Ne İle/İçin Yaşarız?
Denemeler 29 Ekim 2009, Perşembe
“İnsan Ne İle Yaşar?” adında bir kitabı var Tolstoy’un, mutlaka okumuş-sunuzdur, ya da hiç olmazsa görmüşsünüzdür. Çok etkileyici bir kitap, onu ayrı tutuyorum, ama kitabın başlığına hiç bu kadar takılmamıştım. “İnsan Ne İle Yaşar?”… Bu sorunun bir türevi de “İnsan Ne İçin Yaşar?” Aslında hayatta sorulabilecek en temel sorulardan birisi. Kim bu soruya ne yönde bir cevap veriyorsa ona göre şekillendiriyor çünkü hayatını. İnsan mutlulukla mı yaşar, aşkla mı, parayla mı, ünvanla mı, gördüğü saygıyla mı, arkadaşlarıyla mı, başarılarıyla mı… Herkes yaşama amacını ya da aracını başka şeylerde arıyor. Hepimiz bir arayış içindeyiz. Arayış içinde olmayanımız ise yaşamın mânâsız olduğunu düşünüyor (ki bence sayısal olarak çok küçük bir oranı temsil ediyorlar).
Ben bu soruya bir türlü tam bir cevap veremiyorum. Arayış içinde olan insanlar arasında, bir de bu türlüsü var benim gibi; “ne arayacağını arayanlar”. Ne tarafa yönelsem, dikkatimi odağımı nerede bir araya getirsem buna bir türlü karar veremiyorum. Aynı kararsızlık beni başka işlerde de rahat bırakmıyor. Uzun düşüncelerin ardından artık yüksek lisans okumaya karar verdim, ama okul seçimi bile beni deli etmeye yetiyor. Bir insanın “kararsızlık” diye bir karakteri olabilir mi?
Gerçi bu konu biraz değişik, önceleri fazla seçeneğimiz olduğu için kararsız kalıyorduk, artık seçeneğimiz neredeyse yok diye. Enes “fazla seçeneği olan insan mutsuzdur” demişti. Anladık ki, az seçeneği olan insan da mutsuzmuş. Sanırım bu yüzden toplumun en mutlu kesimi gelir olarak orta ve orta-üst kısımda bulunanlar. Optimal nokta meğerse oralardaymış.
Bu soruya kendi cevabımı aramayı bir kenara bıraktım, diğer insanların da ne cevap verdiğine dikkat etmeye çalışıyorum. Çok da anlayamıyorum sanırım. Sosyoloji hocamız “insan davranışları karmaşıktır, sosyoloji bunu bir düzene koymak ister” demişti. Sandığımdan da karmaşık. Ne düşündüğünü anlayamadığım bir sürü insan var.
Her ne ise…


29 Ekim 2009 Saat:13:45
Galiba hayatın anlamını irdeleme öğrenciliğin bitiminde görülen bir sendrom. Bu aralar ben de pek bir düşünür oldum böyle şeyleri. Bu sorunun cevabı [ne kadar emin olamasam da] bence “aşk için”. Aşk dediysem bunu sadece sevgiliye duyulan aşk olarak algılama. Tutku demek daha yerinde olur sanırım. Tutku hayatın güdüsüdür. Eğer herhangi bir şeye karşı tutku kalmadıysa işte o zaman canımız sıkılıyor, moralimiz bozuluyor ve “İnsan ne için yaşar?” sorusunun cevabını aramaya koyuluyoruz.
Bu arada uzun zamandır kafa yorduğum ve bir tanesi “İnsan ne için yaşar?” olan [şimdilik] 14 sorum var. Çoğuna kendimce cevap bulmaya çalışıyorum. Hepsinin cevabını bulabilirsem yeni bir blogda bunları paylaşacağım.
Düşünmek iyidir, devam et
30 Ekim 2009 Saat:00:06
Okuldan çıkınca bir işe zar zor girebileceğin bir okulda okusaydın, tek derdin iş bulmak olurdu onu da bulunce çok sevinirdin…
30 Ekim 2009 Saat:01:37
Seamus; o yazıyı heyecanla bekliyoruz
Haklı olabilirsin. Ama tutkusuz yaşayan insanlar yok mudur diye düşünüyor insan.
NS; olabilir, ama iş bulamasaydım da çok üzülürdüm. Orta seviyeli bir okuldan bir iş bulurdum ama daha muhtemelen. Di mi artist?
31 Ekim 2009 Saat:20:51
Kitabın ismini çokça duydum ama bi kez bile okumaya tenezzül etmediğim için şu an utandım kendimden :/