
Çok çeşitli duygular yaşanır şehirlerarası otobüs yolculuklarında. Hemen hepimiz hissetmişizdir bunları, hele birde çok sık seyahat ediyorsak ve sevdiklerimizden uzakta yaşamak zorundaysak, kesinlikle bilinçaltımızın bir parçası otobüslerde yapılanmıştır. En şiddetli; ailesinde farklı bir şehirde okuyan öğrenciler, nişanlısından ayrılıp da askere giden delikanlılar, para kazanmak için uzak diyarlarda çalışan babalar hisseder yolculukların atom altı parçacıklardan daha karmaşık psikolojisini.
Kimi zaman gündüzdür yolculuklar, kimi zaman gecenin en koyu vaktindedir. Otobüsün camından bazen en tatlı gülümsemeleriniz size görünür, bazen de gözyaşınızın ikizi olan yağmur damlası yüzünüzdeki kardeşi gibi korkudan titreyerek kayar aynı camın üzerinde. Her rengi taşıyan en net gökkuşağını da, en ürkütücü şimşeği de otobüs yolculuğunda görmüşsünüzdür muhtemelen. En çok okuduğunuz yazarla da, bir daha asla kitaplarına elinizi sürmeyeceğiniz üstatla da yolculuklarda tanışmışsınızdır. En güzel musikiler de otobüsün radyosundan ulaşır kulağınıza, en çirkin gürültüler de. En hoş meyve suyunu da muavin ikram etmiştir, en acı kahveyi de. Türkiye’nin uçak pisti kadar geniş ve sevgilinizin teni kadar pürüzsüz yollarını da aynı tekerlekler üzerinde aşarsınız, devlet babanın hiç makyaj yapmadığı yolları da. Ama hep yavaş geçer zaman otobüslerde. Hele birde uyuyamayanlardansanız…
Yavaş geçer yolculuklarda zaman ister sevdiklerinizin kollarına gidin isterseniz onların kollarından en lüks otobüsün en rahatsız koltuklarına düşün. Eğer sevdiklerinize kavuşturacaksa yolculuk sizi; her zaman gündüz yolculuk ediyorsunuzdur, camda gördüğünüz tebessümünüzdür, yağmurun getirdiği sadece bereket ve gökkuşağıdır, elinizde ki en sevdiğiniz yazarın kitabıdır ve en hoş melodilerdir kulağınızdakiler, ağzınızda en hoş tat vardır ve yolculuk hep rahattır. Ama sevdiklerinizden koparıyorsa yolculuk sizi; güneşin tam tepede olması bile karanlığın sizi boğmasını engelleyemez, camlar da sizin halinize ağlamaktan başka çare bulamaz, şimşek ve yıldırımlardır yağmurun size gösterdikleri, sanat değeri taşımayan yazılar okur ve sesler duyarsınız sürekli, ağzınızın tadı yoktur yolculuk boyunca ve yeni sürülmüş bir tarladan daha kötüdür yolun durumu.





16 Ekim 2007, 18:48
ben de aslında bu otobüs yolculukarı üstüne yakınlarda bişi yazmayı düşünüyordum
isabet oldu seninki de…
çok uzun yıllardır hayatım otobüslerde geçtiği için gerçekten de artık bu yolculukla içli dışlı oldum…
asıl olay da, önceki gün bayram dönüşü ankaraya gelirken yanımda oturan benim yaşlarımdaki gençle çok hoş bi muhabbet kurup arkadaş olmamızdı; 4 saatlik bir yolculuğun sonunda msn adresi ve cep telefonu paylaşılıp, yakın bir zaman da tekrar buluşma sözleri verilecek kadar ileri seviyede
güzel bişi tabi…
otobüs yolculukları ne güzel olaylara gebe
16 Ekim 2007, 18:52
bu arada yazıyı bilal yazdı zannediyordum; değilmiş şimdi farettim..
teşekkürler bu güzel yazı için…
serkankılıç
16 Ekim 2007, 19:41
emre dayanamamış gelmişsin
vatana millete hayırlı olsun 

evet yazıyı diğer yazarlarımızdan Serkan yazdı, biz de yayınladık
senin olay da ilginçmiş emre hakikaten.. vay bea, neler oluyo hakikaten…
16 Ekim 2007, 23:03
Yağmur damlalarının vurup dağıldığı otobüs camına dayamaktır başımı, en büyük zevkim; akıp giden gece karanlığında unuttuğum gözlerim eşliğinde.
16 Ekim 2007, 23:44
..
tam 14 sene boyunca h.sonları evle okul arasında mekik dokuyan biri olarak(lise-üni-iş hayatı) tüm otobüs kültürlerini bilirim..hatta abartıp şu an bile hiç yer yok denilen otobüslerde yer bulacak kadar otobüs şirketi camiam olmuştur..
