Kendini Bükmek
Denemeler 28 Nisan 2008, Pazartesi
Cabi’yle birkaç hafta önce bu konuda konuştuğumuzu hatırlıyorum. Bugün yine bir bahsi açıldı, ben de biraz anlatayım dedim. Bileniniz vardır, telekinezi adında bir nane var. Adamlar insanın isteme gücünün (veya hayal gücü de diyebilirsiniz) belli bir etkisi olduğunu düşünüyorlar. Açıkçası bu düşünceye pek çok yerde rastlamıştım fakat pek mantıklı gelmemişti. Ama şu kaşık bükme numarasının nasıl yapıldığını da çok merak ediyordum. Biraz bakındım etrafa, bakın neler öğrendim.
Şu kaşık bükme işi bi kere bir acayip. O kaşığın bükülmesinin bize hiçbir katkısı yok :D O kaşıkla yemek bile yenmez artık. Zaten ülke ekonomik krizde nedir bu rahatlık canım? Neyse, ama lazım oldu, biri dedi ki “beyefendi şu kaşığı bükmeniz mümkün mü?” Siz de tabi yardımsever kişiliğinizle aldınız elinize kaşığı. Şimdi ne olacak? İşte size taktikler. Bir kere derin bir nefes alın. Bu nefes hem sizi rahatlatır, hem de sizden kaşığı bükmenizi isteyen kişiyi. Zira sizi profesyonel sanacaktır. :roll: Hiç çaktırmayın siz de. Gözünüzü kapatın, odaklanın, kaşığı okşayın ve kaşığın akışkan bir madde olduğunu düşünün. Kaşık büküldü! Bu cidden bu kadar kolay mı yahu? Eğer bu insanın düşünce gücü ise inanın hiç işe yaramıyor, çünkü kaba kuvvetle 3 saniyede bükmüştünüz. Eğer dünyada “istemenin bir gücü” olmuş olsaydı bence bunun fiziksel kuvvetin önüne geçebilmesi gerekirdi. Yoksa pek de bir anlamı kalmıyor di mi?
Kaşık bükme olayının cidden gerçekten bir hile olup olmadığını merak ediyorum. Eğer hile değilse (ki öyle iddia edenler var) o zaman bu enerji nereden geliyor? Veya bundan bize niye bahsedilmedi? Matrix’i izlemiş olanlar, Neo’nun Büyücü’nün evine gittiği yeri hatırlayacaktır. Orada gördüğü bir çocuk kaşığı büküyordu ve ne diyordu Neo’ya “Do not try and bend the spoon. That’s impossible. Instead… only try to realize the truth. There is no spoon. Then you’ll see, that it is not the spoon that bends, it is only yourself.” Mealini veriyorum: “Kaşığı bükmeyi deneme. Bu imkansızdır.. Bunun yerine, sadece gerçeği anlamaya çalış. Kaşık yok. Görecekesin ki, büktüğün şey kaşık değil, sadece kendin.” Zaten kafam karışıktı, tuz biber oldu ama olsun. Bakın, diyor ki çocuk, hiçbir şey yok (konuşmanın devamında). Yani şu Descartes’in ünlü “Düşünüyorum, varım.” sözüne geldik. Varız ama düşünce olarak. E peki ben size sorarım o zaman bizim bedenimiz ne oluyor? Düşünce olarak varsak, kaşığı bükebiliyorsak, ben ilk baş Humanity sınıfındaki çocuğu bükerim o zaman. Bu arada Descartes’in günahını almayalım, o sonradan bedenin varlığının da ispatını yapmış.
Valla dediğim gibi merak ediyorum şu olayı. Umarım bu olay sadece bir hileden ibarettir (ki James Randi‘nin dediğine göre kesin kesin öyledir). Bu olay hile değilse o zaman aklımın daha da karışacağı muhakkak. En nihayetinde düşündüm de, istemenin bir gücü var, ama bu burada yazılanlar gibi öyle kaşıkla felan alakalı değil. Yaradan’dan istemenin bir gücü var sanki. Ne mutlu dua edince içinde o gücü hissedebilene…
Dip Not: Kendimi nasıl bükeceğim? Yardım edin!
Dip Not 2: Yine de bükmek isterseniz, deneyeyim derseniz buradan buyurun.
Etiketler: James Randi, kaşık, kaşık bükme, matrix, psikoloji, spoon boy, telekinazi


29 Nisan 2008 Saat:00:41
Sana kaşık konusunda yardımcı olamayacağım ama işine yarayacak başka bir şey diyebilirm. İstemenin gücü yerine inanmanın gücü diyebiliriz herhalde.
