Image is taken from http://lee25.deviantart.com/art/Expressionless-11421704Bir beyaz gömlek. Bir siyah ceket. Bir kırmızı kravat. Bir kumaş pantolon. Yeni kesilmiş, özenle taranmış saçlar. Bulunduğu yerden memnun bakışlar. Birşey saklamak istermiş gibi sahte gülüşler, sahte konuşmalar. Elde sanki birşeyin göstergesi gibi taşıdığı sigara. Dünyanın tek sahibi gibi sağa sola püskürttüğü duman. Gülerken gövdesini V konumuna getirmeler. Kunduraların içinde sızlayan ayaklarına rağmen belli etmeyen bir duruş.

B.Traven’in Köprü’sünde dediği gibi… Belki de zarardan başka birşey getirmiyor bize yakışmayan şeyler. Nasıl yuvarlandıysa o minicik çocuk nehire, biz de böyle giyindikçe kaybediyoruz içimizdekileri. Başkalarının istediği gibi giyiniyor, onların istediği gibi yaşıyoruz. Konuşmalarımız ciddileşiyor, yasaklar listesi çoğalıyor. Toplum en küçük hareketinizde aşağılıyor sizi.

Geçen gün birisine de demiştim, önemli olan farklı olmak değil. Asıl önemli olan kendimiz olabilmek. Çocukluk kahramanlarımıza hala özenmek önemli olan. İyinin hep kötüyü yeneceğine inandığımız gibi, içimizdeki “biz”in, bizi değiştirmek isteyenleri yenebileceğini bilmek. Küçük çıkarlar için iğrenç mahluklara dönüşüyoruz. Yüzümüzü renkten renge boyuyoruz. Aynı bugün okulda gördüğüm, yukarıda tasvir ettiğim kişi gibi yalan oluyor gülüşlerimiz, yalan oluyor sözlerimiz. Fedakârlık nedir, arkadaşlık nedir, dostluk nedir bilmiyoruz da, torpil nedir, çıkar nedir, para nedir adımızdan daha iyi biliyoruz.

Bu satırları yazan ben de çelişiyorum kendimle. İnsanlardan daha çok samimiyet, daha çok insanlık beklerken sanki ben de çıkarımı düşünüyorum. Eğer siz buna böyle diyecekseniz, evet, ben de çıkarımı düşünüyorum.

Belki de insanlığı hatırlayabilmek için tekrar çocuk kitapları okumak lazım. İyinin her zaman kazanmadığını artık iyice anlamış olsak bile, yalan olduğundan adımız gibi emin olsak bile, içimizdeki masum çocuğu beslemek için tekrar okumak lazım. Dünyada gerçekten iyi insanlar olduğuna tekrar inanabilmek için.

Bu konuyu burada keselim, biraz da tasvir-i Bilal yapalım. Birkaç gündür balığım “Tombul” hasta gibiydi, o yüzden epey keyifsizdim. Şimdi biraz daha toparlandı gibi sanki. Proje, ödev, sınav başladı hep beraber. Ben de bisiklet sürmeye tekrar başladım. Derslere bisikletle gidiyorum, istediğim binaya maksimum 3 dakikada ulaşıyorum. Ama ne hikmetse bazen içimden gelmiyor gitmek, dersi asıyorum. Sonra bu yüzden kendime kızıyorum. Sonra yine gitmeyip daha fazla kızıyorum. Ama söz veriyorum, bu haftasonu adam gibi çalışıp, tüm dersleri yakalayacağım.

Kafanızı şişirdimse özür diliyorum, güzel günler diliyorum…

Etiketler: , , , , ,

Bu yazıyı paylaşın