Karalama…
Denemeler 24 Şubat 2008, PazarBazen önünüzde boş bir sayfa olduğunda ne yazmak istersiniz bilemezsiniz. Ondan mı bahsetsem bundan mı derken elbet birşeyler dökülür eğer siz isterseniz. Kalem kağıda dokunur, parmaklar klavyede “takır takır” ses çıkarır. Yapılan iş aynıdır, yaşamda bir iz bırakılır. Yıllar sonra hatırlanmayacak olsa bile yaşadığınızın kanıtıdır yazmak. Düşünmek, hissetmek, paylaşmak, konuşmak…
Ara ara okuyorum “Mesnevi’den Hikayeler” adlı bir kitabım var. Dili çok sade, anlaşılır. Hepimizin bildiği şeyler belki, ama anlatan Allah dostu olunca nasıl da değişiyor işler. Diyor ki Mevlana: “Hayaller bizi büyüleyip yanıltabilir. Bize hoş görünen şeyler günü gelir bizi incitebilir.” Hepimiz bir ya da birden fazla hayalin peşinde yaşıyoruz. Hepimiz aslında bir nefes sayısına sahip değil miyiz? Vakti gelince ayrılmayacak mıyız bu diyar-ı faniden? Güzel yaşamak lazım. Hayallere kapılıp aldanmamak lazım. Zamanın şimdiki değerini bilmek lazım.
Hayat hakikaten güzel. Yaşamak, bir şeyler üretmek, etrafa faydalı olmaya çalışmak… Hep derim, “yolun sonuna ulaşmaktan çok, yol üzerinde olmak daha önemli.” Bilmez miyiz çoğumuz hacca gitmeye niyetlenen karıncanın hikayesini. İşte öyle. Güzel işleri ertelememeli. Hayat su gibi akıp giderken yolu bulmalı, orda kalmalı.
Nereden aklıma geldi bilmiyorum ama Mehmet Akif’in çok sevdiğim bir şiiri var. Okurken düşünüyorum, acaba diyorum “eski insanlar daha mı samimilerdi bizlerden?” Şimdi pek kalmadı sanırım böyle insanlar. Az konuşup öz konuşanlar.
Küçükken dünyanın en akıllı insanı olacağımı sanırdım. Lisedeyken hiçbir zaman böyle olamayacağımı anladım. Şimdi üniversitedeyim ve böyle bir kaygı içinde değilim. Anladım ki, herkes ayrı ayrı değerli. Frekansınız uyuşmasa da herkesin var içinde bir yerlerde iyilik tohumu. Herkesten öğreneceğimiz epey bir şey var…
Etiketler: dünya, hayal, hayat, Mehmet Akif, Mesnevi, Mevlana, öğrenmek, toplum


Son 5 Yorum