Rastgele Düşünceler ve İç Depreşimler
Denemeler, Günlük Hayat 10 Eylül 2009, Perşembe
Son 2 gündür ders kayıtları ile uğraştığımdan birşeyler karalayamadım. En sonunda Ankara’ya, üniversiteye ve yurttaki odama geri döndüm. Ve Bilkent maceramdaki son sezon da böylece başlamış oldu. Yine 112 numaralı yurt odamızda, yatacak, yuvarlanacak, depresyona girecek, keyif çatacak, muhabbet edecek, maç izleyecek, age of oynayacak, belki bazen hocalara söylenecek, belki de hiç tatmadığımız korku ve ümidi yaşayacağız. Son senemiz, yolumuzu çizmemiz gereken senemiz. 4.sınıf olmanın verdiği gelecek korkusunu ve mezuniyet coşkusunu şimdiden hissedebiliyorum.
7 yıldır ailemden ayrılırken çok zorlanmayan ben, ilk defa bu sene okula gelince ağladım. Tüm gençliğim onlardan ayrı, okullarda yurtlarda geçti sayılır. Ve şimdi hayallerimi daha da ileri taşımak için yeni okullar, yeni ülkeler arıyorum. Acaba gitmemeli miyim diye soruyorum sürekli kendime.
–*–
5 ders alıyorum bu dönem. Haftada 12 saat sadece. Çarşamba ve Cuma günleri hiç dersim yok. Oh ne ala dediğinizi duyar gibiyim. 1.sınıftayken yirmi küsür saat dersimiz vardı sanırım. Ne yoğunduk. Ama şimdi 12 saat bile işkence gibi geliyor. En kötüsü de hâlâ 8.40 dersim var. Üniversite hayatımda en nefret ettiğim şey 8.40 dersidir. Geceleri geç yatan ben, (ki mesela bu yazı 04:57′de yazılıyor) sabahları da kalkmakta zorlanıyorum. İstesem kalkarım, evet, ama canım cidden hiç istemiyor. 3.sınıfta aldığım bir ders 8.40′taydı, ve 14 hafta boyunca sadece 1 kere, 2 saatlik bir dersine katıldım. İstediğim notu aldım, ama kendimi oyunları hile yazıp bitiren biri gibi hissediyorum. Üniversiteyi bile tam yaşayamadım mı acaba? Bilemiyorum.
Bazı insanlar çok “cool” olduklarından 2 soru sorduğunuz zaman 1 tanesine cevap veriyorlar. Sahiden yapıyorlar bunu. Vakitleri yok mu dersiniz, sizi çok takmıyolar mı dersiniz bilemiyorum. Siz de daha çok konuşmaya çalışırsınız, onun kendini önemli biri gibi sayıp sizinle az muhatap olması ona karşı olan ulaşma isteğinizi alevlendirir. Baktım, gördüm ve tecrübe ettim. Bazı insanlara böyle yaptım. Anladım ki insan isterse kendini önemli gösterebiliyormuş. Ama ben bu değilim, diğer insanların beni önemsiz göreceğini de bilsem, yine de sordukları her soruya cevap vermeyi, onlarla iletişim halinde olmayı, hatırlarını sormayı seviyorum. Böyle olmak insanı bazen üzüyor, ama genetik kodum bu sanırım. Daha önce de demiştim, balık burcu olmamak isterdim diye.
