Bir beyaz gömlek. Bir siyah ceket. Bir kırmızı kravat. Bir kumaş pantolon. Yeni kesilmiş, özenle taranmış saçlar. Bulunduğu yerden memnun bakışlar. Birşey saklamak istermiş gibi sahte gülüşler, sahte konuşmalar. Elde sanki birşeyin göstergesi gibi taşıdığı sigara. Dünyanın tek sahibi gibi sağa sola püskürttüğü duman. Gülerken gövdesini V konumuna getirmeler. Kunduraların içinde sızlayan ayaklarına rağmen belli etmeyen bir duruş.
B.Traven’in Köprü’sünde dediği gibi… Belki de zarardan başka birşey getirmiyor bize yakışmayan şeyler. Nasıl yuvarlandıysa o minicik çocuk nehire, biz de böyle giyindikçe kaybediyoruz içimizdekileri. Başkalarının istediği gibi giyiniyor, onların istediği gibi yaşıyoruz. Konuşmalarımız ciddileşiyor, yasaklar listesi çoğalıyor. Toplum en küçük hareketinizde aşağılıyor sizi.
Geçen gün birisine de demiştim, önemli olan farklı olmak değil. Asıl önemli olan kendimiz olabilmek. Çocukluk kahramanlarımıza hala özenmek önemli olan. İyinin hep kötüyü yeneceğine inandığımız gibi, içimizdeki “biz”in, bizi değiştirmek isteyenleri yenebileceğini bilmek. Küçük çıkarlar için iğrenç mahluklara dönüşüyoruz. Yüzümüzü renkten renge boyuyoruz. Aynı bugün okulda gördüğüm, yukarıda tasvir ettiğim kişi gibi yalan oluyor gülüşlerimiz, yalan oluyor sözlerimiz. Fedakârlık nedir, arkadaşlık nedir, dostluk nedir bilmiyoruz da, torpil nedir, çıkar nedir, para nedir adımızdan daha iyi biliyoruz.
Bu satırları yazan ben de çelişiyorum kendimle. İnsanlardan daha çok samimiyet, daha çok insanlık beklerken sanki ben de çıkarımı düşünüyorum. Eğer siz buna böyle diyecekseniz, evet, ben de çıkarımı düşünüyorum.
Belki de insanlığı hatırlayabilmek için tekrar çocuk kitapları okumak lazım. İyinin her zaman kazanmadığını artık iyice anlamış olsak bile, yalan olduğundan adımız gibi emin olsak bile, içimizdeki masum çocuğu beslemek için tekrar okumak lazım. Dünyada gerçekten iyi insanlar olduğuna tekrar inanabilmek için.
—
Bu konuyu burada keselim, biraz da tasvir-i Bilal yapalım. Birkaç gündür balığım “Tombul” hasta gibiydi, o yüzden epey keyifsizdim. Şimdi biraz daha toparlandı gibi sanki. Proje, ödev, sınav başladı hep beraber. Ben de bisiklet sürmeye tekrar başladım. Derslere bisikletle gidiyorum, istediğim binaya maksimum 3 dakikada ulaşıyorum. Ama ne hikmetse bazen içimden gelmiyor gitmek, dersi asıyorum. Sonra bu yüzden kendime kızıyorum. Sonra yine gitmeyip daha fazla kızıyorum. Ama söz veriyorum, bu haftasonu adam gibi çalışıp, tüm dersleri yakalayacağım.
Kafanızı şişirdimse özür diliyorum, güzel günler diliyorum…





14 Mart 2008, 01:05
her hafta sonu oncesi ayni laflar, yakaliyacagim dersleri falan=)
neyse bilal, bi ara ben de cektireyim o bisikletin anahtarindan;) =)=)
14 Mart 2008, 08:52
tek dönmek istediğim dönemdir çocukluk.
15 Mart 2008, 01:31
Biz bu dünyaya iyi olarak geldik…
Yaşamak için geldik.
Sevmek,sevilmek için geldik…
kalkanlarını indir,hepsini,bütün öğrendiklerini bir an,
kendine bak,
orada çok iyi bir insan var…
o bebeği al ve büyüt ,büyütebildiğin kadar….
diye yazmıştı bi ablam..
sen de kendini toparla buhaftasonu ve yeni bir enerjiyle mutlulukla başla bakalım yenihaftaya.. dersleri bu aralar ben de asıyorum.. sabahları uyku tatlı geldiğinden ama
öğleden sonraları yemekten sonraki derslerede bazen giresim gelmesede arkadaşlarla birlikte sürüklenip gidiyoruz bi şekilde
sonrada nasıl geçtiğini anlamıyoruz bile.. ah sınavlar.. .başladı valla.. hepimize kolay gele Allah yardımcımız ola..
gönlünce kal sertalp;)
17 Mart 2008, 10:13
Çok güzel bir yazı.Bazen bende kendimmiyim değilmiyim çok karıştırıyorm.Kıravat gömlek mi?Yoksa bol pantolon ve swetshirt mü?
Ellerine sağlık.
22 Mart 2008, 19:22
“Başkalarının istediği gibi giyiniyor, başkalarının istediği gibi yaşıyoruz” cümlesi ne kadar da doğru.. Bana bir de şeyi düşündürttü.. Belki de herkes başkalarının isteklerine göre giyiniyor/yaşıyor ve aslında kendi istedikleri şekilde yaşasalar hayat tarzımız çok daha farklı olurdu. Şu bi gerçek ki çok az insan kendi isteklerine göre yaşıyor, onlar da zaten toplumdan genellkile dışlanıyor maalesef. Modern hayatın getirdiği bir şey belki de bu.. İnsanlar bunu bu hale soktu. Çoğu şeyi isteyip istemediğimizi düşünmeden yapıyoruz, hayatın akışına kaptırmışız kendimizi. Ama daha kötüsü de bunun farkında olup da hala buna devam etmek..
Bu arada, sanırım kendine verdiğin sözü fazla tutuyosun baksana derslere gömülmüş gibisin ne zamandan beri yazı yazmamışsın
Söyleyene bak deme, bana da bir durgunluk geldi bu aralar hadi hayırlısı..