Yeterlilik, Tevazu, Humility

Bu konuyu aslında günlerdir düşünüyorum ama ancak yazmak kısmet oldu. Yeterlilik derken ne kastediyorsun diyebilirsiniz. Bir dakika heyecanlanmayın, açıklayacağım :) Geçen günlerin birinde bir derste hocamız ‘genel kültür’ kapsamında bir soru sordu. Ben sorunun cevabını bilmiyordum, sınıftan birisi cevap verdi. Cevap veren kişinin kim olduğunu farkedince bir anda kendimi çok kötü hissettim. Neden mi?

Bir insan olarak kendimde çok garip bir şey keşfettim. Bu cevap veren arkadaşımızı ilk gördüğümden beri içten içe bir gıcıklık duyuyordum. Nedensiz olan bu duygunun sonradan o kişiyi kendi gözümde küçültmekle sonuçlandığını gördüm. Hareketleri, konuşmaları çok sıradan geliyor ve tabiri caizse kendimi onun omuzlarından yüksekte görüyordum. Halbuki o cevaptan sonra farkettim ki çok büyük bir yanlış içindeyim. Bu cevaptan sonra o arkadaşa bakış açım değişti.

İnsan olarak en büyük yanlışlarımızdan birisi “Yeterlilik Psikolojisi” galiba. Bunun psikolojide başka bir adı var mı bilemiyorum. İnsan kendini yeterli ve belli bir seviyede görmeye başladığı andan itibaren bir adım yol alamıyor. Olduğu yerde kalakalıyor ve diğer insanları izliyor. Kendini yüksekte zannediyor, halbuki ayaklar altına düşüyor. Hiç bir insan, ne oldum dememeli prensibine oldukça yaklaştık. Evet insan ne zaman arkasına dönüp “vay be nerelere geldim” derse, kaybedenlerden olmaya başlıyor. Bu dini mevzularda da böyledir, sosyal konumda da böyledir. İnsan “ben kendime yeterim, kimseye ihtiyacım yok” derse, orada işi bitmiştir.

Bu yüksek enaniyet, bu insanın yuvarlanmasına yol açacaktır. İstisnalar olabilir, ama en iyi ihtimalde bile insan bir adım ileri gidemez. İnsan, bazı konularda bilgili, bazı konularda bilgisiz olduğunu kabul etmeli ama şunu iyi bilmeli ki herhangi bir insanın herhangi bir konudaki yolculuğu hayat boyu bitmez. En azından bitmemeli. Bu yüzden bence bir insanda olması gereken en büyük erdem tevazudur. Tevazu sahibi olan insan her zaman gelişmeye açıktır. İnsanlar karşısında benim gözümde her zaman 1-0 öndedir. Tüm işlerde kendi yetersizliğini bilir, kabul eder ama elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışır. Ayrıca bu sayede kendi kötü sonuçlardan korur. Beklentisi yüksek olmadığı için, başarısızlıkları azdır ve olmuşsa bile çok kötü sonuçlara yol açmaz.

Kendini belli bir yerde görecek kadar kör bir insan, diğer insanları ezmeye çalışır (bkz. ben). Halbuki bizim diğer insanlardan öğrenecek çok şeyimiz var. Benim senden, senin de benden öğreneceğin elbette bir şeyler vardır. 19 yıllık yaşamımda elbette benim de öğrendiklerim olmuştur. O halde insan hiçbir zaman ne oldum dememelidir. Her zaman önüne bakmalıdır. Kendini diğer insanlarla aynı seviyede, mümkünse bir adım geride görmelidir. İşte ancak böyle bir insan vatanına, milletine faydalı olabilir.

İşte tam bu noktada eklemek istediğim bir şey var. İnsan yetersizdir. Elbette hataları, eksikleri vardır. Ne dedik? Öğreneceği bir şeyler vardır dedik değil mi? Peki en kolay, en iyi öğrenme kaynağı neresidir? Bence bu kitaplardır. Kitaplar, insana yeterli olmadığını gösterecek, bunun da ötesinde eksiklerini kapatacaktır. Zaten kitapların benim için önemi büyüktü, artık kitaplara çok daha değişik bir açıdan bakıyorum. Siz de artık öyle bakıyorsunuz değil mi?

Ne demiş Mevlana; “Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol…”

Etiketler: , , , , , , ,

Bu yazıyı paylaşın