Benim yaptığım birşey var. Eğer sabah erken kalkmam gerekiyorsa (sınava falan geç kalmamak için) akşam yatmadan önce saate bakarım ve kendi kendime (içimden) derimki yarın mutlaka şu saatte kalkmalıyım. Vucudun kendi saati vardır. Herhalde benim saatten biraz ileriki kalkmak istediğim saatten 10-15 dakika erkenden uyanırım hep. Normalde hiç bir acelem yoksa belli bir saatte kalkmam gerekmiyorsa saatin alarmını birkaç kez kursamda uyanamadığım olur
Ama şimdiye kadar düşünce gücüyle kaşığı bükemedim, Cisimleri havaya kaldıramadım. Normalde bükmediğim bükükse düzelttiğim birşeyi niçin bükeyimki. Önemli olan kaşığı büküp ikiye ayırmak değil kırılan kaşığı düşünce gücüyle birleştirmek. Bunu yapabilirsen bir kaşık fabrikasında işini ayarlarım.
29 Nisan 2008 Saat:17:12
İçinde telekinetik olan bi kitap almıştım Stephan King’in(daha doorusu Zeynep’e hedie almıştım ama vermeye kıyamadım=) Kız bütün şehri havaya uçuruo,sadece düşünce gücüyle…
Bende öğrençem işte telekinetik işlerini,önce kaşık büküçem sonra öküz=)
:twisted:
29 Nisan 2008 Saat:17:13
kitap= Göz bu arada,stepan’cığımın ilk kitabı..
30 Nisan 2008 Saat:18:27
Ayrıca Randi, bu tür güçleri olduğunu ispatlayan kişiye 1 milyon dolar veriyormuş. Ayrıntılı bilgi burada.
1 Mayıs 2008 Saat:02:15
bende yapmak istiyorum onU
valla denedim olmadı gayette iyi konsantre olmuştum oysa.. oluyodur belki deneye deneye bigün başarırsam sölerim gerçekmi hile mi diye
ama kaşığı bükerken anneden gizli bükmek lazım :DD
1 Mayıs 2008 Saat:22:26
İstemenin gücü var bence… ama sen de söylemişsin işte adresi belli…
bunlar alakasız smiley oldu ama napiim çok şekerler..
4 Mayıs 2008 Saat:01:09
o kaşık bükme meselesini çözen olursa bana da anlatıversin
7 Mayıs 2008 Saat:17:21
15 Temmuz 2008 Saat:12:49
2 Ağustos 2009 Saat:13:49
Madem Matrix’ten konuşuyonuz tamam matrixi izleynler bilir. Kahine gittiğinde ilk karşılamasında kapının üstünde latince bişi yazıyordu.Nyedi o yazan:”Kendini bilmek” işte bütün mesele budur arkadaşlar. Bakın bi sahnesinde de Neo ile Morpheus dövüşürken ne diyor morpheus ” ne olduğunu düşünme ne olduğunu bil”… Ewt bende şimdi sorarım size nerden geldiniz nereye gidiyonuz.? İsteyerek mi geldiniz? İsteyerek mi gideceksiniz? bu dünyada bulunma amacınız nedir?
22 Ağustos 2009 Saat:15:12
To be or not to be…. Yani olmak ya da olmamak gerçekten bütün mesele bu. Zaman yanılgısına kanarsak hayatımızda kaşığın bükülesi ya da bükülmemesi gibi fiiller önem kazanır, ama zamanın aslında olmadığını, bir yanılgıdan ibaret olduğunu düşünürsek fiillerin bir önemi kalmaz. Zaman yoksa yaratılmak ta yok olmak ta yoktur. Bu durumda yanlız sıfatlar kalır hayatımızda. Ruhun olduğu yerde zaman yoktur orda yanlız duygular ve hisler vardır. Fiillerin tümü aslında aynı kaşığın bükülmesinde olduğu gibi bir yanılgıdır çünkü aslında aldatmaca olan zaman içinde gerçekleşirler. Hayatın en büyük sırıda burdadır zaten görünüşte zihin düşünmeden duramaz çünkü onun için de başlamak ya da durmak, yaratılmak ya da yok olmak yoktur o da zamandan bağımsızdır. Şimdi esas soruya gelelim peki kaşığa ne oluyor gerçekten bükülüyor mu?..Bu sorunun cevabını Schrödinger’in Kedisinin Peşinde adlı kitapta bulabilirsiniz sanırım (Kitap Tubitak yayınları arasında bulunuyor).
31 Ocak 2010 Saat:23:38
Benim firkrim bu konuları fazla deşmemek gerektiğidir.Nicolas Tesla’yı bilen varmı?(Parmk kaldırsın:):D )