Yağmur, rain, sertalpbilal

Nedense içimde yağmura karşı inanılmaz bir istek var. Yani yağmur yağsa diye bakar oldum sabahtan beri. Ne kadar özlemişim şöyle bardaktan boşanırcasına yağan bir yağmuru. Altında ıslanmayı, üzerimi su etmeyi :roll: (Annem duymasın he he) Havanın bir soğuk, bir güneşli olması hiç hoşuma gitmiyor. Son zamanlarda Ankara’nın havası iyice dengesizleşti zaten. Bugün çok az bulut ve güneşli bir hava var ama yine de dışarısı serin. Daha önce, birçok insanın yağmurlu havada uyumayı sevdiğini keşfetmiştim. Ben de severim, hem de çok ama bu sefer yağmuru doyasıya izlemeyi istiyorum. Ama böyle yurdun penceresinden değil, çok işlek bir kavşağa bakan büyük bir pencereden…

Valla durup dururken bu yağmur hasreti nerden geldi bilemiyorum. Hatta bugün dışarı da çıkmam gerekiyor, bi de bakmışsınız üstüm başım su olup geri gelirmişim :D Bizim okulda sanki bir kuruluk sezinliyorum, yani bir yağmur yağsa herşey tam olacak. Yağmurun sanırsam iki kötü yanı var. Birincisi, ıslanmak istemeyip ıslananlar, ikincisi çamura dönen toprak yollar. Birinci kötülüğünü düşünmek üzüyor insanı. Sokakta onlarca insan bir anda savunmasız yakalanıyorlar. Yerler ıslanıyor, kimi zaman insanlar, kimi zaman işyerleri büyük zarar görüyor. Yanınızdan geçerken, su tabancası misali üzerinize su fışkırtan taksi ve otobüsler de cabası. Cabası diyince aklıma Cabi geldi. Birgün evine doğru yürürken bana, nasıl bir otobüsün onu çamur yaptığını anlatmıştı. Kaldırımdan yürüyen Cabi daha ne olduğunu bile anlamadan baştan aşağı çamur olmuş. O kadar ki, ağzına bile girmiş bu çamur kütlesi :) Yağmurun ve sevgili otobüs şoförünün azizliği işte…

Sizin de bana katılacağınızı umduğum diğer bir yağmur özelliği de, yağmurdan sonra meydana gelmektedir. Yağmur bittikten sonra çıkan o toprak kokusunu elbette bilirsiniz. Ben küçüklüğümden beri bu kokuya aşığımdır. O nasıl bir güzelliktir ya. Sevmeyen insanlara da rastlamıştım gerçi. Özellikle aklıma bir fotoğraf gibi kalan bir yer var, bizim eski kaldığımız evden, fırına giden yol arasında öyle güzel kokardı ki toprak. Şimdi nerde o toprak kokusunu alsam o caddeyi hatırlarım.

Tehlikeli ama güzel olduğu yerlerden biri de otobüs yolculuğunda yağan yağmurdur. Bir de dertliyseniz sormayın gitsin. Yağmur yağar, siz ağlarsınız; siz ağlarsınız, yağmur yağar. Müthiş bir hüzün barındırıyor yağmur içinde. Yağmurlu havalarda (psikolojik bir etkisi var mı bilemiyorum) nedense daha sakin biri oluyorum. Normal hayatımda neşeliyimdir ama yağmur insanı gerçekten yavaşlatıyor. Bu tabi iyi bir durum bazen. Göreceli tabi ama ben öyle düşünüyorum.

Yağmur anıları ise anlatmakla bitmez; unutulan şemsiyeler, aniden bastıran yağmurlar, geç kalınan yerler, küçük çocukların su gibi olan pantolonları ( :) ) vs.. Ama her biri güzel geliyor bana. İlginç bir nokta olarak not düşüyoruz hayatımıza. Zaten her gün güneşli bir hava olsa sıkılacağız.

Çok uzattım, aslında daha yazmak isterdim, ama söz sırasını size bırakıyorum. Sizin de yağmurla ilgili küçük de bir anınız varsa duymayı isterim. Tatlı tatlı yağan yağmurları en kısa zamanda görebilmek dileğiyle, söz sizindir:

Etiketler: , , , , ,