Sevgi, love, yalnızlık, alone

Bugün sizinle eskiden yazılmış bir yazımı payaşmak istedim. Beğeneceğinizi umuyorum. İlk yayınlanma ve yazılma tarihi 3 Ağustos 2007. Üzerinden yaklaşık 2 ay geçmiş…

Bu aralar Maxim Gorki’nin “Benim Üniversitelerim” adlı kitabını okuyorum. Bir dünya klasiği olan bu kitap, beni yer yer düşünmeye sevk ediyor. Biraz önce bir cümle okudum ve kitabı bırakıp bu cümle hakkında düşünmeye başladım. Cümlenin ne olduğunu tam olarak söylemeyeceğim ama kendi düşüncelerimi söyleceğim.

İnsanlar sevgi içinde yaşamak zorundadırlar. Sevgisiz kalmış bir insan, yavaş yavaş insanlığını kaybedebilir. Bu sevgi öncelikle anne ve babadan alınır. Annesiz veya babasız büyümüş çocuklardaki ilginç davranışlar muhtemelen bu nedenledir. Bu sevgi ilerde arkadaş, daha sonra eş, daha sonra çocuk sevgisi olarak devam eder. Bu sevgi zinciri boyunca insan, sevdiği kişilerin hep yanında olmasını arzu eder. Uzakta kalınan her sevgili, insana acı verir. Hasret, bu acının değişik bir sonucudur. Daha önceden kavuşmuş, sonradan da kavuşacakları muhtemel iki insanın arasındadır hasret. Tüm bu sevgilerin dengeli olması lazımdır.

Sevginin oluşturduğu sonuçlar vardır. Kitapta da belirtildiği gibi tüm insanların isteği, sevdiği kişinin (anne, baba, dost, eş veya çocuk) dizlerine yatabilmektir. İnsanlar silahlarını bir kenara koyup, ona yüreğinin tüm gerçeklerini gösterebileceği insanlar isterler. Bu kişiye sarılmak (sarılabilmek) biz anlamasak da aslında bulunmaz bir nimettir. Yanınızda bulunan sevdiğiniz insanlara bakın. Onlar sizin için güç kaynaklarıdır. Sevgileri sizin için kutsal olmalıdır.

Sonuç olarak şunları söylemek isterim; sizi seven ve sizin sevdiğiniz insanların kıymetini bilin, onların sevgilerine karşılık verin. Mümkünse, dizlerine yatıp hayaller kurun.. Mutlu günler dilerim herkese..

Etiketler: , , ,

Bu yazıyı paylaşın