Dünya sürekli değişiyor, insan da bunun en büyük parçası. Ben de değişiyorum, fikirlerim, eylemlerim değişiyor. Değiştiğimi gördüğüme içten içe üzülüyorum, çünkü zorla toplumsal bir birey oluyorum. Herkesin yaptığını yapıyorum, izlediklerini izliyorum, okuduklarını okuyorum. Ama en azından bunun farkındayım ve bazı çizgileri aşmamaya çalışıyorum. Çünkü bazı sınırlarımı kaldırırsam, sahiden geriye dönemeyeceğime eminim. İyi bir insan olmaya, ölüp toprağa karıştığımda arkamda bir isim, bir yapıt bırakmaya çalışıyorum. Yoksa dünya hayatındaki şu kısacık, hızlı hayatımızda başka ne amaçlayabiliriz ki? Arkamızda bir servet bırakmak mı? Bizi seven insanlar bırakmak mı? Öldüğümüzde daha fazla üzülecek kişi bırakmak mı? İsterse tüm kainat yaptığımın yanlış olduğunu söylesin, ben huzurla yaptıktan sonra ehemmiyeti var mı ne dediklerinin? Ya da ben huzurla yapmadıktan sonra herkes doğru yaptığımı söylesin, neye yarar ki?
Yaşamın sırrına bir adım daha yaklaşıyorum her gün, her gece. Hamdolsun ki mutluyum. Bundan iyisi can sağlığıdır, değil mi?
Dip Not: Bu seferki fotoğraf ne deviantart’tan ne photobucket ne de başka bir fotoğraf sitesinden. İlk defa bir yazıma kendi çektiğim fotoğrafı, yazı fotoğrafı olarak ekliyorum. Umarım fotoğrafçılığımda bir ilerleme vardır.
Etiketler: ankarayı özlemişim, bir sonraki yazıda köy fotoğraflarını yayınlayacağım, bizi izlemeye devam edin, fotoğraf makinemi yeni aldım daha sonra bahsedeceğim, uzun zaman sonra bir etiket eklemek istedim


10 Eylül 2009 Saat:08:52
sertalpcim, hani son yıl, insanın içine umuttan ziyade hüzün çöküyor da.
biraz karamsar geldin bana.
10 Eylül 2009 Saat:09:15
Ne kadar mutlu olsam da iki adım önümü göremiyormuş gibi hissediyorum, o yüzden hem tedirginim, hem de karamsarım sanırım.
10 Eylül 2009 Saat:11:05
Ben hayatı toz pembe, lay lay lom yaşıyorum özellikle şu aralar; ama nedense sayfana gelince duruluyorum, durup düşündürtüyorsun.
Ama katılmadığım noktalar var, bak bu sefer kıskançlık değil.Çok erken mezun oluyorsun zaten, yurtdışına gidip yükseğini yapsan sana faydası olur ki ailenin de mutlu mesut olacağını düşünüyorum.
Biraz da erken başlamanın verdiği heyecanla, bitirmek istemiyormuşsun gibi geliyor, bilmiyorum.
Nerde olursan ol, ne yaparsan yap her şey sana bağlı.Bir sonraki yılın güzel geçmesi de.Kimse üniversiteye kazık çakamıyor maalesef.
Birazcık da carpe diem.
Yoksa bunları düşünüp gelecek sene bu yıl üzerine yorumların “tadını çıkaramadım, nasıl bitti.” falan şeklinde olacak.
10 Eylül 2009 Saat:12:29
bılmıorum belkı hatırlamıcaksın benı ama yazını gorunce sana bıseyler yazma dusuncesınden alamadım kendımı:)sertralp ben tuba ılk okuldan dedım ya belkı hatırlamıcaksın ama ;yazın harıka olmuss ınan ınsanı kendıne gore cok farklı yerlerde bulduruoo .ben senı tanıdıgımda kucuktuk ama sen o zmanlarda bıle ıstedıgın ıcın mucadele veren ve sonunda onu kazanann bırı oldun benım ıcın umarım ne ıstedıne karar verır ve onu alırsın haytta hersey ıstedıgın gıbı olsun…
10 Eylül 2009 Saat:14:30
Benimde böyle camdaki yağmur taneleriyle ilgili bi fotoğrafım vardı.. Bence çok güzel oluyorlar..
ki gayet başarılı olmuş bence..
fotoşop yükleyip renkleriyle accık oynarsan daha müthiş olur kanımca..
