygarlığın adının sanayi ile yer değiştirdiği, sanayinin de çoktan &#8220;çevre felaketi&#8221; olarak yorumlanmaya başladığı günümüzde, Köprü, apayrı bir boyut kazanıyor.</p>
<p>Köprü: Cangıldaki uygarlık.&#8221;</p>
<p>Bordo Siyah Klasik Yayınlar&#8217;dan çıkan Köprü, toplam 283 sayfa. Orjinal adı &#8220;The Bridge In The Jungle&#8221; ya da &#8220;Die Brücke im Dschungel&#8221;. İlk olarak 1929&#8242;da basılan kitabı, Esat Nermi Erendor&#8217;un 1976&#8242;da yaptığı çeviri ile basılan 2006 baskısından okudum. Aşağıda da ilgili linkleri bulabilirsiniz:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=90925&amp;sa=30905141">Kitapyurdu&#8217;nda Köprü</a></li>
<li><a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=b%2E+traven&amp;nr=y&amp;pt=traven">Ekşisözlük&#8217;te B.Traven</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sertalpbilal.com/kitaplar/kopru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Milli Kütüphane Etkisi</title>
		<link>http://www.sertalpbilal.com/gunluk-hayat/milli-kutuphane-etkisi/</link>
		<comments>http://www.sertalpbilal.com/gunluk-hayat/milli-kutuphane-etkisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Nov 2007 22:00:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sertalp bilal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[milli kütüphane]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sertalpbilal.com/gunluk-hayat/milli-kutuphane-etkisi</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Ankaralı kardeşlerim, size bugün başkentimizde bulunan, Türkiye&#8217;nin en büyük kütüphanesi, &#8220;Milli Kütüphane&#8221;den söz edeceğim. Aslında Milli Kütüphane ile alakalı bir yazı yazmıştım bundan yaklaşık 4-5 ay önce. Bugün tekrar gittim MK&#8217;ye ve üzerimdeki emeğini düşündüm. &#8220;Vay be&#8221; dedim içimden, buraya kayıt olalı tam 8 ay olmuş. En azından 30-40 kere gelmişimdir bu zaman zarfı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><img src="http://www.sertalpbilal.com/wp-content/uploads/2007/11/milli_kutuphane_etkisi.jpg" alt="Milli Kütüphane, kitap" align="left" hspace="10" vspace="10" />Sevgili Ankaralı kardeşlerim, size bugün başkentimizde bulunan, Türkiye&#8217;nin en büyük kütüphanesi, &#8220;Milli Kütüphane&#8221;den söz edeceğim. Aslında Milli Kütüphane ile alakalı bir yazı yazmıştım bundan yaklaşık 4-5 ay önce. Bugün tekrar gittim MK&#8217;ye ve üzerimdeki emeğini düşündüm. &#8220;Vay be&#8221; dedim içimden, buraya kayıt olalı tam 8 ay olmuş. En azından 30-40 kere gelmişimdir bu zaman zarfı içinde. Özellikle de geçtiğimiz Mayıs&#8217;ta epeyce sık gidiyordum, neredeyse ikinci dönemini okulun Milli Kütüphane&#8217;de yaşadım. Gün aşırı gider olmuştum. Fizik 102 dersinden A harf notunu almamda en büyük pay MK&#8217;nindir diyebilirim. Yaptığım ödevlerde soruları düşünürken az mı gözüm takıldı geniş pencerelerine.</p>
