Sevmek ve Yolda Olmak
Denemeler 14 Şubat 2010, Pazar
Her zaman nefretin sevgiden daha güçlü bir duygu olduğunu düşünmüşümdür. Çünkü nefret içten gelir, taşar, insanı hiç yapmayacağı şeyler yapmaya zorlar, ve bazen yaptırır. Kavga eden bir adamın samimiyetinden şüphe etmezsiniz. Ama sevmek öyle mi?
Belki de yapamadığımız şeylerin başında geliyor sevmek. Hislerimizi, isteklerimizi ve hırsımızı, biz açıkçası bazen sevgi sanıyoruz. Ama sevmenin başka bir hisle desteklenmesine gerek yok, eğer cidden katıksız ise.
Samimiyetinizden şüphe duymayacağınız kadar sevdiğiniz birisi cidden var mı? Karşılık beklemeden, ama cidden karşılık beklemeden.. Ömür boyu yalnızca seveyim, isterse o beni sevmesin, hatta tanımasın bile diyebileceğiniz birileri mesela. Katıksız sevginin ilk kuralı bu, sevilmeyi beklemeden sevmek.
Düşündüm, sevmek mi sevilmek mi istiyorsun dedim kendi kendime bugün. Belki de sevilmek insanın kendini iyi hissetmesini sağlıyor, ama samimiyet dolu bir sevgiden daha güzel olabilir mi? Bugün sevdiğim birisini izlerken anladım ki, sevmek sevilmekten daha güzel benim için.
Unutmuşum, halbuki hayatıma yön veren güzel fikirlerden biridir: Yolda olmak, yolun sonuna varmaktan evladır. Ne mutlu yolda olabilene..Sevgiyle kalmanız dileğiyle.
Fotoğraf: Deviantart


15 Şubat 2010 Saat:02:47
Ağa korktum şimdi. Tam da bugün tam da aynı konuyu ele aldık arkadaşımla, uzun uzun tartıştık. Ve gecesine de burda senin yazınla karşılaştım.
Vardığımız sonucu paylaşayım. Senin sonucun tersi. Sevilmek için sever insan. Ne kadar hiç tanımadığı birini sevse ve onun ondan haberi bile olmayacağını bilse de, onun sevgisini devam ettiren şey “belki bir gün bir mucize olur da o da onu sever” ihtimalidir. Bunun sebebine de her insanda bulunan egoya verdik.
Ha, insan severken gerçekten sevilmek için sevdiğinin farkında mı, samimiyetsiz midir diye sorarsan genellikle hayır derim. Samimiyetle sever, gerçekten sever ama bu sevgisinin onun da bilmediği nedeni sevilme isteğidir.
Bu böyledir, şu şöyledir gibisinden bir yorum yaptım, affoluna
Daha bugün kafa yorduğum bir mevzu olduğundan.
15 Şubat 2010 Saat:03:00
“çok şey yaptığını zannederken yani onun için elinden geleni yaptığını zannederken aslında hiç bişey yapmamış olduğunun farkına varmak aslında yaptıklarının bencillikten şımarıklıktan başka bişey olmadığının farkına varmak” konulu bi yazı da yazabilir misin
15 Şubat 2010 Saat:11:59
Seamus; tabii neden budur diyebiliriz. Ama işin temelinde sevilme istedği yatıyorsa dediğim gibi samimiyet bozuluyor. Yani bence samimiyetle sevmek karşıdakinin yanında sıfırlanmayı göze alabilmektir. Böyle birşeyin pratikte yeri var mıdır bilmem, benimki sadece teorik birşey
Bu arada estağfurullah, görüşlerini istediğin gibi açıklayabilirsin, biliyosun
Zehra; aslında belki de sen benden daha iyi yazarsın. Yazmaya çalışırım tabii ki, ama istersen sen yaz ben kendi yorumumla burada yayınlayayım.
16 Şubat 2010 Saat:20:04
“sevgi hak edene verilir ve sevgi hak edilmelidir” diyor Scott peck,”az seçilen yol”unda
“kendini kayırıyor her insan önce;bu yüzden aşka kıyıyor”belki de bu yüzden hak etme verileri pek de objektif olmuyor.
insan aşka kıyıyor,ve4 yıllar geçse de tekrar sevemiyor,10 yıllar geçse de tekrar sevemiyeceğini düşünüyor.acaba insan sevmekten mi korkuyor?