Herneyse..
sanan insanlar hakkında diyeceğim tek şey varki.. gördüğün zaman arkanı dön bas git… sana 2 soru sorduğu zaman 1ine bile cevap verme.. görsün bakalım dünya kaç bucakmış.. 
Şu kendini “kuul”
Sen balıklığından cayma… balıklar iyidir..
10 Eylül 2009 Saat:14:33
Age of ‘ u görünce heyecan yaptım. Hala II conquerors’da kalan biriyim ama olsun..
Gençliğimi ailemden uzak yaşamanın yanısıra bir de arkadaşlardan ve memleketten ayrı kalma olayı koyuyor adama… En iyi arkadaşlıklar edinilecek çağda memleketinde olmuyorsun ve tatillerde kısmen de olsa zorluklar yaşıyorsun.. 3-5 samimi arkadaşın dışında görüştüğün insan kalmıyor ve o arkadaşlarında başka samimi arkadaşlar bulunca kötü oluyor.
10 Eylül 2009 Saat:15:19
çok iyi anlıyorum
zuzuda son sınıf oldu bakalım başımıza neler gelecek
gelelim yurt işine yahu benim daha kalacak yurdum bilem yok yat kalk dua et 200 küsür yedek olmanın verdiği üzüntüyle hasta bile olunuyor:)) hayırlısını diliyorum
10 Eylül 2009 Saat:15:55
haspam; bence sen daha üniversitenin başındayken bu toz pembe modunu korumaya çalış. İnan o modda olmak daha güzel daha tatlı. Belki de bir süreliğine yazılarımı okumamalısın. Seni kötü etkilemeyeyim
Carpe diem tavsiyen için teşekkürler.
tuba; yok canım hatırlamaz mıyım, hatırladım tabi. iyi dileklerin ve yorumun için çok teşekkürler
Nina Noctis; he he, “practise makes you perfect” dediğin hala aklımda Nina, fotoğraf çekerken de aklıma geliyor sürekli. Evet renk ayarı yapsam iyi olurmuş.
Balıklar iyidir, ama başkalarına iyidir, kendilerine düşmandırlar.
Ersin; evet hala age of empires conquerors oynuyoruz biz de
Vaktin olursa hamachiden de oynayabiliriz bi ara 
Evet bu arkadaş konusunda haklısın. Başka yerde okumanın öyle bir dezavantajı oluyor.
zuzu; sana da kolay gelsin. Yurt konusunda haklısın, dua etmeliyim sanırım. Umarım senin için de hallolur.
10 Eylül 2009 Saat:16:45
Bana maaşallah demişsinde seninde geri kalır bir yanın yok valla
bu sene benim 25 saat dersim var
ama hazırlıktan iyidir diye bir düşünce var içimde nedense..Bende nefret ediyorum sekiz kırk derslerinden ne tam geç ne tam erken ikisinin arası bir şey çok uğraşmışlarmıdır ki sekiz kırk ı bulabilmek için!!!offf bak yine uykum geldi sekiz kırk diyince
neyse cnm süper olmuş fotoğrafın
10 Eylül 2009 Saat:22:48
çok içten çok samimi bir yazı olmuş…çok güzel duygularını ifade edebilmişsin…
uzun zamandır yazılarını takip ediyordum yorum yazmak bu güne kısmetmiş:)
sondan 3. parağrafda hayatın özetini çok güzel ifade etmişsin…duygularına yürekten katılıyorum…şimdiye kadar okuduğum yazılarından anladığım kadarıyla gerçekten çok temiz ve dürüst, duygu ve düşünceleri saf olan, iyi niyetli birine benziyorsun bu halinin daim olmasını dilerim…
ben de, pencerede su boncuklarını gördüğümde fotoğraflarını çekmeyi hep istemişimdir. inşallah bu kış gerçekleştirebilirim:) ne hoş ve etkileyici bir görüntü bence
burcundan şikayet etmişsin…ne güzel işte herkes kötülük yaparak sıkıntı duyarken,sen; iyilik yaptığından dolayı sıkılıyorsun varsın sıkılmak bu yolda olsun:)
rabbim yolunu açık eylesin…vatana millete, senin gibi düşüncelere sahip insanlara, her zaman ihtiyacı vardır…selametle
10 Eylül 2009 Saat:23:49
buket; 25 saat dersim olsa delirirdim sanırım. Neyse ki o zamanları atlatmışız. Hazırlıkta gerçi daha çok rahat ediyor insan ama yine de belli olmuyor tabi.