<p align="justify"><span id="more-249"></span>Bu defa MK&#8217;yi içeriden anlatmayı uygun gördüm. Aslında bu yazının çekirdeği MK&#8217;de yazıldı bugün. Burası bir kütüphane ama benim için daha çok bir çalışma merkezi. İçinde 3-4 tane kitap okuma salonu var, daha doğrusu çalışma salonu. Benim favori salonum Müjgan Cunbur okuma salonu gerçi ama bugün bi değişiklik yapıp Adnan Ötüken salonunda çalıştım. Her salonda yaklaşık 400 kişilik yer mevcut. Her yerin başında sadece o küçük yere ait florasan bulunuyor. İki dirseğinizi yanyana koyun, işte bir kişiye ayrılan yerin genişliği o kadar. Yani bana kalırsa yeterince geniş. Alanınız belli olduğu için çok dağınık olmuyorsunuz, bu sayede çalışmanız ve odaklanmanız daha kolay oluyor. Ölçümlerime göre 6 tane A4 kağıdını 2 sıra halinde 3 sütun olarak dizdiğinizde hemen hemen size ayrılan yeri kaplıyor. Bana kalırsa bu epeyce yeterli bir alan. Tavanı çok yüksek salonların, o yüzden aydınlatma az gibi geliyor ama biraz önce dediğim gibi masalardaki florasanlarla istediğiniz gibi aydınlatma şansınız var. Çok işlek bir caddenin yanında Milli Kütüphane ama buna karşın oldukça iyi bir ses yalıtımı var, rahatsız olmuyorsunuz. Kendi içinde kantini, gazete okuma salonu, mescidi olduğu için saatlerce içeride kalabiliyorsunuz. Tek eksiği arkadaşınızla çalışmaya gittiyseniz, yan yana oturma ihtimaliniz galiba on binde bir felandır. Çünkü size oturacağınız yeri bilgisayar söylüyor, rastgele bir atama yapıyor.</p>
<p align="justify">Milli Kütüphane Türkiye&#8217;nin en büyük kütüphanesi. Hemen hatırlatayım bizim okulumuzun yani Bilkent&#8217;in kütüphanesi ise Türkiye&#8217;de ikinci büyük kütüphane. Bu büyüklük sıralamasını neye göre yapıyorlar tam bilemiyorum. Milli Kütüphane&#8217;de kitapları bulması bazen zor olabiliyor gerçi. (Bugüne kadar hiç kitap almadım ama olsun <img src='http://www.sertalpbilal.com/wp-content/plugins/smilies-themer/Phoenity/smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> ) Bunun yanı sıra siz şimdi şunu sorabilirsiniz: Neden kendi kütüphanende çalışmıyorsun da MK&#8217;de çalışıyorsun? Birincisi, MK&#8217;nin üzerimde emeği var, ikincisi gidiş gelişi hemen otobüsle yapabiliyorum ama yine de geri dönmesi göz korkutuyor. Bu sayede hemen yurda gelip bilgisayar başında vakit öldürme şansımı yüzde sıfıra indiriyorum. Ayrıca o kadar çok kişiyi çalışırken görmek çok hoşuma gidiyor.</p>
<p align="justify">Bence Ankara&#8217;lı bir öğrenci için çok büyük bir şans Milli Kütüphane. Yani başınıza gelebilecek en iyi şey <img src='http://www.sertalpbilal.com/wp-content/plugins/smilies-themer/Phoenity/smile.png' alt=':)' class='wp-smiley' /> . Çok sessiz ortamıyla Milli Kütüphane&#8217;yi, kitap okumak, ders çalışmak isteyen herkese şiddetle öneriyorum. Kalın sağlıcakla&#8230;</p>
<p align="justify"><font color="#999999"><a href="http://mental3pal.deviantart.com/art/open-book-56891360">Resim buradan alıntıdır.</a></font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sertalpbilal.com/gunluk-hayat/milli-kutuphane-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğu&#8217;nun Limanları</title>
		<link>http://www.sertalpbilal.com/kitaplar/dogunun-limanlari/</link>
		<comments>http://www.sertalpbilal.com/kitaplar/dogunun-limanlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Nov 2007 15:05:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sertalp bilal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Tanıtımı]]></category>
		<category><![CDATA[Amin Maalouf]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[YKY]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sertalpbilal.com/kitaplar/dogunun-limanlari</guid>