..
ve en güzel şiirler otobüslerde yazılır
.
gönlünce kal
16 Ekim 2007, 23:54
müzik eşliğinde tatlı bir hal alan,cam kenarında oturup dışarıyı izllediğim yolcuklukları seviyorum:)
17 Ekim 2007, 21:14
Otobüs yolculukların tuhaf bir zevki var gerçekten. Benim en sevdiğim şey sürekli camdan dışarıya bakmak ve içerideki insanları gözlemlemek.
Birbirini hiç tanımayan bir sürü insan saatlerce aynı otobüste bir aradadır. Gerçi istanbul trafiğindede otobüste saatleriniz geçer ama şehirler arası yolculuğun zevkini almanız mümkün değildir.
Bazen hiç tanımadığın biriyle saatlerce yanyana oturmak zorundasınızdır. Bir şekilde iletişime geçersiniz. Aynı yerden binip aynı yöne gidiyorsanız akraba çıkmanız ihtimali bile vardır.
Yolculuğun en sevmediğim yanı ise otobüste sürekli ağlayan bir çocuğun olması. Malesef katlanmak lazım bu durumlara.
19 Ekim 2007, 17:17
Ben de böyle bir yazı yazmıştım ama hiç de seninki kadar güzel olmamıştı.
http://kiremit.blogcu.com/1111761/
Gerçi biraz farklı konusu var.
Bu arada yazını gerçekten çok çok beğendim. Bu yüzden üstünde biraz fazlaca durdum.
Bazı cümlelerinin noktasız, birkaç cümle bir arada olması uzun cümle olmuş olmuyor. Bu cümlelerin bazılarının sonlarına nokta koysaydın daha iyi olurdu. Çünkü bu durumda nokta olmasa bile tek bir cümle özelliği yok. Eğer cümleler arası anlam bütünlüğünü pekiştirmek istiyorsan örneğin son upuzun noktasız anlatımı ayrı bir paragraf olarak veya satır başı yapıp devam ederek birkaç cümle halinde yazabilirdin.
Birkaç şeye daha burnumu sokayım:
İkinci satır: “bir de” burada “de” ayrı yazılmalı.
İkinci cümle: aslında bunu iki cümle halnde yazmalıydın. Yani şöyle: “Hemen … … bunları. Hele … … yapılanmıştır.”
Birinci paragrafın son cümlesi: İşte bu güzel bir uzun cümle örneği. Ama:
“En şiddetli;” ifadesini şimdiki yerinden silip şöyle yapsan:
“Ailesinde … … delikanlılar ve para kazanmak için uzak diyarlarda çalışan babalar şiddetli bir duygulanmayla hisseder … … psikolojisini”
Dikkat edersen ayrıca bir virgülün yerine “ve” bağlacı koydum.
Son paragrafın beşinci satırında “elinizdeki” ifadesinde “ki” bitişik yazılmalıdır.
Baştan sona çok güzel bir yazı. Dediklerimi dikkate almasan bile bu yazı güzelliğinden hiç bir şey kaybetmez.
Birkaç devrik cümle var ama bu cümlelerin devrik olması gerekiyor ki anlamı tam verebilsin. Tebrik ederim.
Arada bir olabilecek bu tür müdahalelerimin ukalalık değil samimiyet göstergesi olarak algılanması temennisiyle şimdilik hoşça kal.
20 Ekim 2007, 01:49
kiremit bu onurlandırıcı ve bir o kadar da yapıcı yorumun için çok teşekkür ederim. Kendimi bildim bileli düzgün yazmayı öğrenemedim maalesef.
Bundan sonra daha dikkatli olmaya çalışırım. Tekrar teşekkürler uyarılar için.
20 Ekim 2007, 18:43
Şimdi fark ettim: Buradaki yazıların hepsi Sertalp Bilal’e ait değilmiş!!
Ben yukardaki yorumu yazarken bu yazının Sertalp’e ait olduğunu sanıyordum.
Neyse böylece bir şey daha öğrenmiş oldum.
Serkan Kılıç’a bir şey diyeyim: Çok iyi yazdığın gibi yazım hataların hemen hemen hiç yok. Kitap yazmak için kolları sıvamış ayrıca bu konuda çok da iddialı kişiler var. Orta yaştalar üstelik: Yazılarında hatasız tek cümleye rastlayamıyorum. Burada yazan arkadaşlar, sakın kendinizi yabana atmayın. Her açıdan çok iyi yazıyorsunuz.
Bu arada benim hosting araştırmalarım devam ediyor. Tam bugün bir yerden alacaktım ki o site sabahtan beri kapalı.
Grevden onlar da nasibi aldı herhalde.
Ya da benim uğursuzluğum:)
Kısmet değilmiş de denebilir. Sağlık olsun.