ismi lazım değil:) ; aslında isminiz de olsa daha güzel olurdu ama sorun değil. Anonim takılmak istemek de güzel sanırım
Değerli yorumunuz için ayrıca teşekkür ediyorum. Fikirlerinizi zaman zaman duymayı gerçekten isterim.
Evet, su boncukları gerçekten hoş duruyor. Dün dolu yağdı bizim burada, onun hemen sonrasında çekmiştim.
12 Eylül 2009 Saat:16:47
4. sınıf olabilmek nasıl bir duygu acaba çok merak ediyorum
İnşaallah hayırlısıyla mezun olursun bu sene =) Aslında bi taraftan bi an önce bende mezun olmak istiyorum ama diğer taraftan da hep öğrenci kalayım istiyorum =) böyle dengesiz bi ruh haline sahibim işte…Sen yat kalk şükre 8.40 daki dersine.Bizim geçen sene haftanın 5 günü hep 8 de başlıyordu derslerimiz.Keza bu senede öyle
Ve sanırım 3. ve 4. sınıfta da öyleymiş =) nAPALIM ilim öğrenmek için çekilen çile kutsalmış
12 Eylül 2009 Saat:18:37
merhaba sertalp hayırlı olsun son senen.yüzdün yüzdün kuyruğuna geldin denir ya,umrım en güzel şekilde geçirirsin duygu yüklü anılarla ömür boyu hatırlarsın.foto muhteşemm.bence kendi çektiğin fotoları da koy
12 Eylül 2009 Saat:20:29
Seinep; yıllar hızlı geçiyor, kısa zaman sonra yaşarsın o hissi de. O dengesizlik birçok öğrencide vardır sanırım.
Dersim 8′de başlasa ölürdüm sanırım.
sanem; evet sonuna kadar geldim çok şükür. Birkaç yazı sonra bir derleme yapıp koyacağım inşallah
13 Eylül 2009 Saat:15:53
Hamachi fikri iyiymiş, geçen sene her gün sabahlara kadar savaşır ertesi gün sınava giderdim. Umarım fren sistemi olan birisindir.
13 Eylül 2009 Saat:15:57
Valla çok yok fren sistemim ama tatil zamanı oynayabiliriz
18 Eylül 2009 Saat:13:08
“Herkesin yaptığını yapıyorum,…”
ve hayat devamlı bunu getiriyo.
ben,bu sene mesela bütün gün hastanede geçirip,iftarı hep aynı yerde yapıyr,eve gidip ders çalşıp uyuyorum,ve diğer gün yine okula.herşeye kendimce anlamlar katardım,şimdi her hastalık her sendrom aynı sanki,,acaba şu ara yorgunlıktaan mı diyorum,yoksa bu yoğunlık içinde bende mi herkes gibi oluyorum??dediğin gibi üzülüyo insan.
ama bak benim tanıdığımı sandığım_belki yanlış tanıdğım_ sertalp bilal,herkes gibi değildi, sanırım,
umarım öyle kalırsın
huzurla kalalım inşallah
18 Eylül 2009 Saat:13:32
Ne zamandır yoktunuz ortalarda özletiyorsunuz kendinizi sayın Aritmik.
Sizinki yoğunluktan kaynaklanıyor ama, o yüzden öyle düşünmemek lazım. Benim tanıdığım aritmik de herkes gibi değildi. Hepimiz olduğumuz gibi kalalım inşallah
Derslerinde bol başarılar diliyorum.