Unuttuğumuz Hoşgörü
Denemeler 15 Ağustos 2009, CumartesiSon zamanlarda Elif Şafak’ın kitabından dolayı çokça ağızlarda olan Mevlana’nın çok özlü sözleri var. Onunla açayım yazımı,
Cömertlikte ve yardım etmede akarsu gibi ol, şefkat ve merhamette güneş gibi ol, başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol. Hiddet asabiyette ölü gibi ol. Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol. Hoşgörüde deniz gibi ol. Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol.
Ama biz hoşgörüsüzlük üzerine bir toplum inşa etmişiz. İnanın hoşgörü ne demek bilmiyoruz. Geçen gün arabayla giderken yola aniden biri atladı. İçimden kızdım, ben olsam belki “önüne baksana” diye söylenirdim bile. Babam da şaşırdı, ama onun öğretmen arkadaşlarından biri “belki adamın bi derdi sıkıntısı vardır, dalmıştır gariban” dedi. O kadar utandım ki. Ben meğer hoşgörülü bir insan olduğumu sadece zannediyormuşum. Diğer insanları, onların yaptıklarını hoş görebilmek bambaşka bir meziyet. Herkese bir kulp takmadan, yaptıkları herşeyle dalga geçmeden önce bir düşünmek, durmak lazım. İşte bunu yapabilen insan iyi insan olmaya iki adım yaklaşıyor. Hep düşünüyordum “iyi insanın ölçüsü nedir” diye. Ve biliyorum ki hoşgörü kesinlikle onlardan birisi.


15 Ağustos 2009 Saat:23:38
sanmıyorum ki her insan herşeye karşı hoşgörülü olabilsin. bazen öyle engeller oluyor ki hoşgörüyü engelleyen :/
canım epey sıkkın bu akşam. o yüzden bu kadar karamsarım.
16 Ağustos 2009 Saat:18:35
Bilmek başka bilgiyi kalbe indirmek başka. Yani kalbine işleyeceksin, bilinçaltına kodlayacaksın.
Bilinçaltında başka şeyler kodlu iken hafızandaki bilgiler “gerektiği ANDA” işe yaramaz.
Öğrenmenin gerçeği davranışlarda değişikliklerin oluşmasıdır.
Ben kendime bakıyorum, bilgilerim iyi ama etkiye tepki olaylarında bilgilerim değil bilinçaltıma kodlananlar devreye giriyor.
Yazındaki olay ve örnek kişi hakkında düşünürsek:
Sen evvelce bu gibi olayları ilkin o erdemli adamın yanında yaşasaydın ve onun güzel tepkilerini görseydin bilinçaltın onları kodlayacaktı.
Eğitim böyle olur. Uygulamalarla yaşantılarla olur. Bilgi sunmak öğretmek değildir. Öyle olsaydı öğretmenlere gerek kalmazdı herkes kitaplardan okurdu.
Bir söz:
İsin yanında duran is kokar misin yanında duran mis kokar.
19 Ağustos 2009 Saat:19:29
hımm aşkı okumussun anlaşılan şemsin 40 kuralı üzerine de bir yazı bekliyorum senden
19 Ağustos 2009 Saat:20:00
Yazmayı düşündüm ama güzel birşey yazabilir miyim tereddüt ettim. Bi denerim yazmayı
23 Ağustos 2009 Saat:03:47
umarım her zaman iyi ve hoşgörülü olmayı başarabiliriz.