İnsanlar, Olaylar ve FikirlerBugün sevgili Cabi ile birlikte Ümitköy’e doğru gezmeye gittik. Yolda, otobüsle giderken aklımıza bir kaç konu geldi ve birlikte fikir alışverişinde bulunduk. Daha önceden de söylemiştim, farketmese de bu blogun temelinde Cabi’nin değerli fikirleri vardır. Düşünmemi, olaylara farklı açılardan bakmamı sağlayan kişidir Cabi. Belki ilerde onun hakkında uzun bir yazı yazar, hakkını ödemede muvaffak olurum.

Konuştuğumuz konu, dünyada ilgilenmemiz gereken şeylerle ilgiliydi. Yani tanım olarak insana biraz ilginç geliyor aslında ama okuyunca mantık olarak çok zor bir konu olmadığını anlayacaksınız. Düşüncemiz şu; bir insan, diğer insanlar ve olaylar hakkında düşünmektense, fikirler hakkında düşünmelidir. Düşünce kapılarını zorlamalıdır.

İnsanlar, gelip geçer. Sizin, benim geldiğimiz, şu an yaşadığımız gerçeği gibi, bir gün öleceğimiz de bir gerçektir. Haliyle, insanların diğer insanlar hakkında konuşması, düşünmesi sadece günlük hayatta bir işe yarayacaktır. İnsanlar ölüyor ama çok azı hatırlanıyor. Nice başarılı insanlar vardır ki, ismi bir cadde adı olmaktan ötede değildir. Az birşey mi yapmıştır? Hayır, belki de dünyanın sayılı insanlarındandır. Ama insan fanidir. Ölüyor ve yaptıklarının bir kısmı da onunla ölüyor. Bir sanat eseri bırakmanın ölümsüzlük olduğuna dair bir düşünce var. Aslında bakarsanız, mantıklı gözükse bile bunda da mutlak manada bir ölüm var. Değerli olan o eser; yapan da değerli ama bakanların gözünde öyle değil. Belki de bana öyle geliyor.

Chuck Palahniuk’un bir kitabını bitirdim geçen gün; “Ninni”. Orada diyor ki “ne kadar fazla insan ölürse ölsün, her şey yine daha çok aynı kalıyor.” Çünkü dünyanın üzerinde fikirler hakim, insanlar değil. İnsanlar öldükçe, fikirlerin savunucuları yer değiştiriyor o kadar. Bir makam boşalıyor, başka biri geçiyor. Maksat, düşünce hep aynı kalıyor, hep aynı şekilde devam ediyor.

Hayatta yapmak istediğimizin ne olduğuna karar vermemiz gerekir. Tüm dünya için önemli biri mi olmaya çalışıyoruz? Yoksa sadece yaşayacak kadar para kazanıp huzur içinde ölmek mi? Yoksa çok daha farklı bir şey mi? Buna karar vermeden atacağınız her adım, sizi bir yola sürükleyecektir. Ve siz, o adımlar doğrultusunda yaşamaya başlarsınız.

Her halükarda yapılması gereken, fikirleri tartışmaktır. Gelin bir örnek seçelim ve bakalım. 1789 Fransız İhtilali’ni düşünelim. İnsan: II.Leopold ve XVI.Louis, Olay: İhtilal, Düşünce: Eşitlik, Milliyetçilik. İnsanları konuşmak gereksiz, neden, çünkü kral XVI.Louis değil de başka bir Louis olsa durum değişmeyecekti. Çünkü XVI.Louis, bir kral olarak vermek zorunda olduğu kararı vermiştir. Onun yerinde herhangi bir kral olsa da vereceği karar farklı olmayacaktı. Olay, yani ihtilal ise sadece düşüncelerin bir sonucudur. Bu fikirler böylesine yayılmasaydı, ihtilal gerçekleşmeyecekti. Olay sadece düşüncelerin somut bir hal almasından ibarettir. Üzerinde kafa yorulması gereken ise düşüncelerdir: “Eşitlik nedir? Ölçüsü ne olmalıdır? Milliyetçiliğin sınırı nedir? Nelere yol açabilir?” gibi sorular sorulmalı ona göre cevaplar alınmalıdır. Ancak bu soruları sormayı başarabilen insanlar ve milletler ilerleyebilir. Maksat, insanların düşünmesi sağlamaktır.

“Fransız İhtilali, birçok ülkede milliyetçilik duygusunun artmasına sebep olmuştur.” ifadesi bence yanlıştır. Buna yol açan ihtilal değil, ihtilalin arkasındaki fikirlerin dünyaya yayılmasıdır. İhtilal sadece bu fikirlerin yayılmasına hız katmıştır. Bu açıdan incelendiği zaman olaylar insanlara faydalı olacaktır.

Milliyetçiliğin ileri gidilmesi neler yol açar diye önceden konuşulmuş, düşünülmüş olsaydı belki de Hitler gibi bir vicdansız asla böylesine katliamlar yapamayacaktı. Dahası, Almanlar böylesine kullanılmayacaktı. Fikirler, işte insanları böylesine sürüklüyor. Belki de hayatında asla yapmayacağı, yapmaya bile kalkışamayacağı kötülükleri yapmaya sürüklemiştir.

Hayatta ne ile uğraşırsanız uğraşın, amacınızı ne olarak belirlerseniz belirleyin, fikirler hakkkında düşünün. Bu açılması zor olmayan ama size faydası dokunabilecek kapıyı ardına kadar açın.

Medeniyetin ilerlemesi ancak düşünmekle olur. Yazımı, tüm bu yukarıda okuduklarınızın temeli olan, Cabi’den bugün tekrar işittiğim sözle bitirmek isterim: “Küçük insanlar insanları, orta insanlar olayları, büyük insanlar ise fikirleri konuşurlar.”

Sağlıcakla…

#

Etiketler: , , , , , , ,