		<description><![CDATA[  Çocukluğumdan beri mavi kapağıyla ilgimi çekmişti Doğu&#8217;nun Limanları. Her gördüğümde büyük bir merak hissetmiştim fakat hiç okumaya cesaret edememiştim. Dilinin ağır olduğunu düşünüyordum galiba. En nihayetinde kitapyurdu.com&#8217;dan satın aldım ve okumaya başladım. Korktuğum gibi değildi. Hatta bunun da ötesinde son okuduğum kitaplar arasında anlatımı en iyi olan kitap Doğu&#8217;nun Limanları. Kısa, bir solukta okunan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"> <img src="http://www.sertalpbilal.com/wp-content/uploads/2007/11/dogunun_limanlari.jpg" alt="Doğu’nun Limanları, Amin Maalouf" /></p>
<p align="justify">Çocukluğumdan beri mavi kapağıyla ilgimi çekmişti Doğu&#8217;nun Limanları. Her gördüğümde büyük bir merak hissetmiştim fakat hiç okumaya cesaret edememiştim. Dilinin ağır olduğunu düşünüyordum galiba. En nihayetinde kitapyurdu.com&#8217;dan satın aldım ve okumaya başladım. Korktuğum gibi değildi. Hatta bunun da ötesinde son okuduğum kitaplar arasında anlatımı en iyi olan kitap Doğu&#8217;nun Limanları. Kısa, bir solukta okunan ama tadına doyulmaz bir kitap.</p>
<p align="justify"><span id="more-200"></span>Yine arkasında yer alan yazıyla başlıyorum. &#8220;Adana&#8217;da ayaklanmalar olmuştu. Ahali, Ermeni mahallesini talan etmişti. Altı yıl sonra çok daha büyük bir çapta olacakların bir provası. Ama bu kadarı bile korkunçtu. Yüzlerce ölü. Belki de binlerce. Nubar&#8217;ınki de dahil, sayısız ev yıkılmıştı. Ama Nubar şimdi ender rastlanan Arsinoe adındaki karısı, on yaşındaki kızları ve dört yaşındaki oğullarıyla birlikte kaçmayı başarmıştı.&#8221; &#8220;Can çekişen Osmanlı İmparatorluğu ve Beyrut ile Fransa arasında yaşamı sürüklenen İsyan. Doğu&#8217;nun Limanları bu yüzyılın başını, bir insanın trajik öyküsünün içinden anlatıyor.&#8221;</p>
<p align="justify">Amin Maalouf&#8217;un çok usta bir gözlemci olduğu, kitabın her sayfasında kendini belli ediyor. Türk &#8211; Ermeni ilişkileri, Fransa&#8217;daki devrimciler, Yahudi &#8211; Arap ilişkileri, bir savaşın seyri sırasında mükemmel bir dille anlatılıyor. Baş kahramanımız İsyan, aslında hanedan soyundan gelmektedir. Babası ile ilişkileri, yaşadıkları ve en önemlisi büyük aşkı Clara ile yaşadıkları kitabın temelini oluşturuyor. İsyan&#8217;ın adım adım mahvolan hayatı aslında savaşın insana nasıl dokunabildiğinin ilginç bir yaklaşımı.</p>
<p align="justify">Okurken yüreğiniz parça parça oluyor. Yaşananlar bazı yerlerde o kadar acı ki. Sevdiğim birine yaptığım yorumda &#8220;Eğer filmi olsaydı kesin ağlardım&#8221; dedim. O derece acı var bazı yerlerde. 4 günde anlatılan kocaman bir hayat, kocaman bir yürek. Bu kitap hem bir aşk romanı okumak isteyenler, hem de o zamanın şartlarını incelemek isteyenler için tek kelimeyle eşsiz bir kitap. İnsan ilişkileri ve karakter analizleri çok başarılı gerçekten. Kendinizi İsyan&#8217;ın yerine hissediyorsunuz okurken. Sayfalar öylesine hızlı geçiyor ki.</p>
<p align="justify">Amin Maalouf, gerçekten çok usta bir yazar. Kullandığı dil mükemmele yakın, tabii bunda çevirmenin de büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Eğer hala siz de okumadıysanız, Doğu&#8217;nun Limanları&#8217;nı size tavsiye ediyorum.</p>
<p align="justify">Kitap; YKY Yayınları&#8217;ndan çıkmış. Türkiye&#8217;de ilk baskısı Kasım 1996, benim okuduğum 35. baskı ise Mart 2007&#8242;de yayınlanmış. Kitap, Saadet Özen tarafından çevirilmiş. 183 sayfa. Kitabın orjinal adı ise &#8220;Les Echelles du Levant&#8221;.</p>
<p align="justify">Hepinize kitap dolu günler diliyorum, kitapla ilgili linkleri aşağıda bulabilirsiniz.</p>
