Kısa Ziyaretler Serisi 1Öyle başına seri yazıp, numara olarak 1 koyduğuma bakmayın, devamı gelir mi bilmem ama değişik birşey deneyeyim dedim. Blogda yazı yazmak zor iş. İnsana her zaman gelmiyor ilham. Hele de benim gibi evde oturup oyun oynuyorsanız imkansıza yakın. Bir çok şey düşünüyorum gün içinde ama yazı yazacak kadar da değil. Evde oturmak beni iyice düşünmeyen bir varlık haline getirdi (düşünmüyorum, o halde yok muyum? :D ) Neyse, şöyle bir blog dünyasında turlayıp yazacak konu aradım, bulamadım. Eh madem o kadar dolaştık, herkesin yazdığı yazılar hakkında düşündüklerimi burada aktarayım, bana da yazacak birşey olur :)

Ziyaret edilen bloglar, Google Reader’daki RSS üzerinden gezdiğim bloglar, yani Bizim Tayfa sekmesinde göreceğiniz yazılar. İlk uğradığımız blog, Sözlerimi Geri Alamam, yazının adı Bir Babalar Günü… Aklıma geldi ama yazamadım Babalar Günü ile ilgili bir anı. Telafi edeceğim ama kısa zamanda bir yazıyla. SGA’daki yazıda, babadan değil babasızlıktan bahsediliyor. Geçen gün Tuuce, yazdığı yazıda insanın sağlığını kaybedince değerini anladığından bahsediyordu. (Tekrar geçmiş olsun Tuuce bu arada). Herşeyde öyledir aslında. Bu yazıyı okuyuna bir daha anlıyor insan dünyalar tatlısı bir babaya sahip olmanın değerini…

Diğer yazı, aslında bir blogcu yazarındandı, ama bu aralar blogcu.com’da bir sıkıntı var, o yüzden bunu es geçtik. Emre‘yle okuldan arkadaşız. Emre, Genetik’te okuyor ve şu sıralar staj için Almanya’da bulunuyor. Bizi kıskandırmak için de habire Almanya yazısı yazıp duruyor, bol bol da fotoğraf koyuyor. Çok da yoğunmuş MSN’den konuştuğumuzda öyle diyordu. Ama cidden helal olsun çocuğa, geçen yaz da zorunlu olmadığı halde staj yapmıştı, hem de taaaa Amerika’da. Almanya bildik yer hiç olmazsa :D Stajını EMBL adında bir yerde yapıyor ki, anladığım kadarıyla bu işte karizma yerlerden bir tanesi. Fotoğrafları incelerseniz çok tatlı ağaçlar göreceksiniz. Caddeler de güzel görünüyor oldukça. Valla içimde de acaip gezme isteği var, bilmediğim yerleri görmeyi çok severim ben. Fotoğrafları görünce de fena oldum o yüzden. Kilisedeki insan sayısı az göründü gözüme, gerçi bizim camilerde vakit namazlarında da az insan olur ya, neyse. Yalnız en çok şaşırdığım yer, Emre’nin tanıştığı Türkler’e fotoğraf çektirtmesi oldu :D Yav insan yeni tanıştığından ister mi hemen bunu :D Eh insanımız sıcakkanlı napalım. Emre’ye yaptığım yorumu bir görün derim, Emre benden birşey saklıyor! Beni davet etmiş, çok teşekkür ediyorum, inşallah beraber gezeriz Emre bigün, tanıdıklarım arasında gezmeyi en iyi bilen sensin çünkü :D

Takip ettiğim ama çok az yorum yazdığım sitelerden biri de Yüxexeratonin. Bir öğretmen ablamızın tuttuğu bu blogda, okulların kapanmasıyla ilgili başlayan ama sincapla biten bir yazı var. O fotoğraftaki sincap ne tatlı birşey öyle yahu. Vallahi içim gitti, çok çok çok tatlı yaw. Gözleri, kuyruğu ve elleri çok tatlı. Bugün de sincapların olduğu bir çizgi film izlemiştim, onun da etkisi var sanırım bu sevgimde. Hiç düşünmemiştim evde sincap besleneceğini, aklıma yattı aslında ama ne zamana nasip olur bilinmez… Satıyolar mı yahu sincap bi yerde Ankara’da?

Epey önceden beri takip ettiğim bloglardan biri de Bengi Abla’nın blogu. Bir illüstrasyon (yanlış yazmadım umarım) blogu olan “bengidiyorum”un devamı olan bengigencer.com adresinde hemen hemen her gün Bengi Abla’nın çizimlerini takip ediyorum. Sitesinde (neden hâlâ bilmiyorum ama) yorum yazma seçeneği olmadığı için hergün sadece bakmakla yetiniyorum :) Ne zamandır bir çay sözümüz vardı (yoksa kahve miydi) ama hâlâ fırsat olmadı, başlığı görünce “En sonunda Bengi Abla da gitmiş tatile” diyecektim ki, süprizmiş meğer :D Gidemezsem çizerim demiş Bengi Abla. Ellerine sağlık, portakaldan güneş çok tatlı olmuş :)

Son olarak yukarıda belirttiğim gibi Tuuce’nin sitesini ziyaret edip bir geçmiş olsun demekte fayda var, zira ciddi bir rahatsızlık geçirmiş. Tekrar geçmiş olsun diyorum. Yazımı burada bitirirken, büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öpüyorum :)

Etiketler: , , , , , , , ,