İyi-Kötü İnsan
Denemeler 11 Mart 2008, Salı
Simyacı’nın ünlü yazarı Paulo Coelho’nun “Işığın Savaşçısının Elkitabı” adlı kitabını okuyorum bu aralar. Ders başlamadan bir okuyayım demiştim, bir yer çok ilgimi çekti paylaşmak istedim. Kimimiz insanları yüzlerindeki ifadelerden anlayabiliriz. Sanırım bu özellikten bir tutam da bende var. İnsanları ne kadar sınıflandırmayı sevmesem de, bir kere gördüğüm insanı, hemen davranış olarak kategorize ediyorum. Bunlara göre kimi insanlara daha açık davranıyorum, kimilerine hiç yaklaşmıyorum.
Yalnız bu özelliğimin sadece erkeklerde işe yaradığını tespit etmiş bulunmaktayım. Düşüncelerimde nedense çok az yanılıyorum ama böyle olmak bazen çok kötü diye düşünüyorum. Mesele, her insanın içinde kötülüğün az veya çok miktarda bulunuyor olması. Sadece “çok iyi” insanlarla bulunmak bazen yeterli olmayabilir. Her nasıl sadece bir kötü huyu yüzünden bir insanı bırakıp gitmek doğru değil, aynen de sadece bir iyi huyu olan insanı bırakmak da doğru değil. Herkesten alacağımız bir parça “bal” bizi daha iyi yapacaktır.
İnsanlar içleri ne ile doluysa, onu dışarı vurur derdi ilkokuldaki öğretmenimiz. Daha iyi anlıyorum şimdi, gerçekten de öyle. İçinde baharın esintileri olan insanlar, etrafına nasıl huzur veriyorsa; kötülükten kalbi kararanların da ağzından küfürden başka şey duymak mümkün değil.
Bakalım ne diyor Coelho: “Ne tuhaf” der ışığın savaşçısı, kendi kendine. “İlk fırsatta en kötü niteliklerini göstermeye çalışan pek çok insanla karşılaştım. İçsel kuvvetlerini saldırganlığın arkasına gizlerler; yalnızlık korkularını bağımsızlık havası arkasına gizlerler. Kendi yeteneklerine inanmadıkları halde sürekli olarak erdemleriyle böbürlenirler.” Savaşçı bu mesajlar, karşılaştığı pek çok erkeğin ve kadının yüzünde okur. Asla görünüşe aldanmaz ve insanlar onu etkilemeye çalıştıklarında suskun kalır. Böyle durumlardan yararlanıp kendi kusurlarını düzeltir, çünkü başka insanlar bizim için mükemmel bir aynadırlar.
Evet, işte böyle. İlerleyen günlerde sizle “Işığın Savaşçısı” hakkında daha çok şey paylaşacağımı ümit ediyorum. Sağlık ve güzellik sizinle olsun efendim…


12 Mart 2008 Saat:15:29
“İnsanlar içleri ne ile doluysa, onu dışarı vurur derdi ilkokuldaki öğretmenimiz. Daha iyi anlıyorum şimdi, gerçekten de öyle. İçinde baharın esintileri olan insanlar, etrafına nasıl huzur veriyorsa; kötülükten kalbi kararanların da ağzından küfürden başka şey duymak mümkün değil.”
burası süper olmuş. bende okicem bu kitabı : )
12 Mart 2008 Saat:18:14
ben katılmıcam bu sefer
İnsanlar tanıdıkça değerlendirilir bence
Yani benim tahminler nedense ilk gördüğümün tam tersi olur.Yani önce severim sonra sevilmiçek biri olduğunu anlarım ya da tam tersi önce gıcık kaparım gitgide severim=)
Ya ne diorum ben,insanları sevmem ki=)
Ama şunda ciddiyim;tanıdıkça sevmek her an yeni yeni huylar keşfetmek arkadaşlığın devamlılığı için daha ii
(Nokta)
12 Mart 2008 Saat:22:57
ben kötüyüm kötü :=)
biri bana mı seslendi …!
22 Mart 2008 Saat:10:30
Hayatı olduğu gibi insanları da oldukları gibi görmemiz mümkün değildir… Gördüğümüz şey, bizim algılamamızdan, zannımızdan, önyargılarımızdan, bize öğretilen diğer tüm değerlerimizden, tereddüt ve korkullarımızdan etkilenir…
Madem insanın içi ne ise onları dışa vurur ve bu dışavurum da herkesi ve herşeyi (az çok) etkiler, o zaman hayatın içeriğini belirleyebilmek ve yönlendirebilmek için kendi içimizi düzenlemeli ve içsel bir devrime yönelmeliyiz… O zaman göreceğiz ki, insanlar bizim algıladığımız şekilde olacaktır ya da o şekilde düşünüp hareket ettiğimizden, hep içimize uygun insalar karşımıza çıkacaktır…
İnsanların hiçbiri kötü değildir… Sadece canları fazla yandıkları ve nasıl iyi olunacağını bilmedikleri için insanlar kötü olurlar…
Bir insanın nasıl birisi olduğunu sezgilerimizle ve hayat tecrübelerimizle anlayabiliriz ama vardığımız (bu insan kötü bir insan) sonucuna göre tavır almak/ondan uzak durmak ne kadar doğrudur? eğer doğru ise, buna uygun hareket etmek kimin ve ne işine yarar…
Güya kendimizi koruduğumuzu sanarız o kişinin kötülüğünden…Ama eğer o kişi başkalarına kötülük yapma eğiliminde olan bir insansa bunu, insan sarrafı olmayan birine yapacaktır ve yaptığı kötülük zincirleme bir etki ile belki bize ulaşacaktır… Eee o zaman, hani kendimizi korumuştuk…
Hayatta her şey birbirine görünmez bağlarla bağlı ve bizler sorunlu bir halkayı onarmazsak, bundan kesinlikle biz de etkileneceğiz… biz olmazsak bir sevdiğimiz ya da başka bir masum ve iyi insan…
N’apmalı o zaman Sertalp!
Allah’ın bize verdiği “insanları yüzlerinden anlama” yeteneğini sadece kendi bencilliğimiz için mi kullanmalı, sadece kendimizi -güya- korumak için mi…
25 Mart 2008 Saat:15:19
Nihat abi bu yapıcı yorumun için teşekkür ediyorum. Bu konu üzerinde yorumundan sonra bir müddet daha düşündüm. Belki de dediğin gibi sorunun kaynağı biraz da bizlerizdir. Belki içimizi düzenleyebilsek, karşımıza öyle insanlar çıkacak.
Yalnız bence, insanları kötü yapan nedenler ne olursa olsun, insan kendi isteğinden dolayı kötü olur. Daha doğrusu insan isterse, gayret ederse “iyi insan” çerçevesinden ayrılmaz.
Ne yapmalı… Vallahi orasına karar veremedim abi. Belki de bunun cevabını senden duymak daha iyi olacaktır.
Tekrar teşekkürler…