<ul>
<li><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Amin_Maalouf" title="Amin Maalouf" target="_blank">Amin Maalouf kimdir?</a></li>
<li><a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=17329&amp;page=3&amp;session=53063137513917919930&amp;LogID=" title="KitapYurdu'nda Doğu'nun Limanları" target="_blank">Kitapyurdu&#8217;nda Doğu&#8217;nun Limanları</a></li>
<li><a href="http://www.birikinti.com/kitap/dogunun.htm" target="_blank">Başka bir yazarın dilinden Doğu&#8217;nun Limanları</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sertalpbilal.com/kitaplar/dogunun-limanlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgiler ve Biz</title>
		<link>http://www.sertalpbilal.com/denemeler/sevgiler-ve-biz/</link>
		<comments>http://www.sertalpbilal.com/denemeler/sevgiler-ve-biz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Nov 2007 22:10:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sertalp bilal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Maksim Gorki]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sertalpbilal.com/denemeler/sevgiler-ve-biz</guid>
		<description><![CDATA[Bugün sizinle eskiden yazılmış bir yazımı payaşmak istedim. Beğeneceğinizi umuyorum. İlk yayınlanma ve yazılma tarihi 3 Ağustos 2007. Üzerinden yaklaşık 2 ay geçmiş&#8230; Bu aralar Maxim Gorki’nin “Benim Üniversitelerim” adlı kitabını okuyorum. Bir dünya klasiği olan bu kitap, beni yer yer düşünmeye sevk ediyor. Biraz önce bir cümle okudum ve kitabı bırakıp bu cümle hakkında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><img src="http://www.sertalpbilal.com/wp-content/uploads/2007/11/sevgiler_ve_biz.jpg" alt="Sevgi, love, yalnızlık, alone" /></p>
<p align="justify">Bugün sizinle eskiden yazılmış bir yazımı payaşmak istedim. Beğeneceğinizi umuyorum. İlk yayınlanma ve yazılma tarihi 3 Ağustos 2007. Üzerinden yaklaşık 2 ay geçmiş&#8230;</p>
<p align="justify">Bu aralar Maxim Gorki’nin “Benim Üniversitelerim” adlı kitabını okuyorum. Bir dünya klasiği olan bu kitap, beni yer yer düşünmeye sevk ediyor. Biraz önce bir cümle okudum ve kitabı bırakıp bu cümle hakkında düşünmeye başladım. Cümlenin ne olduğunu tam olarak söylemeyeceğim ama kendi düşüncelerimi söyleceğim.</p>
<p align="justify"><span id="more-198"></span>İnsanlar sevgi içinde yaşamak zorundadırlar. Sevgisiz kalmış bir insan, yavaş yavaş insanlığını kaybedebilir. Bu sevgi öncelikle anne ve babadan alınır. Annesiz veya babasız büyümüş çocuklardaki ilginç davranışlar muhtemelen bu nedenledir. Bu sevgi ilerde arkadaş, daha sonra eş, daha sonra çocuk sevgisi olarak devam eder. Bu sevgi zinciri boyunca insan, sevdiği kişilerin hep yanında olmasını arzu eder. Uzakta kalınan her sevgili, insana acı verir. Hasret, bu acının değişik bir sonucudur. Daha önceden kavuşmuş, sonradan da kavuşacakları muhtemel iki insanın arasındadır hasret. Tüm bu sevgilerin dengeli olması lazımdır.</p>
<p align="justify">Sevginin oluşturduğu sonuçlar vardır. Kitapta da belirtildiği gibi tüm insanların isteği, sevdiği kişinin (anne, baba, dost, eş veya çocuk) dizlerine yatabilmektir. İnsanlar silahlarını bir kenara koyup, ona yüreğinin tüm gerçeklerini gösterebileceği insanlar isterler. Bu kişiye sarılmak (sarılabilmek) biz anlamasak da aslında bulunmaz bir nimettir. Yanınızda bulunan sevdiğiniz insanlara bakın. Onlar sizin için güç kaynaklarıdır. Sevgileri sizin için kutsal olmalıdır.</p>
<p align="justify">Sonuç olarak şunları söylemek isterim; sizi seven ve sizin sevdiğiniz insanların kıymetini bilin, onların sevgilerine karşılık verin. Mümkünse, dizlerine yatıp hayaller kurun.. Mutlu günler dilerim herkese..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sertalpbilal.com/denemeler/sevgiler-ve-biz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>OlasılıkSız</title>
		<link>http://www.sertalpbilal.com/kitaplar/olasiliksiz/</link>
		<comments>http://www.sertalpbilal.com/kitaplar/olasiliksiz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Oct 2007 12:28:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sertalp bilal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Tanıtımı]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Fawer]]></category>
		<category><![CDATA[determinizm]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Heisenberg]]></category>
		<category><![CDATA[istatistik]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Laplace]]></category>
		<category><![CDATA[matematik]]></category>
		<category><![CDATA[olasılık]]></category>
		<category><![CDATA[olasılık teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[olasılıksız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sertalpbilal.com/kitaplar/olasiliksiz</guid>
		<description><![CDATA[Diyelim ki şöyle bir süredir güzel bir kitap okumadınız ve kurgu kitaplara bayılıyorsunuz. Şöyle hayalgücünüzün sınırlarını zorlayacak, düşündürecek ve size bambaşka dünyaların kapılarını açacak bir kitap arıyorsunuz. Ama öyle klasik tarzda olmasın. Gerçeğe yakın olsun, heyecanlandırsın diyorsanız Adam Fawer&#8217;in Olasılıksız adlı kitabını okuyun derim. Neden mi? Olasılıksız, Adam Fawer&#8217;in ilk kitabı. Farkettim de bu aralar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><img src="http://www.sertalpbilal.com/wp-content/uploads/2007/10/olaslksz2.jpg" alt="Olasılıksız, Improbable, Adam Fawer" /></p>
<p align="justify">Diyelim ki şöyle bir süredir güzel bir kitap okumadınız ve kurgu kitaplara bayılıyorsunuz. Şöyle hayalgücünüzün sınırlarını zorlayacak, düşündürecek ve size bambaşka dünyaların kapılarını açacak bir kitap arıyorsunuz. Ama öyle klasik tarzda olmasın. Gerçeğe yakın olsun, heyecanlandırsın diyorsanız Adam Fawer&#8217;in Olasılıksız adlı kitabını okuyun derim. Neden mi?</p>
<p align="justify"><span id="more-196"></span>Olasılıksız, Adam Fawer&#8217;in ilk kitabı. Farkettim de bu aralar okuduğum birçok kitap yazarının ilk kitabı. Olasılıksız, bir dönem ülkemizde de çok satanlar listesinde kalmış öğrendiğim kadarıyla. Peki neden bahsediyor OlasılıkSız? Kitapta ana konu, gelecekten haber verme meselesi. Olasılıksız, aslında 4-5 kişinin hayatını kesiştiren ilginç bir kitap. Her olasılığı kafasından hesaplayabilen David Caine kitabın ana karakteri. Aslında kitapta diğer kişiler de detaylı anlatıldığı için tam olarak ana karakter diyemiyoruz, ama meselenin ortasında o var. Ajan Nava Vaner, David&#8217;in ikizi Jasper, bilimsel deneyler yapan Dr.Tversky, kızını kurtarmaya çalışan bir baba Martin Crowe. Kitap, olasılık teorisi ve bilimi, felsefe, matematik, aksiyon, kuantum fiziği, kumar ve zaman tanımı ile karışık bir içeriğe sahip. Fawer, ihtiyacı olan nesneleri müthiş bir şekilde organize etmiş. Hikaye bazı yerlerde karışık gibi ama emin olun mükemmel.</p>
<p align="justify">Kitap kurgusal olarak tek kelimeyle müthiş. Özellikle determinizm (nedensellik, bkz. Wikipedia) hakkında yapılan tartışmalar benim çok ilgimi çekti. Bu konuda internette biraz araştırma yapma isteği bile hissettim. Olasılıksız&#8217;ın gözüme çarpan tek kötü özelliği edebi açıdan çok başarılı olmaması. Anlatım eğer çok fazla kitap okuyorsanız size basit gelebilir. Aslında bu sadelikten de öte birşey. Konular arasında konan ayrımlar bazı yerlerde yanlış olmuş. Aynı olay devam ederken ayraç konulmuş vs.. Ama beni çok rahatsız etmedi, sizi de edeceğini düşünmüyorum, en azından ümit ediyorum.</p>
<p align="justify">Size Olasılıksız&#8217;ın arkasında yazan yazıları aktarayım,</p>
<ul>
<li>&#8220;Bitirmek için yarını, başkasına anlatmak için bitirmeyi beklemeyeceksiniz.&#8221;</li>
<li>&#8220;Bir sabah yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınızı düşünerek uyandınız. Bir saat sonra, onunla sokakta karşılaştınız. Sizce bu sadece tesadüf mü, yoksa çok daha farklı bir anlamı olabilir mi?</li>
<li>Eğer siz de kontrolün kimde olduğunu merak ediyorsanız, &#8216;OlasılıkSız&#8217; tam size göre bir roman.</li>
</ul>
<p align="justify">diyorlar. Tabi daha uzun bir metin ama ben size birkaç yeri aktardım.</p>
<p align="justify">Olasılıksız, A.P.R.I.L. Yayınları&#8217;ndan Nisan 2006 tarihinde piyasaya sürülmüş. Türkçe çevirisini Okyayuz Yener yapmış. 472 sayfa. Orjinal adı Improbable. Kitabın bir de internet sitesi var. İçinde kitap ve yazarla ilgili bilgilerin yanı sıra, küçük de bir oyun düşünülmüş. Aşağıda kitapla ilgili linkleri bulabilirsiniz.</p>
<p align="justify">Son Söz: Olasılıksız hayatımda okuduğum en iyi kurgu kitaplarından biri. Tam mânâsıyla filmi çekilecek bir kitap. İlk okuduğumda bunu düşündüm. Her sayfa diğerini kovalıyor. Okumak için sabırsızlanıyorsunuz. Sanırım böyle bir kitabı okumak için daha iyi nedenler olamaz :). Hepinize kitap dolu günler diliyorum.</p>
<p align="justify">Linkler</p>
<ul>
<li><a href="http://www.improbablebook.com/index.html" target="_blank">Kitabın internet sitesi (İngilizce)</a></li>
<li><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Determinizm" title="Wikipedia'da Nedensellik" target="_blank">Determinizm</a></li>
<li><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Belirsizlik_%C4%B0lkesi" title="Heisenberg'in Belirsizlik İlkesi nedir?" target="_blank">Heisenberg&#8217;in Belirsizlik İlkesi</a></li>
<li><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Pierre-Simon_Laplace" title="Pierre Simon Laplace, Olasılık Kuramının kurucusu" target="_blank">Olasılık Kuramı&#8217;nın kurucusu Laplace</a></li>
<li><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Laplace%27s_demon" title="Laplace's Demon" target="_blank">Laplace&#8217;ın Şeytanı (İngilizce)</a></li>
<li><a href="http://www.itusozluk.com/goster.php/olas%FDl%FDks%FDz" title="Öğrencilerin gözüyle Olasılıksız" target="_blank">İTÜ Sözlük&#8217;te Olasılıksız</a></li>
<li><a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=104539" title="Kitapyurdu'nda Olasılıksız" target="_blank">Kitapyurdu&#8217;nda Olasılıksız<br />
</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sertalpbilal.com/kitaplar/olasiliksiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>17</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

